Sivil–up

Kendisine verilen talimatları yerine getiren biri olmaktan çıkıp, kendi iradesini ortaya koyan aktif insan arayışı sürüyor. Bu arayış, “işlerini kendi gören insan”ların olayların akışını belirleyecek yeni “sivil-up” girişimlere yönelmesiyle çözülebilir. Bu noktada sivil toplum ile girişimcilik ortak deneyimlerini değerlendirecek yeni araçlar geliştirmelidir.

İhtisaslaşma ve Katkı

Bugün mevcut ya da yeni kurulacak bir sivil kuruluş, önce ihtisas alanını netleştirmeli, odaklanacağı etkinlikleri şekillendirmelidir. Çünkü bugünkü gönüllülerin sadece ilgi alanlarında ve tek atışlık kurşunları vardır. İhtisaslaşma, insanlar arasındaki eşitsizlikleri azaltacak, sınıf farklılıklarını düşürecek, kapsayıcılık ve çeşitlilik içeren uygulamalara kapı aralayacak boyutlarda olmalıdır. Mesela yardım kuruluşu yerine “kırtasiye yardım kuruluşu” gibi… Her yıl “11.11” günü yılın cirosunu yapan firmalar gibi, “09.09” günü bütün kırtasiye ihtiyacını karşılayabilir.

Yeni çalışmaların odağında ise; bugüne kadar merkezde olan “başkalarına yardımcı olmalıyım” yaklaşımı yerini, “topluma katkı sunmalıyım” bilincine bırakmalıdır. Bunun için günümüz “tekno-yatırım”ları örnek alınmalı sivil topluma aktarılmalıdır. Böylelikle iletişim teknolojinde yaşanan gelişme sivil toplumu, edindiği “sorun ve mağduriyetleri bilgiye dönüştürme, gündeme taşıma, kaynakların dağıtılma kriterlerini belirleme, çözüm modelleri geliştirme ve hayata geçirme becerileri” ile fonksiyonel kılabilir.

Katılımcı Bir Siv-sistem

Türkiye’nin kendine özgü bir vakıf medeniyeti tecrübesi var ki; buna “sivil toplum” diyebiliriz. Merkezinde kentlerde bir örgütlenme olan ve kültürel sivilizasyon (şehir ve birlikte yaşam) içeren bu potansiyel, sivil toplumu “bütün toplumu analiz etme” (A. Gramsci) metoduyla değerlendirilebilir. Önce yönetici sınıfın tahakküm altına aldığı grupları (madun) kapsama alan katılımcı bir siv-sistem geliştirilebilir. Sonra paylaşım içeren uygulamalarla egemen sınıf iktidarının (hegemonya) mağduriyetleri engellenebilir.

“Sivil toplum”un; hasarın boyutlarını keşfetme, onarım sürecine model çözümler geliştirme sorumluluğu vardır! “Sivil-up” bir sorumluluğa sahip STK’lar, “geleceğe hazırlanma, strateji geliştirme, yönetim becerileri” gibi konularda daha sistemli ve verimli çalışmalar planlamalıdır. Bu alanda yerel kurumlara ve firmalara da paydaşlık verilmeli, kadın ve dijitalleşme oranı artırılmalıdır. “Muhalefetin sürekli boğazının sıkılmasıyla sosyal ve iktisadi yaratıcılığın engellendiği” zamanlarda (90’lı yıllar) sunduğu modellerle “bir başka” olan Türkiye, yarın için sergileyeceği “sivil-up” modellerle de “bambaşka” olacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Veli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?