Bir tutam sitem!…

Yarın, 3 Aralık 2020. Dünya Engelliler Günü…

Adı, Ramazan Yiğit.

Yaklaşık 30 yıldır hayatını engelli olarak idame ettiriyor.

Bu süre zarfında engelliliğinden kaynaklı sayısız sorunla karşılaştı; fakat yılmadan, yorulmadan bu günlere geldi.

Lisans derecesinde eğitimini tamamladı. Yüksek lisansa hazırlanıyor. Yaklaşık on yıldır evli. Bir kızı var. Bir kamu kurumunda memur olarak çalışıyor.

Ramazan Yiğit, kendisi gibi engelli bir arkadaşının gördüğü son derece üzüntü verici bir muameleyi şu cümlelerle aktardı;

* “Engelli bir arkadaşım yüksek lisans öğrenimi için gittiği üniversitede derse girmek üzereyken, derse sosyal yardımlaşma kurumunda bürokrat olan hocası da gelir. Ve daha önce sınıfta hiç karşılaşmadığı arkadaşıma burada ne işi olduğunu, yardım talep etmek için geldiyse burası yeri olmadığını söyler!”

* “Öğretim görevlisi olarak çalışan birinin bile bu kadar dar düşündüğüne mi yanarsın, etkin bir biçimde yürütülemeyen sosyal devlet politikalarının engellileri düşürdüğü ekonomik yetersizlikler sebebiyle toplumda oluşan sürekli maddi yardıma muhtaç insanlar algısına mı ağlarsın!”

* “Fiziki olarak engelli olan bir kişi üniversiteler okusun, belirli bir alanda veya birçok alanda uzmanlaşsın, karşısındaki kişinin bir önyargısı hepsini silip süpürüyor. Kişi kendi ufkunun darlığını engelli dediği kişiye de yüklüyor. Sonra engelli kişi kendini ispat için uğraşıyor. Bununla ilgili o kadar çok örnek var ki…”

Son derece feci bir durum değil mi, Allah aşkına!

Devam ediyor, Ramazan Yiğit;

* “İnsanlar önce düşünceleriyle, eylemleriyle önümüze binbir türlü engel koyuyorlar, sonra da bu engelleri aşmamızı bekliyorlar. Bu da o kadar zor ki…”

* “Kaldırıma park edilen araçlar, kurulan tezgâhlar, konulan masalar yüzünden evinden işine gitmekte zorlanan, engelli bireye, sanki devlet eve ekmek gönderecekmiş gibi neden tek başına dışarı çıktığı hususunda yapılan sosyal baskıya mı kahredersin…”

* “Yazımın çok karamsar olduğunun farkındayım; ama inanın az bile yazıyorum. Hislerimi yazıya dökecek kelimeleri kullanmaktan imtina ediyorum…”

ENGELLİLLER İKİNCİ PLANDA GÖRÜLMEMELİ!

Ramazan Yiğit, zorluklar içerisinde başarılı olup hayata tutunan engellilerin hâlâ ikinci planda görülmelerini hazmedemediğini ifade ediyor. Ramazan Yiğit’in şu cümlelerine de dikkatinizi çekmek istiyorum; 

* “Evet, bugün engellilerin ihtiyaçlarından, başarılarından herkesçe söz edilecek, yarınsa hepsi buhar olup uçacak. Engellilerse, adına erişilebilirlik yılı denilen 2020 yılında 15 yıldır ertelenen erişilebilirlik düzenlemelerinin eksiklikleriyle, devlet tarafından 2005 yılında 5378 Sayılı Kanun’la önce verilen, sonra peyderpey alınan bazı hakların oluşturduğu ekonomik ve sosyal sorunlarla, sağlık uygulama tebliğindeki yetersiz ödeneklerle, sağlık raporlarının alımında ve kullanımındaki keşmekeşliklerle baş başa kalacak.”

* “Kamuda işe başlayan kişi hâlâ işine giderken kaldırımı rahatça kullanamıyor. Markette veya mağazada tek başına alışveriş yapamıyor. Engellilere ayrılan otoparkları kullanamıyor…”

* “İnsanı eğitelim diyorsun, eğitilmiş olduğunu düşündüğün insanların yaptıklarını görünce de tüm azmin, hevesin kayboluyor. Tüm insanlık empati yapmayı öğrenmeden, önyargıları unutmadan, bizler engellenerek yaşamaya mahkumuz.”

