Siyasetin doğası

İnsanın, toplumun ve kamunun, dolayısıyla devlet denilen kurumun ayrılmaz niteliği olan hâkimiyetinden kaynaklanan yönetme yetki ve görevi şeklinde anlaşılması gereken siyaset, bu çerçevede bir “doğa”yı, eş deyişle mahiyeti de içkin olduğu varsayılabilir. Bu bağlamda doğada kendiliğinden oluşmuş bir siyasetten söz etmek mümkün değildir, ama buna karşılık gücün, yeteneğin, içgüdüden kaynaklanan bir becerinin sağladığı bir üstünlükten söz edilebilir. Anlaşılabileceği üzere bunu siyaset olarak düşünmek mantığın onaylayacağı bir şey olamayacağı açıktır.

Böyleyken, düşünce tarihinde bazı düşünürler siyaset olgusunu insan doğasının, insan doğasının da doğada içkin olduğunu varsaydıkları bir ilkeden çıkartılabileceği şeklinde görüşler ileri sürmüşlerdir. Bazıları doğrudan değil, dolaylı veya yorum yoluyla ulaşılabilecek bir takım açıklamalarda bulunmuşlardır. Sözgelimi Sofist Tyrasimakhos, “Adalet, güçlünün hakkıdır” derken, insan, toplum ve kamu ya da devlet yönetiminin belirleyici ilkesini güç ya da kuvvet biçiminde kavranılması gerektiğini kurgulamış olmalıydı. Yeniçağda Machiavelli siyaseti salt “iktidar”, yani güç, onu da insan doğası bağlamında irdelemeye yöneldiği için benzer bir görüşü ifade eder gözükmüştür. Ancak, onun iktidar irdelemesinin, daha sonraki çağlarda farklı yorumlarıyla karşılaşıyoruz. Günümüzde bile Machiavelli’nin görüşlerinin farklı biçimlerde ele alınabileceği değerlendirmeleri yapılmaktadır. Buna karşılık İngiliz düşünür Hobbes’un siyaset olgusunu adeta iktidar ile özdeşleştirdiği, iktidarı da söylencesel (mythos) bir düzleme taşımak suretiyle bağlamından koparttığı ileri sürülebilir. Gerçi başvurduğu kavramlar, deyimler, çağının Toplum Sözleşmesi (Contrat Social) kuramının kavramlarıdır. Sözgelimi Doğa Durumu, Toplum Sözleşmesi, İnsanın Doğası, İnsan Hak ve Özgürlükleri vb. kuramın diğer düşünür ve yazarlarının kullandıkları kavramlardır. Ne var ki, ulaştığı sonuç, mesela Rousseau veya Locke’unkinden bütünüyle farklıdır ve totaliteryan bir iktidarı, daha doğrusu devlet kurgulamasıdır. Onun için devleti, efsanevi bir varlık, bir masal devi demek olan ve Tevrat’tan alınma bir kavram olan “Leviathan” şeklinde tanımlar.

Aslında siyaset olgu ve kavramını, içkin olduğu ya da olması gerektiği anlam bağlamında ele alıp irdelemek, hem mantık açısından, hem de kavramın bağlı olduğu olgular ve değişkenleri bakımından yerinde olur. Basit anlamda siyaset, insan, toplum, kamu ve devlet varlık ve kurumlarının varlıklarının, amaçlarının, değerlerinin dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gereken tüm faaliyetleri içerir. Bütün bu faaliyetleri gerçekleştirmek için, siyasetin içkin olduğu ya da içkin olması düşünülen yetkilerin, hakların, görevlerin, ödevlerin, sorumlulukların, kaynaklandığı, ait olduğu alanlar ile bağlarının dikkatli bir şekilde belirlenmesi ve gözetilmesi kaçınılmazdır. Sözgelimi nüfus ile ilgili işlemleri, trafik veya tapu ile ilgili işlemler kabilinden ele alırsanız, bir alana ait olan yetki, hak, sorumluluk gibi yükümlülükleri doğru bir şekilde tasnif etmediğiniz anlamı söz konusu olacaktır.

İnsanlık, toplum, siyaset, kısaca kültür ve uygarlık tarihine kuşbakışı kabilinden olsa da bakıldığında, devletin varlığını kavramada en belirgin ölçü ve ilke olan “hâkimiyet”i, salt iktidara, onu da daraltıcı sığ bir anlam demek olan güce indirgediğinizde, kaçınılmaz olarak, köklü, yerine göre çözülmez sorunlar ile karılaşmanız mukadderdir. Onun için insanın, toplumun, kamunun ve devletin hâkimiyeti içkin iktidarının, bunların varlığı, bekası, amaçlarına uygun gerçekleştirilmesi için iktidarların, yetkilerin, hak ve sorumlulukların bağlamları ve amaçları çerçevesinde dağıtılması sonucuna varılmıştır. Doğanın yasalarını, nehrin akışını, denizin dalgalarını, insanın fıtratını tersine döndürmek, Allah’ın iradesini, rızasını idrak edememek anlamına da gelir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?