Millî Görüş bu toplumun özüdür

Millî Görüş Hareketi mücadelesine başladığı Ekim 1969’dan bugüne kadar, yarım asırdır, teşkilat yapısında birliği korumayı başarmış ve birlik içerisinde siyaset üretmenin bereketini görmüştür. Hareketimizin en tepe noktasından en alt kademesine kadar var olan fikir birliği, en güçlü yönümüzdür. Farklı fikir ve akımlardan etkilenen değil, farklı fikir ve akımları, kendi fikir yapımız içerisinde değerlendiren bir düşünce yapısına sâhibiz. Bu hassasiyet Millî Görüş’ün, olmazsa olmaz, kuralıdır.

Bizler Müslümanız. Düşüncelerimizin Müslüman kimliği ile uyumlu ve inanç değerlerimize uygun olması tabiidir. İnancımız, şahsi hayatımızda da, sosyal ve siyasi hayatımızda da değerlerimize uygun düşünmemizi gerektirir.

İnsanlık tarihine baktığımız zaman görüyoruz ki toplumlar kendilerini yaratan sonsuz merhamet sâhibi Âlemler’in Rabbini unutup, O’nun emir ve yasaklarına uymayı terk ettikleri zaman, mutlaka bir zâlimin zulmü altında perişan olmuşlardır.

Yeryüzünde İslam Medeniyeti kurulup insanlar âdil düzende yaşamaya başlayınca, Asr-ı Saadet, Hulefâ-i Râşidin, Emevîler, Abbasîler, Selçuklular ve Osmanlılar’la devam eden, 1150 sene bütün insanlık dünyada bir “Adâlet Düzeni”nde yaşadı. 

“Hak ve Adâlete dayalı, âdil bir düzen” uygulayan Güçlü bir Devletin varlığı, bütün haksızlıkları, ortadan kaldırmaya yetiyor.

Zira böyle bir devlet mevcut olursa, o devlet yeryüzünün en ücra köşesinde bir zulüm yapılırsa, o zulmü önlemeyi kendine görev biliyor.

Osmanlı Devleti, bu inançta olduğu için, Portekiz ve İspanyolların Nijerya’yı işgal edip, sömürge yapmasını önledi. Bunun için, bir donanma gönderdi. Askerî gücünü kullanarak sömürgecilere müdahale etti ve Nijerya’daki masum insanları da zulümden ve kölelikten kurtardı.

Yine Endonezya’yı, Hollandalıların işgal edip sömürge yapmasını önlemek için Osmanlı Devleti, özel olarak bir donanma yaptırdı. Endonezya’ya gönderdi. İşgalcilere karşı askerî gücünü kullanarak engel oldu. Endonezya’yı sömürge olmaktan kurtardı.

Değerli kardeşlerim dikkatinizi çekiyorum. Millî Görüşçüler olarak, bizi farklı yapan, tam yarım asırdır, inandığımız temel esaslara bağlılığımızdır. En önde dalgalanan bayrağımız da ahlâkî ve mânevî değerlerimizdir. Bunu hiç unutmamamız gerekir.

Ancak daha sonraki yıllarda 2. Viyana Kuşatması hedefine ulaşamayınca, 1683 yılında maddi güç, kuvveti üstün tutan zihniyetin, ırkçı emperyalizmin,  eline geçti. Yaklaşık 350 senedir yavaş yavaş bugün dünyanın içinde yaşadığı zulüm düzenini kurdular.  

İşte Millî Görüş Hareketi bu zulüm düzenine karşı hayatın her alanında mücadeleyi esas alarak,  yeniden Hakk’ı üstün, tutan tevhid ve adâlet merkezli bir dünyanın kurulması için yola çıkmış bir harekettir. Onun için çok mühimdir, çok değerlidir. Millî Görüş “Yeni Bir Dünya”yı kurma hareketidir. 

Millî Görüş’ün temeli; şefkat ve merhamettir. Gayesi ise; Bütün insanlar için saadet, refah, itibar ve saygınlığın sağlanmasıdır.

Millî Görüş’e göre, Allah’ın insanlara doğuştan verdiği yaşama, aklın korunması, inancın korunması, neslin korunması ve malın korunması hakları, inanan inanmayan bütün insanlar için geçerlidir. Ve bu hakların tamamı devletin koruması altındadır. 

Millî Görüş Hakk’ı üstün tutan bir anlayışa sâhiptir, Kaba kuvvete karşı hakkı, hukuku, adâleti savunur.

Millî Görüşçülerin inancı, üç esastan meydana gelmiştir. 

Birincisi maneviyatçı olmak, dünyacı olmak değil, âhireti hesaba katmak. 

İkincisi Hakk’ı üstün tutmak. 

Üçüncüsü de nefis terbiyesini esas almaktır. Peygamberler nefis terbiyesini esas almışlar, firavunlar ise nefislerine uymayı, nefse esareti esas almışlardır. İnanan insanlar peygamberleri örnek alırlar, firavunları değil... 

