Karıncalı değil net konuşalım!

Fenerbahçe- Beşiktaş derbileri her zaman ilginç olmuştur. Anlatılmaz yaşanır cinstendir. Skorları, saha içi ve de saha dışı bir başkadır. Ebubekir ile Gökhan’ı eşleştirmek riskti. Gustavo, Sosa ve Lemos da yardıma gelemeyince derbinin yıldızı Ebubekir oldu. Erol Bulut, N’Sakala ve Welinton’u düşünerek bir oyun sistemi ve ona göre bir takım çıkarmış olabilir. Fakat Rıdvan, Necip isimleri görünce şaşırmış da olabilir. Belki de bu yüzden rehavete de düşmüş olabilir. Fakat gerçekte durum çok farklı idi. Novak’ın adını hiç duymadım. Bu yüzden Larin’in kırmızı kart ile oyun dışı kalması takımlara rakamsal olmasa da oyuna denge getirdi.

Fenerbahçe savunmasında hem sağ hem sol kanat olarak kademeye girme zaafları vardı. Lemos başroldeydi!

Sergen Yalçın, Başakşehir maçında yaptığı Ghezzal’ı oyundan alma yanlışını derbide tekrarlamadı. Başakşehir ataklarında topu rakipten kapan ve ileriye doğru pas atabilen Ghezzal’ı oyundan alarak 10 kişi kalan Başakşehir’e can suyu vermişti.

Yani Sergen Yalçın hatalarından ders alarak, bir takım taktiksel kurnazlıklar hazırlayarak Saraçoğlu’na gelmişti. Bu planı da tuttu. Aksine Erol Bulut ise bir önceki haftanın iyi futbol oynayan stoperini yedek kulübesinde unuttu.

Bazı yorumcular maç yeni bitmişken Sergen Yalçın ile Erol Bulut’u yedek kulübesi üzerinden eleştirmeye başladı. Beşiktaş’ın çizgideki adamı, patronu Sergen Yalçın iken, Fenerbahçe’de bu kişinin Erol Bulut olarak görünmediği söylendi. Bu yorumculara tavsiyem bir eleştiri yapıyor iseniz net olun. İsim isim söyleyin. Neyse ben onların “kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” laflarına açıklık getireyim. Fenerbahçe yedek kulübesinde yer alan Volkan Demirel ve Sportif Direktör Emre Belözoğlu’ndan Erol Hoca’nın çok hoşnut olmadığıdır. Yoksa niye patron olarak disiplini sağlayamasın ki! Bu yorumların altında yatan neden budur.

Derbi için şunu da ekleyelim. Orta hakem ile VAR konuşmaları derbilerde bir başka hâl alıyor. Sütten ağzı yananlar derbide yoğurdu üflüyorlar. Bu yüzden orta hakemin kararlarına VAR çok müdahale etmiyor. Derbi maçlarını izlerken bu eyyamcılığı da göz önünde bulundurarak seyredelim derim.

Rıdvan Dilmen’in Fenerbahçe’yi uzak ara şampiyon yapmasının ardından o konuyla ilgili bu sütunlarda bir şeyler karalamış ve uyarmıştık. Birkaç ekleme daha yapalım net anlaşılsın. Fenerbahçe’yi havaya sokmak isterken, bir taraftan da diğer takımları Fenerbahçe’ye karşı konsantre etmiş oluyorsun. 40 maç var ve BAY haftalarını da unutmamak gerek. Her şey olasılık dâhilinde olmalıdır. Düşünün diyelim ki Fenerbahçe BAY ve o hafta da şampiyonluk yarışındaki rakibi veya rakipleri de maçlarını kazansın. Aksine de rakibi veya rakipleri BAY geçerken haftayı Fenerbahçe de mağlup olsun. Yani BAY haftaları puan hesaplarına katılmalıdır. Kim bilir belki de Rıdvan Dilmen’in tahmin ettiği gibi Fenerbahçe uzak ara şampiyon olacaktır. Fakat bunu daha 6. haftadan dillendirmek kimseye yarar getirmeyecektir. Bu sefer şampiyon olduğunda da rakip takımlar ve taraftarları, Rıdvan Dilmen için, “Sen bu tahmini nasıl yaptın. Bildiğin bir şeyler mi var” diyebilirler. Ya da şampiyon olamazsa, “Ne oldu?” derler. Rıdvan gibi kurnaz bir futbolcu ve de yorumcunun böyle bir hatalı konuşması da dikkat çekicidir!

Geçtiğimiz haftayı yorumlamış olsaydım Trabzonsporlu taraftarların bundan sonra 1-0 ve 2-1’lik skorlara hazırlıklı olsun diyecektim. Çünkü bu Abdullah Avcı’nın çalıştırdığı takımların tipik özelliğidir. Avcı, takımın iskeletini de hemen oluşturur. Kemik bir kadro meydana getirir. Ve bu yüzdendir kazanan takımı diğer etkenler olmadıkça bozmaz. Erzurum ve Ankaragücü maçları bu yazdıklarıma örnektir. Trabzonspor, zirveye doğru yolculuğuna devam edecektir. Net ifade ediyorum. Abdullah Avcı’yı yıllar öncesinden çok iyi tanırım. Eğer ki sabredilir ise tünelin sonu bambaşka yerlere çıkabilir. Fakat yönetim ve taraftarlar bu sabrı gösterir mi? Bilemiyorum. Çünkü yönetim 3 yıllık imza atmak istemedi ve düşüncesini de önceden belli etti. Bu yüzden teknik direktör adayları içinde bulunduğu sıralarda Avcı da çözüm olmayabilir diye yazmıştım.

Galatasaray, son yıllarda yaşanılan gergin maçlardan sonra deyim yerindeyse derbi niteliği taşıyan bir deplasmana eksik bir kadroyla gitse de farklı bir futbol ile net bir skorla döndü. Belki generallerden birkaçı yoktu ama erler takım oyunu stratejisini iyi uyguladı. Fatih Terim bu tip oyunları, böyle kendi adapte ettiği rütbesiz askerlerle kazanmayı çok seviyor. Rizespor ise geçtiğimiz maçlara göre çok etkisizdi. Bu skor da, net konuşalım, Rize maçlarını yeniden sıradan maçlar kategorisine indirdi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?