Tehlikenin farkında mıyız?

Kimlik, insanın var oluşunu tanımlayan, insanın aitlik duygusunu tatmin eden, diğeri ile farklılıklarını (Farklı olmak sorun değildir. Allah her bir kulun parmak izine kadar herkesi farklı; biricik olarak yaratmıştır. Biricik yaratılanı tek tipleştirme Allah’ın yarattığına aykırıdır.) ait olduğu toplum ile benzerliklerini ifade eden, dünyada ne için var olduğunu tanımladığı bir anlam alanıdır. Kimlik kişinin tüm özelliklerini kapsar. Kişinin toplumda sergilediği duruş, onun toplumda algılanması kimliğinin işaretidir. Kimlik tarih boyunca milletlerin kazandığı bir deneyim birikimidir. Kimliği oluşturan çeşitli faktörler, çeşitli etmenler vardır. Anadolu coğrafyasının kimliğini oluşturan ana harç ise inancıdır. Yani İslam’dır. Son bin senedir bu topraklar İslam’ın diriltici nefesiyle yoğrulmuştur.

Yeni nüfus cüzdanlarında “Din” hanesinin kaldırıldığını öğrenen “eski toprak” bir hanım teyze nüfus cüzdanın değiştirilmesini, değiştirmenin sonu gelene kadar erteleyeceğini söylüyor. Gerekçesi kimliğinde bari İslam yazması. Ülkede yaşanan olaylardan sonra İslam’a aykırı olarak Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde çıkarılan kanunlardan (zinanın suç olmaktan çıkarılmasından Allah’ın lanetlediği hareketlerin meşrulaştırılmasına kadar her alanda başlatılan toplumu dönüştürme faaliyetleri) mütevellit bir kâğıt üzerinde de olsa kimlik bağının devamını sağlamayı arzu ediyordu. Zira Bosna’da sadece isminin Müslüman olmasından dolayı insanların katledilmesine şahit olmuş nesildendi.

Farkında mıyız, emin değilim ama yaşadığımız en büyük tehdit kimliksizleştirme. Günlük yaşamda bir günde meydana gelen, gazetelerin üçüncü sayfalarında yer alan haberlerde gördüklerimize şaşırarak, “Bunu yapan bu milletin evladı olamaz!” oluyor. Temiz yaratılan bu insanlar, İslam’ın beşiği olmuş bu topraklarda nasıl oluyor da bir vahşiye dönüşüyor, ahlaksıza dönüşüyor, insanlıktan çıkıyor? Yüzyıllardır “adaletin bayraktarlığını” yapmış bir milletin torunları nasıl oluyor da en yakınının bile hakkını gasp etmekten rahatsız olmaz seviyeye geliyor? Bunların hemen hemen tek sebebi var bu ülkenin çocukları kimliğinden koparıldı.

Resmi başlangıcı olarak Tanzimat Fermanı’na kadar gideceğimiz Batılılaşma çalışmalarının sonuçlarıdır yaşadıklarımız. Neden yaratıldığı unutturulan, gündelik telâşe içinde ömrü tükettirilen bir millet! Batılılaşma ya da kimliksizleştirme özellikle 2000’li yıllardan sonra Batı’nın bile beklemediği bir hızda gerçekleşti. Sonuç ortada. Herkesin şikâyet ettiği bir toplum.

Son 18 yıldır yaşadığımız her şeyden öte bir “kimliksizleştirme” hareketidir. Geçtiğimiz yüzyılın ortalarından beri kapısından ayrılmadığımız Avrupa Birliği’ne girebilmek için -hatta özel bakanlık kurulan- değiştirilen kanunlar, çıkarılan uyum yasaları millet olarak toplumsal hayatımızdan aile hayatımıza yeni şekil verdi. Bu verilen şekilde şu an artık düşünme biçimimize ve yaşam şeklimize evriliyor. Bu kimliksizleştirme meselesi ise kötüye giden ekonomiden, dış politikadan daha köklü daha tesirli, belki gelecek önümüzdeki nesilleri etkileyecek güçte bir olaydır. İçine yuvarlandığımız saçma sapan gündelik kavgalardan başımızı kaldırmazsak meydana gelecek olayların vebalini taşıyamayız.

Bir toplumda, kimliksizleştirme toplumları hafızasızlaştırma ile yapılır. İnsana kimliğini veren hafızasıdır. Bir insanı, bir milleti, bir toplumu şu an olduğu konuma getiren tarihten getirdiği birikimdir. Bir dizide Alzheimer hastalığına yakalandığını öğrenen oyuncu, “Bütün hatıralarım, bütün hayatım, her şey silinip gidecek. Ben ne olacağım? Şahsiyetim ne olacak?” derken insana kimlik kazandıran şeyin hafızası olduğunu en güzel şekilde anlatır. Bir milleti millet yapan da toplumsal hafızasıdır. Bizim toplumsal hafızamız gerek medya içerikleriyle gerek okullardaki müfredatlarla siliniyor. Fakat son zamanlarda toplumsal hafızamıza en büyük darbe “kentsel dönüşüm, TOKİleşme”  ile şehirlerimize yapılmıştır.

