Dergiler neden çoğaldı?

İlla bir neden aramak zorunda değiliz elbette. Kâğıt fiyatlarını geçtik; dağıtım, tanıtım gibi meselelerin küçük gayretlerle çözülemediği zamanlarda yaşadığımız malum. İstanbul, Ankara gibi şehirlerin bile dergi tirajları ortada iken birçok şehirde birden yeni yeni dergilerin çıkmasını ne ile açıklamalıyız? Şimdi yine birisi çıkıp, ne yani, açıklamak zorunda mıyız diye merakımıza müdahil olabilir. Her şey sebep-sonuç ilişkisine gitmeden kendi ekseni etrafında yürüsün gitsin diyorsanız, diyeceğim bir şey yok. Fakat bu derlenmenin bir de toparlanmaya fırsat kalmadan dağılma gibi bir kaderi de var.

Dergiler dışarıda kalanları içeriye davet edip müşterek bir sofranın etrafında oturtmaya vesile olurlar. Herkes kalkıp bir dergi çıkarmaya kalktığında güçlü ortak ses çıkarma imkânı da tabiatıyla azalacaktır. Geçen bir arkadaş da telefonda sormuştu yeni dergi sayısındaki artışın hikmetini. Ona korkulacak bir durumun(!) olmadığını söyledikten sonra meseleyi şöyle bağlamıştım: Bir mahallede adım başı cami olursa, bu bilmeden ayrışmaya hizmet eder. Oysa adı üstünde “cami” fertlerini içine alan, kendinde toplayan demektir. Hani bütün değil de parçadan yana olmuş olsaydık “lokal” derdik.

Pandemi sebebiyle dışarıya yönelik sanatsal etkinliklerin yapılması neredeyse imkânsız hâle geldi. Bu durumda dış ortam gerektirmeyen hatta evle olabildiğince uyumlu en müsait faaliyet dergi çıkarmaktır. Şu günlerde kendine zemin bulamayan edebiyat ve sanatın sözcülüğünü şiir ve hikâye odaklı dergiler yürütmektedirler. Varsın olsun elbette, ama okuyucu aradığında sizi nerede bulacak? Zira dışarısı denilen alan gittikçe daralıyor.

SOKAK ÇIKILAN BİR YER Mİ?

Yasaklar gelmeden önce de böyle bir şeyi hiç gerçekleştiremedim. Hele İstanbul, Ankara gibi metropollerde yaşayanlar için sokağa çıkmak gibi bir şeyden bahsedilebilir mi? Evden çıkarak en fazla markete, kahveye ya da kafeye, mabede veya mektebe, sık sık da AVM’lere gidiyoruz.

Sokağa çıkmayı kim istemez? Kelimenin anlamına uygun olarak zaten hiçbir yerde çıkılabilecek ya da inilebilecek türden bir sokak kalmadı. Sokak isimlerinin olduğuna bakmayın, bu adresimiz belli olsun diye. Sokaklar sokaklara açılmıyor. Sokak olmadığı için sokak oyunları da yok. Çoğu semtlere sokak satıcıları da uğramıyor.

Merhum Şule Yüksel Şenler Huzur Sokağı adını vermişti o efsane eserine. Huzur da sokak da sessizce çekildi hayatımızdan. Şimdilerde kişisel gelişim tekniklerine uygun mutluluk seansları var. Yahya Kemal’in Atik Valde’den İnen Sokakta şiirinin resmettiği manzaraya hayalimiz bile yetişemiyor. Şimdi pandemi sebebiyle belli saatlerde “sokağa çıkma yasağı”ndan bahsedilirken o kaybettiğimiz şenlikli sokaklar mahcup ve sessiz bir şekilde uzaklaşıyor hatıralarımızdan.

NEFES, YAŞADIĞIMIZA DAİR EN GÜÇLÜ KANITTIR

Covid-19 geçiren hastaların en büyük sıkıntısı nefes almak. İnsan varken kıymetini bilmiyor nedense. Hiç bitmeyecek bir şeymiş gibi taşıyoruz nefesi ciğerlerimizde. Ölünce o son nefesi sahibine teslim edeceğiz. Değil mi ki o nefeste ilahi nefesin (nefha) karışımı var. Ondan geldik O’na gideceğiz. Nefesi O’ndan aldık O’na vereceğiz. Şeyh Sadi Şirazi’nin dediği gibi: “İnsanın her nefeste iki defa şükretmesi lazım. Biri nefes alabildiği için, diğeri aldığı nefesi geriye verebildiği için.” Ne de olsa alıp vermemek, verip de alamamak var.

Şu pandemi günlerinde bir nefesin ne kadar kıymetli olduğunu daha bir anlamışızdır sanırım. Sahip olduğumuz şeyin ne denli paha biçilmez olduğunu onu kaybettiğimizde anlıyoruz ne yazık ki. Kaybettiğimiz şeye yeniden kavuşunca da yitirdiğimiz o günler hiç aklımıza bile gelmiyor. İnsan böyledir, kavuştuğu şeyi kendinin bir başarısı gibi görmekten hiç bıkmaz. Nefes, yaşadığımıza dair en güçlü kanıt ve hayatın musikiye benzer en latif sesidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Yaşar Akgül - Teşekkürler kardeşim...Dergiler de şairlerin nefes aldıkları yerler herhalde...selamlar...muhabbetler

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 03 Aralık 15:11


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?