Reklamı Kapat

Eksilmeden

56-Yüreğini Yitirme

“Ben yüreğini yitirmiş bu zamandan korkuyorum

ben bunca elin boşunalığını düşünmekten

bunca yüzün yabancılaşmasından korkuyorum”

(Furuğ Ferruhzad / Rüzgâr Bizi Götürecek)

Furuğ’un dizelerinde dile getirdiği yerdeyiz bir bakıma. Korkumuzun gerçekleştiği, kendimize ve hikâyemize yabancılaştığımız yerdeyiz. Artık kaybetme duygusunu daha güçlü yaşandığı bu durakta her şey oldukça zorlaşıyor. Çünkü kazanç olarak gördüklerimizin tutsağı konumundayız. Richard Eugene Nisbett, bu durumu şöyle tarif eder: “Bir şeyi kaybetme korkusu, bir şeyi kazanma duygusundan çoğu zaman daha güçlüdür. Kayıptan sakınma kaygısı, bizi birçok güzel şeyden mahrum bırakır. Bu hayatta daha büyük bir şeyi kazanma şansına sahip olmak için makul bir kayba razı olmak gerekir.” Ben kazanma ihtimalini geçtim, rızalarımız bizi hangi çıkışı olmayan yolun sonundayız. Masumiyetini yitirmiş bir şekilde yaşama uğraşı içerisindeyiz.

Bunu mükemmel olduğumuza inandığımız, masumiyetimizle birlikte bunu herkesin gözünün içerisine bakarak ifade etmeye gayret ediyoruz. Bunu yaparken masumiyetimizi herkese gösterme ve kanıtlamak için fütursuzca hareket etmekteyiz. Kendimize toplumun üstünde bir yer belirleyerek herkese haddini bildirme, suçlama ve yasaklama hatta gözetleme hakkını kendimizde çok rahat buluyoruz. Bu elbette maddi ve manevi yıkımlara neden olurken diğer yandan da ayrışımları körüklüyoruz. Hattı zatında bu bastırıcı yaklaşımlar bizlere sanki bir başkasının cellâdı olma isteği doğuruyor. Elbette bir başkası için de bizler aynı şeylerle muhatap oluyoruz. Her şeyimiz başkasının varlığı üzerinden şekilleniyor.

İyilik, kötülük, güzellik gibi değerlerin yüklenicisi gibi hareket ediyoruz. Bütün bunları kendimizden menkul buluyor ve bir başkasının böyle olacağına ihtimal bile vermiyoruz. Her geçen gün korkularımızın bizi, zihni ve fiili olarak kuşattığı ve bir başka şeye dönüştürdüğüne şahit oluyoruz. Bundan dolayı da gelecek karanlık bir şekilde bize doğru hızla geliyor. Stephen Spender’in ifadesini ödünç alırsak bu haliyle “gelecek, gömülmüş saatli bir bomba gibi ama bugün sadece tiktaklarını duyuyoruz”. Bugün herkes kendi adacıklarında iktidarının gücü ile ortaya bir şiddet çıkarıyor. Şiddetin açığa çıkması için her zaman çeşitli araçlar kullanılıyor ve herkes kendi adacığını tahkim etmek istiyor. Ortaya çıkan duygusal gerilim fiziksel kötürümlüğe neden oluyor.

Bugün her şey başladığı yerin çok uzağına düşmeye hüküm giymiş bir şekilde varlığını sürdürüyor. İyi ya da kötü herkes bir fikre, bir tutuma, bir beğeniye sahip ve herkes kendi fikrini, tutumunu taraftar bulduğu oranda diğer insanlar için bir baskılama aracına dönüştürüyor. Eylemden yoksun, düşünce kırıntısı dahi içermeyen sadece hislerin egemenliğinde oluşmuş fikirlerle ve bilinçten yoksun, el yordamı ile yapılan işler neticesinde var olma çabası gerçekten insanı korkutuyor. İnsanın üzerine koyarak, düşünerek, eyleyerek değişmesi ile bir dönüştürülmesi arasında büyük bir fark var. Birincisi iyileştiric-geliştirici bir etkiye sahipken, ikincisi içinde bulunduğu çerçeveyi parçalayarak tanınmaz hale getirmektedir.

Bugün yol yürüme becerisini kaybetmiş bir zamanın insanları olarak öncelikle zihni ve gönlü dağınıklığı toparlamak; kırılganlıkları onarmak ve kendi doğrumuz yerine hakikatin izini sürmek gibi bir mecburiyetimiz var. Bu mecburiyet bizleri temiz tutacak ve hakikatin zahmetli ama bereketli iklimine taşıyacaktır. Korkunun, gürültünün ve kirliliğin arttığı bir yerde temiz kalmak hem oldukça güç bir iştir hem de büyük bir başarıdır. Onun için hakikate sadakat insanı temiz tutacak yegâne “kriter”dir. “Kriter”i sağlam olan için; her zorlu yol, her zahmetli iş kolaydır. Yeter ki hakikatle eylemekten vazgeçilmesin. Hoşça bakın zatınıza…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?