Kentsel dönüşüm diyerek şehirlerimiz bir yandan betona gömülürken diğer yandan tarihsel hafızamızı oluşturan şehir yapımız yok edilmiştir. Bütün sokakları camiye çıkan mahalle yapımız yıkılmıştır. Cami merkezli yani inanç merkezli şehirlerimiz AVM merkezli olmuştur. Artık Anadolu’da pek küçük şehrimizde AVM’lerin etkisi altında. Mahalle sistemimiz tahrip edilmiştir. İnsanların birbirine destek olduğu, kol kanat gerdiği, komşunun çocuğunu kendi çocuğu gibi sarıp sarmaladığı mahalle sistemimiz yıkılmıştır. Mahalle yerini girişinde dostuna, misafirine kimlik soran “site”lere bırakmıştır. Artık, “Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak” (İsmet Özel) için kapıya ulaşana kadar ‘sitenin güvenliği’ni aşmak, kimliğinizi ibraz etmek zorundasınız. Müstakil, genellikle küçük bir avluya sahip, komşunun evinin üstüne gölgesini düşürmeyen ev kurma zihniyetinden evrilip; ‘daha dar alanda ne kadar rant devşirebilirim?’ düşüncesiyle hayatı ilk defa tanıdığımız, arkadaşlığı, komşuluğu, başkasının acısıyla acı çekmeyi, başkasının mutluluğu ile mutlu olmayı öğrendiğimiz; sokaklarımız, mahallelerimiz; çocukluğumuzun aziz hatıraları müteahhitlerin ellerine terk edildi. Uzun yaz günlerinde gölgesinde soluklandığımız ağaçlarımız otoparklar için söküldü. Şehrin anıt binaları, insanların zihin haritasında yer eden, kimliğinin ifadesi olan camileri rezidansların gölgesinde kalmıştır.

Ülkemizde her türlü kimliksizleştirme faaliyetinden bahsedilirken en önemli kimlik ifadesi olan şehirlere, değişen yapı şekillerine, ev türlerine değinilmemekte. En büyük hafızasızlaştırma “kentsel dönüşüm” altında yapılmakta. Artık şehirlerimiz ne bizim şehrimiz ne de Batı’nın kenti. Kentsel dönüşüm adı altında yüzyıllık şehirlerimiz betondan blokların içinde kaybolmakta.

Bu konu üzerinde neden bu kadar nefes tüketiyoruz? Çünkü insanın kimliğinin oluşumunda yaşadığı çevre en önemli faktördür. Bir insanın çevresini -hem mimari, hem insan- ne oluşturuyorsa zamanla kimliği haline gelir. İnsan her zaman muhatap olduğu beş insanın ortalamasıdır. İnsan arkadaşının dinindendir dediğimiz çevremizde insan arkadaşlarını seçebilir. Zamanla arkadaşlarını değiştirebilir. Fakat yaşadığı şehirde ister istemez maruz kaldığı mesajlar zamanla insanın kimliğinin parçası haline gelir. İnsanın kimliğini oluşturmada, içinde bulunduğu şehrin havası, suyu, insanları, adetleri, mimarisi gibi her şey etkendir. İnsanlarımızın gazetenin üçüncü sayfalarına konu olmasına sebep davranışlarının temelinde yaşadıkları şehrin insanın kimliğine kattığıdır. Dikkatli şekilde bakarsanız haberlere, bazı şehirler bazı suçlarla anılır.

Kısaca diyeceklerimizi özetlersek; TOKİ ve gökleri delen rezidanslar sadece toprağa beton dökmek değildir. TOKİ’ler toplumu hafızasızlaştırma hareketidir. Tarihinden koparma hareketidir. Hafızasızlaşan toplumlar kimliksizleşir. Bu işlerin mehter eşliğinde yapılması da, sadece milletimizi ayakta uyutulması, ceplerinin ve zihinlerinin boşaltılmasıdır.

Erbakan Hoca’mızın tanımıyla bu milletin inancı, tarihi kimliği, ruh kökü olan Milli Görüş’ün müntesipleri “kimliksizleştirme” meselesini öncelemesi gerekmektedir. Zira Aliya İzzetbegoviç’in dediği gibi: “Biz savaşı öldüğümüz zaman değil, düşmanlarımıza benzediğimiz zaman kaybederiz.”

Not: Eskiden vatandaşlığımızı belgeleyen belgenin adı “nüfus cüzdanı” iken yenisinde “kimlik kartı” yazıyor. Ama bu kartta benim (yani milletin) kimliğimi ifade eden unsur yok.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Örs - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Ts-61 - Allahü teala razı olsun. Çok etkili bir konuya temas etmişsiniz, ağzınıza yüreğinize sağlık.!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 03 Aralık 20:37


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?