Ahlâk olmadan adalet sağlanamaz-2

Hem din ikame edilecek (Şura/15) hem de adalet (Nahl/90). Din korunmadan, öteki değerler korunamaz. Değerler ancak dinle sağlanabilir. Hac/41. ayette, “iktidardakilere namaz, zekât ile birlikte marufun emri, münkerin nehyi...” görevleri verilmiştir. Bakara/205: “İşbaşındayken harsın ve neslin ifsadı” yasaklanmıştır. Hem “dinin” hem de “adaletin” ikamesi ancak siyasi iktidar gücüyle/yetkisiyle olur. Hukuk ve eğitim düzelmeden zilletten/zulümden kurtulamayız. İnsanlar üzerinde haram ve helal/hüküm koyma/egemenlik hak ve yetkisi sadece, ancak Allah-u Teala’ya ait olduğundan adalet/düzen ancak ilahi hukukla sağlanabilir. İslam hem inanç hem ahlâk hem de hukuk düzeni.

İlahi hukukta da beşeri/laik hukukta da uygulayıcıların ahlaklı/dürüst olmalarına ihtiyaç vardır. Terazi doğru da olsa yanlış da olsa tartan vicdanlı değilse adalet yerine zulüm ortaya çıkar.

Adil olmayan düzen, doğru teraziyi neden istesin ki? Düşmandır da. Onun “doğrusu” eğri, eğrisi de doğrudur. Çünkü o, dosdoğruyu eğri, eğriyi de doğru görür. Doğruyu yanlışı fark edecek “furkan”dan yoksundur. Kararmış vicdan terazisi doğru tartamaz.

Hukuk ile ahlak uyumlu olmalı ve toplumun değerleriyle barışık olmalı. Çelişkide uygulayıcı vicdanen rahatsız olur.

Kul terazisi doğru tartmaz. Hem terazi düzelmeli hem de tartan “ilahî kamera” karşısında olduğunun iman ve şuurunda olanlar ancak, doğru teraziyle doğru tartabilirler (Kaf/16).

Zulüm bazen yasanın uygulanmasından, bazen de uygulanmamasından doğabilir. Zayıflara uygulanıp, güçlülere uygulanmaması da zulümdür. Bir şeyin nereye, neye ait olduğunu en iyi bilen ve onu ait olduğu en uygun yere koyan, her şeyi ölçüyle yaratan düzenleyen Rabbülalemin Allah Teala’dır.

Emniyet (güvenirlik) de ehliyet gibi “olmazsa olmazlardan”dır. Bir konuda/işte uzmanlık/liyakatin önemi tartışılmaz. Kamu hizmetlerinde ehliyetli olup da emin/dürüst olmayanların yol açtığı zararların telafisi ne kadar zordur.

Emanetlerin ehline verilmemesi, ehil olmayanlara verilmesi, emanetlerin kötüye kullanılması/hıyanetler ne büyük yıkımlara, zararlara neden olabiliyor. Bu zulümdür. Bunlarda hem ahlaka hem de hukuka aykırılıklar vardır.

Yalan, hile, rüşvet, israf, yolsuzluk nüfuz ticareti, din sömürüsü birer ahlaksızlıktır. Ahlâk ve adalet yoksa güvenlik de yok. Emanetlerin/kamu görevlerinin kötüye kullanılması/hıyanet de hem ahlaksızlık hem de zulümdür. Ahlaksızlığın ekonomik zararları da büyüktür.

Siyasette, yargıda, bürokraside, her alanda görevler kötüye kullanıldığında toplumda hem maddi hem de manevi büyük yıkımlar oluşur. Toplumda “güvensizlik” yaygınlaşır. Bu da büyük felakettir. Güvensizlik ahlaki bir sorundur. Depreme dayanıklı olmayan binalarda ahlaksızlık yok mu?

DSÖ/WHO,Siyonizm’in ilaç ve aşı patronlarının iknasına direnecek(?!) güvenirlikte midir? Parayla satın alınamayacak kaç insan tanıyoruz?

Ahlaktan yoksun bilim adamları uzmanlıklarını kötüye kullanarak bitki, hayvan ve insanların DNA/genlerini bozmuyorlar mı?

Kamu ihalelerindeki yolsuzlukların ne büyük zararlara yol açtığı inkâr edilebilir mi?

Demek oluyor ki, emniyet/ahlâk, ehliyet gibi, olmazsa olmaz önemdedir. Ehliyetsizlik nasıl adaletsizlik/zulüm ise, güvensizlik/ahlaksızlık da öylece zulümdür.

Adalet için:

a) Adil hukuk,

b) Adil/ahlaklı uygulayıcı,

c) Hâkim güvencesi,

d) Hukukun üstünlüğü gerekir.

Batı’dan ithal edilen/Batı kültür ve medeniyetine/değerlerine ait olan laik, seküler hukuk ve ahlak Fulbright eğitim müfredatı ile adaletin sağlanması mümkün değildir. İdeolojiler, AB ile uyum çabaları yerine halkımızın değerleriyle uyuma yönelmeliyiz. Adalet; ilahi/üstün hukuku, ahlakı ve inançlarıyla ekmel bir düzen sunan İslam ile mümkündür. Huzur, refah ve saadette de... “İslam’sız saadet de adalet de olmaz.” Allah-u Teala’nın yardımını, iznini almaksızın O’na rağmen ne adalet ne huzur ne refah ne de saadet... Hiçbir şey mümkün değildir. Bu da iki yüz yıllık Batılılaşma yanlışından tekrar “dosdoğru” yola dönmemize bağlıdır. Geleceğimizi hâlâ ankebut/örümcek yuvasında arayanlara ne diyelim? Egemen küresel zulüm/şirk/cahiliye düzenine “lâ” diyenlerdeniz, elhamdülillah...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Muhammed Güney - Egemen küresel zulüm/şirk/cahiliye düzenine “lâ” diyenlerdeniz, elhamdülillah...

Allah Razı Olsun.

Mükemmel Tesbitler.

Yüreğinize, Kaleminize Sağlık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 04 Aralık 10:13


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?