Biz Millî Görüşçüyüz, hem kendimizin hem bütün insanlığın Hakk’ı üstün tutmasını, maneviyatçı olmasını, nefis terbiyesini esas almasını arzu ediyoruz. Herkese bunları anlatıp saadetin ancak bunlarla mümkün olduğunu duyurmaya çalışıyoruz.

Millî Görüş sâhibi olursanız bunları başarırsınız. Millî Görüş gömleğini çıkarırsanız bunları başaramazsınız. Düşmanlarınızın oyununa gelir başkalarının etkisinde kalırsınız. Şahsiyetli bir toplum oluşturmak için, Millî Görüş bir tercihten ibaret değildir, bir zorunluluktur. 

Büyük bir onurla 50 yılını geride bıraktığımız Millî Görüş Hareketi,  şuurlu bir kadro ve dâvâ hareketidir. Aynı zamanda milletimize ve İslam toplumlarına her alanda hizmet edecek şuurlu kadroların yetişmesine vesile olan temiz ve hayırlı bir harekettir.

Yarım asırdır büyük bir azim ve gayretle çalışan Millî Görüşçüler, seferden sorumlu olduklarının bilinciyle zafere ulaşmak için, inançlarına aykırı yollara asla başvurmamışlar. Bu nedenle hedefe ulaşmak için Batı’yla işbirliği yapmayı tercih eden işbirlikçi zihniyetlerle aramızda en başından beri doğal bir mesâfe oluşmuştur.

Millî Görüş Hareketi, İslam’ı fert, cemaat ve düzen bazında bir bütün olarak algılamış, siyasetten ekonomiye, sosyal alandan ahlaki alana kadar hayatın tüm alanlarında etkin ve tavizsiz bir İslami şuurlanmayı hedef almıştır. Bu şuurlanmayı sağlamak için de kurduğu kırkın üzerinde Milko kuruluşu ile toplumun her kesimine ulaşmaya çalışmış,  onları uyarmaya, hedef ve ideallerini açık bir şekilde tebliğ etmeye gayret etmiştir.

Millî Görüşçülerin aslî görevi, bu tebliği yapmaktır. Allah’ın insanları Hakk’a çağıran bütün peygamberlerinin görevi de bu idi. Hakk’ı tebliğ etmek, gerçekleri anlatmak. 

Genç nesilleri “Önce Ahlak ve Maneviyat” değerleriyle yetiştirmeye gayret eden Millî Görüş Hareketi, birçok sıkıntılarla karşılaşmasına rağmen, tarihinin hiçbir döneminde, bu milletin bir gencinin bile burnunun kanamasına sebep olmamış bir harekettir.

Yetiştirdiği gençlerin memleketine, milletine ve bütün Müslüman toplumlara hayırlı bir fert olmasına gayret ettiği gibi bu gençlerin  îmanına ve ahlâkına da sâhip çıkarak itikâdi  sapıklıklara, ılımlılığa, diyalogçuluğa, hadis ve sünnet inkârcılığına yönelmesine de engel olmuştur. 

Milletimizin kendi dininden ve değerlerinden koparılmaması için, büyük bir mânevi kalkınma hamlesi başlatarak, tam beş bin Kur’an kursu, altı yüz imam hatip lisesi açarak bu milletin dinine ve mânevî değerlerine çok büyük hizmetler yapmıştır. 

Millî Görüş Hareketi aynı zamanda, Büyük Sanayileşme Hamlesi’yle de memleketin dört bir yanını, temellerini attığı ve açtığı fabrikalarla donatmış,  hem maddî, hem de mânevi alanda kalkınmanın bir bütün olarak hayata geçmesini hedeflemiştir. 

Ekonomik alanda tam bağımsızlığı, üretme ve âdil paylaşıma dayalı güçlü bir ekonomik sistemi hayata geçirmeyi  hedefleyen Millî Görüş Hareketi, “Faizsiz bir Ekonomik sistem” modeli ile ekonomik sömürüye dur demek için gayret etmiştir. 

Millî Görüş Hareketi ümmetin öncelikli düşman algısını ve ümmetin dikkatini, Siyonizm ve emperyalizme yönlendirerek, öncelikler kuralını mükemmel bir şekilde uygulamış, ırkı, mezhebi ve meşrebi ne olursa olsun, kendisini Müslüman olarak tanımlayan, Kur’an ve sünnet çizgisinden sapmamış tüm toplulukları, ırkçı emperyalizme karşı bir blok ve tek saf haline getirmenin mücadelesini vermiştir.

Millî Görüş Hareketi Müslümanların kendi iç ayrılıklarını körüklemek, ihtilaflarını konuşmak yerine, ümmetin birlik olduğu hususları ön plâna çıkararak, Müslümanların birlik ve beraberliğini sağlamaya gayret etmiş, Moro’dan  Afganistan’a kadar bütün Müslümanların derdiyle dertlenmiş bir harekettir. 

