Dizi dizi köksüzleştirme

Geçen hafta yazımızda toplumumuzun karşı karşıya olduğu asıl tehlikenin “hafızasızlaştırma/kimliksizleştirme” olduğundan bahsetmiştik. Bu kimliksizleştirme işlemi şehirlerimizin tarihi bağlamından koparılmasıyla her gün zorunlu bir şekilde muhatap olduğumuz çevre üzerinden zihinlerimizde gerçekleştiriliyor diyerek özetlemiştik. Toplumların kimliksizleştirilmesinde ve hafızasızlaştırılmasında tarih bilgisinin değiştirilmesi, geçmiş tarihin yeniden inşa edilmesi de diğer bir kimliksizleştirme yöntemidir. 

Bir milleti millet yapan, bir millete kimlik kazandıran en önemli etken o milletin tarihidir. Günümüzde nasıl var olduğumuzu anlamak istersek bunu cevabı için dönüp tarihimize bakmak zorunda kalırız. Nasıl ki, bir insanın DNA’sı bir önceki neslin kodlarını bir sonraki nesle iletiliyorsa, bir milletin geçmişi, tarihinde oluşturduğu kodlar da gelecek nesillere aktarılıyor. Çoğu toplum bu taşıdığı kodların farkında olmadan yaşıyor. Gelenek diyor, görenek diyor, yaşatmaya devam ediyor. Bir milleti de diğer toplumlardan ayırıp kimlik kazandıran tarihten getirdiği davranışları, sözleri, düşünüş şekilleri, ifade tarzları oluyor.

Tarih dediğimiz mesele ise her zaman toplumları yönetmek isteyen güç odakları tarafından özellikle ele alınmıştır. Hatırlayalım, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda ilk kurulan kurumlardan biri Türk Tarih Kurumu’dur. Ve vazifesi resmî tarihi oluşturmaktı, tarihi yeniden inşa etmekti. Anadolu’nun geçmişini anlatmak değil, istenilen ulusu oluşturmak için bir tarih yazımıydı.

Günümüzdeki Batı’ya eklemlenmiş iktidar ise tarihi yeniden inşa etme meselesini, topluma daha fazla mal edecek şekilde diziler üzerinden yapmakta. Bazen iktidar direkt kendi desteklediği projelerle bazen de başka kişi ve kurumların yaptığı tarihi filmlere izin vererek icra etmekte. Bilimsel kayıtlarda bir sayfa bilgi olan tarihi şahsiyetlerin üzerinden yıllarca devam eden bir tarih oluşturulmakta toplum hafızasında. (‘Bizdenmiş gibi’ tarihi değerlerimizi canlandırıyor diyerek milletimiz tarafından şevkle ve aşkla sahiplenilmesinin sebebi ise yıllardır iktidarların durmadan milletimizin inançları ve değerleriyle çatışan bir dil seçmesidir.)

Şimdi bazıları, “Aman ne var bunda, dizi yapımcıları kendilerince bir sanat icra etmeye çalışıyorlar. Her şeye de bir kulp bulmayın!” diyecek. Fakat şunu gözden kaçıramayız. Kitleler gerçek ve gerçeğin yeniden tasarımı konusunda düşünmezler. Dizilerin etki çalışmalarına baktığımızda çoğu dizi izleyicilerinin, izlediklerinin bir senaryo ve kurgu olduğunu fark etmediklerini gösteriyor. Bu da karşımıza dizilerde yansıtılan illüzyonun gerçek olarak anlaşıldığı, dizide işlenen kurgunun gerçekten yaşandığını düşündükleri sonucuna ulaştırıyor. Gerek devlet televizyonunda gerekse de özel televizyon ve son zamanlarda farklı platformlarda yayınlanan tarihi dizilerin milletimiz nezdinde bir hakikat olarak algılandığını görüyoruz, maalesef ki! Bunun sonuncunda ise karşı karşıya kaldığımız hafızasızlaştırmanın diğer yönü hafızanın manipüle edilmesi oluyor.

Geldiğimiz nokta şurasıdır: Toplum hafızasını inşa etme sürecinde televizyon dizilerinin, iktidarların ve iktidar sahiplerinin yaptıklarına karşı toplumda rıza üretme aracı olarak kullanıldığı. Bu rızayı sağlarken de toplumun hafızasını manipüle etme. İktidar ‘tarihimizi anlatıyor, şanlı geçmişimizi gelecek kuşaklara taşıyoruz’ kılıfıyla güncel olarak ürettikleri politik hadiseleri tarihi konularla ilişkilendirerek tarihi şahsiyetler üzerinden kendini temize çıkartmaya çalışmakta. Yaptıkları kötülüğün farkındalar mı bilemiyoruz fakat karşılaştığımız tablo batmış bir ekonomiden çok çok fazla berbat bir vakıa. Gelecek kuşakların elinden gerçeği alıyorlar, hafızasını siliyorlar ve kimliksizleştiriyorlar.

Oysaki Erbakan’ı ve Milli Görüş’ü küresel güçlerin gözünde tehlikeli yapan konu, Yaşanabilir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya diyerek üç başlıkta özetlediği hedeflerindeki Yeniden Büyük Türkiye ifadesidir. Buradaki Yeniden Büyük Türkiye ifadesiyle Erbakan tarihimize dikkat çekiyordu. Erbakan ve Milli Görüş, Yeniden Büyük Türkiye derken var olan sömürü sistemine eklemlenmeyeceğini, Anadolu’daki bin yıllık geçmişten ve tarihin başlangıcına dayandırdığı Hak kavramı üzerinden işler yapacağını ilan ediyordu. Milletimize şanlı tarihini hatırlatarak hafızasını harekete geçirmeye çalışıyordu. “Biz bir topluiğne üretemeyiz” mottosuna inandırılmış ülke evlatlarına karşı bizim geçmişte üç kıtaya adalet götürdüğümüzü, şehirleri ihya ettiğimizi hatırlıyordu. Güç dengelerinin değişmesiyle değişmeyecek olan Hak kavramını savunurken köksüz olmadığını dosta düşmana açıklıyordu. İnsanın kimliği olan hafızasını tazeliyordu.

Günümüzde “mehter marşı”nı verip, toplumu coşturup oyalarken tarihi önemsiyor simülasyonu ile milletimiz küresel güçlerin çizdiği kimliğe alıştırılıyor. Sorgulamayan, soru sormayan, yaşadığı dünyanın gerçeği anlayamayan bir kitle oluşturuluyor. Ekranlarda gördükleriyle “büyük fotoğrafı” gördüklerine inandırılan kitle dünyadaki bulunma sorumluğundan uzaklaştırılıyor.

Bütün bunlardan kurtulmanın bir yolu yok mu? Tabi ki var. Herkes niyetini düzeltsin ve ahirette hesap vereceğini hatırlasın. Hangi alanda olursa olsun, özellikle iktidar sahipleri bunu yapmalı. Kişilerin yaptıklarının hesabı kişiyi etkilerken, iktidar-güç sahiplerinin yaptığı toplumun hepsini ve gelecekteki nesilleri de etkiler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Örs - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

05

Asya - Kadinlarin basortulerinin onunu ucgen yapmasi da bu savrulmanin bir sonucu mu?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Aralık 20:52
04

Düşünce - Zaten dış odakların amacı da bu .Lobiler para akıtıyorlar çuvalla

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 10 Aralık 15:11
02

H'remle - ? Kıymete değer bir bakış açısıyla kaleme aldığınız konudan dolayı tebrik ederim. İstifade ettik, çok teşekkürler.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 10 Aralık 13:51


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?