Toksik (zehirli) liderlik...

Yakın zaman önce tez danışmanlığını yaptığım bir yüksek lisans öğrencimi dinlerken pek çok şey çağrışım yaptı ve bu makaleyi yazmaya karar verdim. Hemşire öğrencim, çalıştığı sağlık kurumlarında yaşadıkları kötü örneklerden çok etkilenmiş ve “toksik liderlik” konusuna çalışmıştı. Yıllardır ‘liderlik’ dersleri de veren bir hoca ve emekli bir asker olarak, düşüncelerimi bu sefer bir sohbet havası içinde sizinle paylaşmak istiyorum.

Neden bu konuyu seçtik? Çünkü bu konu, çağımızın kurumsal hastalıklarının başında geliyor. Bu yüzden, pek çok kurum ya da iş yerinde çalışanların motivasyonu bozulmuş durumda. Pek çoğu bozuk kişilikli liderler yüzünden işini terk etmek, emekli olmak ya da hayat çizgisini değiştirmek zorunda kalıyor. Bir şeyler yapmalıyız.

Tabii ki dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de mükemmel ya da iyi liderler var ve gelecekte de olacak. Bizim işimiz terfi etmeyi, makam sahibi olmayı bir araç değil amaç haline getiren ve bu otoriteyi keyfince kullanmaya kalkan liyakatsiz kişiler ile ilgili. Bu yetersiz kişiler bir kere makamı ele geçirince artık tek işi makamını korumak oluyor.

İşin ironik kısmı bu tür kişilerin kendilerini herkesten üstün ve bilgili sanmaları. Yani “Cassandra Kompleksi”nden bahsediyoruz. Bir kere o makama gelince her şeyi bildiğini ve otoritesini kimse ile paylaşmadığı gibi herkesi rakip olarak görenlerden. Bu kişiler danışmaya ve başkalarının fikirlerine tahammül edemezler. Bazıları zaten her şeyi çok iyi bildiklerini düşünür, bazıları ise diğerlerini rakip olarak görürler.

Burada zehirli (toksik) duygu devreye girer. Peter Frost’a göre; toksik duygu, çalışanların tümünden enerjiyi alıp tüketir, verimliliğini azaltır ve teşkilatın önemli personelinin işi terk etmesine sebep olan zehirli bir madde gibidir. Zehirli liderin temel özellikleri ile ilgili aşağıdakiler üzerinde mutabık kalınmıştır;

(1) Çıkarcılık

(2) Değer bilmezlik

(3) Olumsuz ruhsal durum

(4) Bencillik

Andrew Schmidt ise toksik liderliğin; ‘kişisel yetersizlik’, ‘bencillik’, ‘yalnızca kendini düşünen’, ‘kendi çıkarlarını öne çıkaran’ gibi narsist özelliklerini sıralamıştır. Zehirli liderliğin hüküm sürdüğü örgütlerde çalışanların ruhsal ve dolaylı olarak da fizyolojik sağlıklarının olumsuz etkilenmesi nedeniyle sağlık harcamaları aşırı derecede artmaktadır.

Jean Lipman-Blumen ise kendine hayran olan bu lider tipinin; toplumlara, kurumlara, gruplara ve kişilere ciddi oranda zararlar veren, işlevsellikten uzak ve yıkıcı olan bir liderlik yaklaşımı olarak ifade etmektedir. Ona göre zehirli liderlerde hırs, ego, küstahlık, umursamazlık gibi özellikler öne çıkmaktadır.

Bazı bilim insanları yüksek sesle konuşan, kararlı ve talepkâr olan bir liderin toksik olmayacağı gibi naif ve samimi tavırları olan bir liderin ise toksik olabileceğini ifade etmektedir. Şahsi tecrübelerime göre ise bağırıp çağıran liderlerin sorunu işi bilmemek ve kendine güvenmemektir. İşi bilen kişi daha samimidir, daha dost davranır ama zehrini gizlice akıtır, yani daha tehlikelidir.

Zehirli liderler sürekli ‘ben’ ifadesini kullanır, başarılı olunan durumları kendilerine, başarısız olunan durumları ise çalışanlara yönelten davranışlar sergilemektedir. Bu yönde şu tür davranışlar sergilerler;

- Kurumu kurallara göre değil, kaos ortamında yönetmeye meyilli olmak,

- Çalışanların haklarını yok saymak,

- Olumlu eleştirileri bastırmak,

- Adalet algısını zayıflatmak,

- Totaliter bir yaklaşım göstermek,

- Başka liderleri yetiştirmekten uzak olmak,

- Birbirlerine karşı olan gruplar oluşmasına, gruplar arasındaki çatışmaların artmasına neden olmak,

- Olumsuzlukları yükleyecek kişileri tanımlamak,

- Beceriksizlik, kayırmacılık ve yolsuzluğu teşvik etmek.

Zehirli liderlik örneği olarak, ABD Başkanı Donald Trump, yukarıdaki niteliklere büyük ölçüde uyuyor. Mutlaka siz de yakın çevrenizde bazı isimleri aklınızdan geçirdiniz.

