Isparta uçak kazası ve düşündürdükleri

Bundan tam 13 sene önce yani 30 Kasım 2007 tarihiydi.
İstanbul-Isparta seferini yapan tarifeli yolcu uçağı, Isparta yakınlarında tam olarak tespit edilemeyen bir sebeple dağa çakılmış ve 50 yolcu ve 7 mürettebattan kurtulan olmamıştı.
Bu uçağın düşmediği, düşürüldüğü neredeyse kesinlik kazanmıştır. Çünkü uçak yolcuları arasında bulunan, Türkiye’de toryum madeni ile ilgili çok önemli bir proje üzerinde çalışmakta olan Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Engin Arık ile Araştırma Görevlisi Özgen Berkol Doğan, yüksek lisans öğrencisi Engin Abat ile Doğuş Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şenel Fatma Boydağ, Doç. Dr. İskender Hikmet ve Araştırma Görevlisi Mustafa Fidan da hayatını kaybetti.
Bu kıymetli ilim insanları, Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılayacağı gibi, büyük bir servet olarak zenginlik kaynağımız toryum madeni üzerinde çalışıyorlardı.
Rahmetle andığımız bu ilim insanlarımızın alçak bir suikasta kurban gittikleri anlaşılıyor. Yine üzüntü ile ifade edelim ki bu kaza süsü verilmiş alçak cinayetin dosyaları zaman aşımı sebebiyle kapatılmış, çok kıymetli insanlarımız ve projeleri bilinmezliğe terk edilmiştir. Bu elim olaydan sonra çalıştıkları dosyalar da yön değiştirtilerek adeta rafa kaldırılmıştır.

Aslında bilinmezliğe terk edilen sadece bu insanlarımız değildir. İkibinli yılların başından itibaren gerek ASELSAN’da, gerek diğer bilim araştırma birimlerimizde, çok önemli projeler üzerinde çalışan birçok ilim insanımız intihar veya değişik kaza süsleri verilerek şehit edilmişlerdir. Hatırlayabildiklerimizin isimlerini yazalım:
Ümit Kök, Hüseyin Başbilen, Halim Ünsem Ünal, Evrim Yançeken, Burhaneddin Volkan, Zafer Oluk, Hakan Öksüz, Erdem Uğur, Kerem Parıldar, Berahittin Albayrak ve belki de bilinmeyen ya da hatırlayamadığımız başkaları.

Ne kadar üzücü ve mahcubiyet kaynağıdır ki, her biri birbirinden önemli projelerde çalışıp mesafe almış bulunan bu ilim insanlarımızın nasıl olup da bu tür cinayetlere kurban edildiği ve sebepleri halen tam olarak aydınlatılamamış, ya dosya kapatılmış veya sürüncemeye bırakılarak unutulmuşluğa terk edilmiştir.
Türkiye’nin ilim keşif ve icat alanında neden halen olması gereken yerlerden çok gerilerde olduğunun bir göstergesi de bu değil midir? Devletimiz bildiğimiz veya bilemediğimiz imkânları tam seferber ederek bu tür projelerde çalışan ilim insanlarımızı neden koruyamadı? Halen de bu umursamazlık devam etmiyor mu? Son bilinen bu tür cinayetler 2017 ve 2018 yıllarında olduğuna göre gerekli etkin korumanın ve kollamanın yapılmadığı ortadadır.

Bu insanlarımızın hangi yöntemler kullanılarak intihara veya ölümcül kazaya sürüklendiği belirlenerek, fail veya failleri tespit edilecek olsa, geçmişe ve geleceğe yönelik birçok kördüğümün çözüleceği aşikârdır. Ucube yap-işlet-devret modelleri veya başka şekillerde trilyonlar önceliği olmayan hafriyatlara, betonlara ve çelik konstrüksiyonlarına harcanırken, gözümüz gibi korumamız gereken teknik ve ilmi ekiplerimizi koruyup, onlara her imkânı sunmuş olsaydık, şimdi acaba nerelerde olurduk?

Diğer taraftan, Türkiye’yi dünya zengini yapabilecek bor, toryum, fosfat gibi kıymetli madenlerimizden ve hidrojen yataklarından teknolojik ürünler ve yeni enerji türleri elde etmek için acaba ne gibi çabalarımız var? Geçen yıl Kütahya Emet’e gittiğimizde kardeşlerimiz anlattılar. Bor madenini işleyecek tesisler ve onları geliştirmek için, Milli Görüş Lideri Erbakan Hocamızın yaptıklarının üzerine hemen hemen hiçbir şey ilave edilmemiş. Tıpkı Bolvadin Alkoloid Tesisleri’nin geliştirilip Türkiye’ye yeni kaynaklar meydana getirecek imkânların oluşturulmadığı gibi. Bu durum bize bu servetlerimizin de ipotek edilip çarçur edileceği endişelerini vermektedir. Bu endişelerimiz, yazdığımız gerçekler göz önüne alınarak hiç de paranoyak düşünceler cinsinden sayılmamalıdır.

Başta Erbakan Hocamız olmak üzere, bu ülkenin kalkınması için teknolojik çalışma yaparken hayatlarını feda etmiş olan bütün bilim, teknik ve araştırma görevlilerine ve yardımcılarına Allah’tan rahmet diliyoruz.
Bu cinayet dosyalarının yeniden açılması ve fail veya faillerinin bulunması, iğrenç metotlarının açığa çıkarılması, böylece bundan sonrası için gerekli tedbirlerin alınması, aynı zamanda kederli ailelerinin teselli bulması temennilerimizi tekrarlıyoruz.
Ayrıca, yerüstü, yeraltı, su altı ve uzaydaki milli servetlerimizin korunup kollanması ve gereğince değerlendirilmesi ümitlerimizi de muhafaza etmek istiyoruz.

BORULAR

Gözümüzün içine bakarak
Altımıza döşeniyor boru!
Akıtmak için dışarılara;
Ülkemizin serveti bor’u…

Derin uykudasın ey milletim!
Kalkman için çalınınca boru,
Görürsün ki, eşeğin çalınmış;
Ve götürmüşler Niğde’yi, Bor’u…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ekrem Şama - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

mizan - Dileriz ki, suikasta kurban giden ilim insanlarının katilleri tez vakitte açığa çıksın da cezaları kesilsin..

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 30 Kasım 16:24
02

Şaban Çetiner - Az bilinen ilim adamları dahil tüm şehitlerimize Allah rahmet eylesin.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 30 Kasım 13:07
01

Abdullah Birisi - Güzel tespitleriniz icin tesekkürler.Insallah insanimiz derin uykudan uyanirlar.

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 30 Kasım 11:59


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?