Kudüs ve Filistin dâvâsını bütün hücrelerine kadar sahiplenmiş ve düzenlediği büyük Kudüs Mitingi’yle de bunu bütün dünyaya îlân etmiştir. Hem Kudüs’ün özgürlüğü hem de ümmetimizin yeniden dirilişi için “Hep birlikte Allah’ın ipine sarılın, parçalanıp, dağılmayın. (Ali İmran, 103) ilahi emri gereği uluslararası alanda “İslam Birliği” projesi için gayret sarf etmiş bu gayretini de Allah’ın bir lütfu olarak D-8 gibi muazzam bir organizasyonu devletlerarası bir anlaşmayla hayata geçirerek başarmış bir harekettir.

50 yıldır yapılan bu muazzam çalışmalar ve projeler de göstermektedir ki, Millî Görüş Hareketi bütün insanlığın kurtuluş hareketidir. İhtiyarî değil mecbûridir. Çünkü düzenin böyle yürümesi mümkün değildir. Millî Görüş’ün geliştirilmesi ve uygulamaya konması lâzımdır. Bu hususta hepimize görev düşüyor. Hepimiz bütün gücümüzle bu hedefi gerçekleştirmek için çalışmak zorundayız. 

Millî Görüşçüler olarak üzerimizde; inananların inandığı gibi yaşayabileceği, haksızlıkların olmadığı, “Yaşanabilir Bir  Türkiye”yi, arkasından mazlum milletlere yardım edebilecek güçte “Yeniden Büyük Türkiye”yi ve son hedef olarak da hak ve adâlete dayalı “Yeni Bir Dünya”yı kurma sorumluluğu var. Allah’ın izniyle şuurlanacak, çelikleşecek, programlarımızı gerçekleştireceğiz. Bu çalışmaları yaparak Allah’ın lûtfu ile “Yeni Bir Dünya kuracağız.” 

Millî Görüş Hareketi, bu çalışmaları yaparken yolunu aydınlatan “Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O doğru yolda olanları da en iyi bilendir.” ( Nahl, 125) âyeti olmuştur. 

Fedakâr, gayretli Millî Görüşçü kardeşlerimizle birlikte yapmış olduğumuz çalışmalar, Millî Görüş’ün bütün insanlığın kurtuluşunu hedef alan çalışmalardır. Cenab-ı Hakk’a sonsuz şükürler olsun ki Millî Görüşçüler coşkuyla heyecanla hep birlikte bir kardeşler topluluğu olarak bu gayreti gösteriyorlar.

Önce inandığımız gibi yaşayacağımız bir Türkiye’nin, arkasından yeryüzünde yeniden bir saadet dünyasının kurulmasına liderlik edecek güçte bir Türkiye’nin, netice olarak da Yeni Bir Dünya’nın kurulması için cihat ediyorlar. Allah hepsinden razı olsun. 

Son olarak şunun bilinmesini arzu ediyorum, Millî Görüş Hareketi bu toplumun özüdür. Millî Görüş Hareketi’nin dayandığı temel esaslar, tarih boyunca toplumumuzun ferasetinden süzülerek gelen billur ve berrak irfana dayanmaktadır. İfrat ve tefritten uzak bir kavrayışın yansıması olan siyasi ve sosyal çalışmalarımız inşaallah, başta halkımız olmak üzere insanlığın kurtuluşuna vesile olacaktır. Bu düşüncelerle hareketimizi yüklenen fedakâr ve vefâlı kardeşlerimin elli yılı aşkın gayretlerini tebrik ediyor, nice elli yıllara ulaşmayı Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Son olarak bizlere şevk ve azim veren âyetlerle sözlerimi tamamlıyorum.

• “Zafer inananlarındır ve zafer yakındır.” 

• “Eğer inanıyorsanız üstün gelecek olan sizsiniz.” 

 . “Âkıbet (sonuç) muttakilerindir. (Allah’tan sakınanlarındır)”

Allah (C.C.) yardımcımız olsun.

 Oğuzhan ASİLTÜRK

Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı

Milli Görüş Vakfı Başkanı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oğuzhan Asiltürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Seyfeddin - Rahmetli Erbakan hocamızın SP % 7,5 lerde bıraktı şimdiki halimize ne diyelim , unuttuk D. 8.projesini,

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 14 Aralık 13:47
01

Rahmi̇ Yi̇ği̇t - saygı değer büyüğümüzün yukarıdaki sözlerine canı gönüiden katılmamak mümükün mü Ancak uygulamada neler yapılıyor.Bu değerleri savunanlar tu kaka ancak münafık ve fitneciler ile iş birliği yapılıyor.sürekli deplasmanda maç sürekli malubiyet.

Yanıtla . 1Beğen . 2Beğenme 12 Aralık 13:22


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 4.250 TL oldu! Yeni rakamı nasıl buldunuz?