Lider kurumdaki tüm iş görenlere karşı değil, yalnız bir iş görene toksik davranışlarda bulunuyorsa o lider toksik lider değildir. Toksik davranışların kurumdaki tüm çalışanları etkiliyor olması gerekmektedir. Yani zehirli liderlik sadece bir davranış değil, motivasyonu düşüren davranışların zamanla ortaya çıkardığı bir tablodur.

Eğer toksisite, denetlenemiyor ve görmezden geliniyor ve inkâr ediliyorsa, örgütteki motivasyonu ve verimliliği olumsuz yönde etkileyerek kuruma yayılmaktadır. Frost, iş görenler için, örgütlerde toksik liderliğin yedi toksik kaynağı olarak şunları belirlemiştir:

- Kasıt

- Yetersizlik

- Sadakatsizlik

- Duyarsızlık

- İhlal etme

- Örgütsel güçler

- Çaresizlik

Zehirli liderler yani çıkarcı, değer bilmez ve bozuk ruh yapısına sahip liderler en tepede, orta ya da alt seviyede her yerde olabilir. Belki sizin altınızda çalışıp, size hoş yüzünü gösteren, kendini saklayan pek çok yöneticiniz çalışanlarına dünyayı zindan ediyor. Bu insanları tanımak ve tespit etmek için çeşitli öneriler var.

Bir kurumun toksik örgüt olup olmadığı, o kurumda var olan doyumsuzluk ve stresin yüksek seviyelerde seyretmesinden anlaşılabilir. Toksik örgütler şöyle tanımlanabilir:

- İşleri daha verimli bir şekilde üretmede yetersiz olan

- Çalışanlarını profesyonel veya duygusal anlamda desteklemeyen

- Kurumdaki problemlerin nedenlerini tanımlamada yetersiz kalan

- Mevcut sorunlara kalıcı çözümler üretmede yetersiz kalan

- Sürekli kurum içi ve kurum dışı tehditler altında olan kurumlar.

Çare bulucu olarak yapılan öneriler zehirli liderlerin tespit ve önlenmesinden ziyade örgütlerde toksisitenin yayılmasının engellenebilmesi üzerine odaklanmış. Kanaatimce bozukluğu giderici tedbirler yerine bozuk parçayı değiştirmek daha önemlidir.

Bunun için liderler de denetlenmelidir. Bunun çeşitli yolları var. İlk akla gelen sadece liderlerin astlarını değil, astların da liderlerini değerlendirdiği bir geri besleme sisteminin kurulmasıdır. Bunu NATO’da çalışırken yapıyorduk. Astlarından aldığı not liderin yılsonu notuna etki ediyordu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde de bunun denendiğini hatırlıyorum.

İkinci bir yöntem daha çok şirketler için uygun olabilir. Bağımsız ve profesyonel bir iç değerlendirme şirketi; en üstten en alta tüm personeli ve birimleri anketlerle ve gözlemleyerek kimin kaytardığını, kimin işe yaramadığını ama yarar göründüğünü ve astlarına kötü davranacak ruhsal bozuklukları olduğunu tespit edebilir. Bu tür uzman kuruluşlarla çalışan pek çok büyük şirket tanıyorum.

Toksik zehirlenmenin olduğu örgütlerde iç dinamikler iyi tanımlanarak, keyfi uygulamaların önüne geçilmelidir. Zehirli liderler, yazılı kurallara göre çalışmayı değil, kaotik ortamı ve bulanık suları severler. Örgüt içinde sağlıklı bir iletişim ve dayanışma olup olmadığını tespit edecek göstergeler geliştirilmelidir. Keza toksin tutucuları örgütün stratejik noktalarına yerleştirmek, kimseyi başıboş bırakmamak önemlidir.

Sonuç olarak lider ve lider adaylarına şu temel konuları hatırlatmalıyız:

- Liderlik, ayrıcalıklı bir pozisyon değildir.

- Liderlik bir süreçtir, bir statü ya da makam değildir.

- Liderler ekip oyuncularıdır.

- Liderlik, vazgeçilmez olmak değildir.

- Liderlik, başkalarını suçlamak değildir.

- Liderlik, standart (değişmez) bir pozisyon değildir.

- Liderlik, kişilere hükmetmek değildir.

Hangi tür lider olursanız olun, önce insan olun, gerisi gelir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Sait Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Vatandaş - Sayın hocam ben de bir asker emekliisiyim Jandarma Başçavuş Ama bu kötü tanımladığınız kişilikaten kötü TOKSİK liderlik bizim askerlik de komutanın olmazsa olmaz özelliği vasfıdır. Yıllarca neler çektik neler,kaç arkadaşımız intihar etti kaç arkadaşımız çeşitli hastalılara kaldık. Mesala ben halk arasında alaca diye bilinen tıpda adı "vitiligo" olan cilt rahatsızlığına yakalandım tek sebep stres

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 11 Aralık 12:16


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?