Şu teknik adamlık işleri!

Takım galip gelir, ayağını yerden keserler. Şampiyon yaparsın, omuzlara alırlar. Göklerdesin yani! Takım birkaç hafta berabere kalır, “Olur böyle, dur bakalım” derler. Bir kayıp puan daha derken gözden düşer kapı önüne eski bir pabuç gibi koyarlar. Bazen de pabucunu dama atarlar. Yerin dibindesindir artık, neredeyse seni aşağılıkların da aşağısına yollarlar.

Yazılı basın, görsel medya, 12. adam taraftar, başkan ve yönetim kurulu hepsinin düşünceleri aynıdır değişmez. Başarılı olursun severler gökyüzüne çıkarırlar. Başarısız olursun yerin dibine sokarlar. Yeryüzünde konuşacak, dertleşecek kimsen olmaz. Bu dünya işlerinde de böyledir. Ya sabır deriz. Fakat sabır kültürü olmadığından, özellikle ekonomik yönden 3. dünya ülkelerinde bu durum daha çok gözlemlenir. “Vur kır parçala bu maçı kazan” yani. Sabır yok! Sabır yok. Uzun vade düşünmek yok. Kes kopyala yapıştır hani!

Futbolcular veya diğer sporcular için de böyledir. Fakat 20 futbolcuyu birden gönderemeyeceğine göre, eee yönetim seçim kararı alıp kendi ayağına da sıkmayacağına göre, olan garibim tek adam teknik adama olur. “Arkandayız” derler, arkadan iş çevirirler ve arkadan iterler. Peki, buna kim mani! Herkes için mantıklısı da bu değil mi?

“Şöhretin bedeli kardeşim”, “paraları götürürken iyiydi”, “spor arabalar, yatlar, villalar ve saire ve saire!”

Fatih Terim, Galatasaray dara düştü gel. Milli Takım kötüye gidiyor koş. Galatasaray’ı şampiyon yaptı “yaşaaaa”, Milli Takımı baraj maçlarına attı “ohhhbeee”. Pandemide takım eksiye düştü “eleman Terim”, “ayakları da kokuyordu”. Şimdi bakıyoruz, en önemli kozları atanı ve tutanı yok zirvede. İyi malzemeler ile iyi yemek yapan kadın marifetli kadın mıdır? Marifet yoksa kötü malzemeler ile ortaya iyi yemek çıkaran mıdır?

Erol Bulut için, “geçtiğimiz sezon devre arasında keşke gelseydi”, “kurtar bizi bu durumdan” diye söylenmiyor muydu? İki kötü sonuç derken “bu futbolcuları oynatamıyor abi” demeye başladık. Şimdi ne oldu? Denizli deplasmanını geçince, zirvenin ortağı olunca “Erol Hoca iyidir laf söyletmem”.

Sergen Yalçın, pandeminin en gözde takımıydı. Şampiyonlar Ligi’nin kapısından döndü. “Sergen harbiden olmuş kardeşim”, “ Beşiktaş’ın çocuğu ne de olsa”. Sonrasında birkaç sakatlık, birkaç yanlış hesap derken, Sergen neredeyse mahalleden aforoz ediliyordu. Şimdi ne oldu? Zirveye sinyal çaktı.

Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş ezeli rakipler zirvedeler. Erol Bulut’un bıraktığı umut Alanya’da yeşermeye hâlâ devam ediyor. Belki Gençlerbirliği’ne yenilerek hafif tökezledi fakat şunu söyleyelim, takım istikrarını koruyor. Çağdaş Atan’a tüm bunlar tecrübe oluyor. Ayrıca Gençlerbirliği bu ligin her zaman “mihenk taşı” olmuştur. “Kırılma noktası” olmuştur. Zirve ve şampiyonluk hesabı yapanların başkentin bu takımını dikkate almalıdır.

Abdullah Avcı, Trabzonspor’a geç iştirak etti. Bunun da bedelini Trabzonspor ve yönetim ödedi. Zirve adayı olur mu? Zirveye yaklaşır mı? Yaklaşır. Şampiyonluk için ise fala bakmış oluruz. Fakat Avcı’nın dokunuşları meyvelerini verdi. En azından bir kemik kadrosu oluştu. Sivas gibi bir takımla berabere kalmak çok kötü bir dezavantaj değildir. Çok becerikli olmayan yönetim, alt yapısını teslim ettiği ve daha sonra A takımı emanet ettiği İngiliz’i göndermenin rahatlığını yaşıyor.

Başakşehir, Trabzonspor ve Sivasspor geçtiğimiz sezon hangi şarkıları söylüyordu, bu sezon başında ne ağıtlar yakıyordu.

Futbolun cilveleri. Futbolun popülaritesi işte burada yatıyor. Küçük takımın büyük takımı yenmesi gibi!

Bunlar futbolda olur şeylerdir yani. Fakat siyasette olduğu gibi, sporda da özellikle futbolda da dün dündür, bugün bugündür!

Bu bağlamda Maradona’nın teknik adamlık hikâyesini başka bir köşe yazımızda paylaşacağız.

Ahhh bu teknik adamlık işleri. Milli Takım’ın rakipleri ve Şenol Güneş’i de başka bir güne bırakıyorum.

Görüşmek üzere!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?