* “Son olarak, engellilerce problem olarak görülen her ne varsa ve siz bu sorunun veya çözümün bir parçasıysanız; umursamazlık yapmayın. Bugün dikkate almadığınız, önemli bulmayıp gerek duymadığınız o ayrıntıya bir gün muhtaç olabilirsiniz. Yapacağınız şeyi karşınızdaki kişi için olmasa da kendiniz için yapın. Engelliye tepeden bakan, ötekileştiren, keyfi olarak engelleyen bu bozuk anlayış böyle gitmemeli, bir an önce değişmeli.”

* “Zira engellilik bir tercih değil.”

***

Bir cümle de benden; engelli olmak, sonradan kaza, hastalık vb. durumlarla da oluşabilir. Bu sebeple hepimizin birer engelli adayı olduğunu unutmamamız gerekiyor. 

Engellileri hatırlamak için de 3 Aralık gününü beklemeyelim, lütfen!

TBMM’NİN YEMİNLİ ‘SIR’ KÂTİPLERİ!

Olay birkaç gün önce yaşandı;

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 19 Kasım 2020 Perşembe günü Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bütçesi üzerindeki görüşmeler sırasında bir milletvekiline ait ifade tutanakta değiştirildi.

AKP Milletvekili Nilgün Ök, konuşmasında, “18 yıl önce Türkiye’de araba yoktu” dedi. Ama bu ifade tutanaklara bir kelime eklenerek, “Yerli araba yoktu” şeklinde yansıtıldı.

Değişiklik, salonda bulunan bir CHP milletvekilinin dikkatini çekti ve bunu sosyal medya hesabından paylaştı.  Olay ortaya çıkınca değiştirilen bu ifadenin yerine apar topar doğrusu konuldu. Birkaç saat içinde…

TBMM Genel Sekreterliği soruşturma başlattı. Tutanak Hizmetleri Başkan Yardımcısı istifa etti.

***

Tam da bu noktada madalyonun bir başka yanı sorgulanmaya başlandı; stenolar ettikleri yemine sadık kalmıyorlar mıydı?

Oysa Meclis tutanaklarını kayıt altına almakla görevli stenograflar, TBMM Genel Kurulu’nun yeminli kâtipleriydi…

TBMM’nin en önemli birimiydi, Tutanak Hizmetleri Başkanlığı…

TBMM, 1877’de açılan Meclis-i Mebusan’ın varisiydi ve stenograflar, bu dönemde hizmet vermeye başlamışlardı.

Kelimeleri, sözleri, olayları; çizgiler, sembol ve işaretlerle kısaltıp hızlı şekilde yazıyorlardı…

***

En çok merak edilen soru şu; stenolar nasıl yemin ediyor?

Stenolar, nam-ı diğer TBMM’nin sır kâtipleri, Meclis Başkanı’nın veya görevlendireceği bir Başkanlık Divanı üyesinin huzurunda şu yemini yaparak göreve başlıyor;

“Stenograflık mesleğinin gereklerini yerine getirirken, Anayasa, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu ve diğer ilgili mevzuat doğrultusunda, görevimi hiçbir siyasal, dinsel, etnik ve cinsiyet ayrımı gözetmeden, tam, zamanında, doğru ve tarafsız olarak yerine getireceğime, kapalı oturum tutanaklarını devlet sırrı olarak saklayacağıma namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”

Yeminde geçen “görevimi hiçbir siyasal, dinsel, etnik ve cinsiyet ayrımı gözetmeden, tam, zamanında, doğru ve tarafsız olarak yerine getireceğime…” ifadelerine dikkatinizi çekmek isterim.

Zira son olayda bu noktada sorun gözüküyor da…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder

# CHP, TBMM

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Mehmet - Engellilerin sorunlarını çok iyi ve yerinde dile getiren bir yazı... Tebrikler...

Ramazan Yiğit kardeşimizin yaşadığı olay ise tam bir skandal. Ne yani engelli yüksek lisans yapamaz mı? Ben güya yüksek lisans yapan ama bilinçaltı engelli olan o kadar kişi tanıdım ki...

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 02 Aralık 07:58


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?