A evet adalet…

A, evet, adalet… Şeyden, mülkün temeli olanından… Böylece bin türlü taklayla edindiğiniz haksız mülkün süreğenliğini sağlamak için bir temel bulunur. Haksızlıklar, hukuksuzluklar ve dahi el değmemiş, gün görmemiş, henüz çiçek çiçek açmamış zulümler için de günah keçileri bulunur. Aramak bile gerekmez; orada, elinizin altındadır ve şu ana kadar altında bulundukları eli öpmekle iştigal etmişlerdir. Sonra sizin ne suçunuz olabilir? Günah da suç da el altında bulundurduğunuz ve zamanı gelince aynı elin tersiyle itelediğiniz keçilerindir. Çünkü devam etmeye niyetlisinizdir. Çünkü henüz şerrinizin dokunmadığı; mağdur, mahkûm, terörize edemediğiniz, hain ilan edemediğiniz, ekmeğinden edemediğiniz insanlar vardır. Hâlâ köşeyi dönmesi gereken, el kadar ihale koparamamış, servetine servet katamamış, üst düzey bir yetki koparamamış, birkaç gemiyle, üç dört yerden aldığı maaşçıklarla idare edenler bulunur.

Milyonlarca insanın işsiz dolaştığı, kiminin işsizlik sebebiyle intihara kalkıştığı; insanların yokluk sebebiyle siyanür içtiği, kendini astığı, beynine kurşun sıktığı, çoluk çocuğunu katlettiği bir evrende tam da sizin devlet yaşatmak için insanın yaşamasına müsaade ettiğiniz türden adalete ihtiyaç vardır. Hâşâ huzurdan, sizinle ne alakası olabilir? Nasipsizlerse, Pers kökenli hayırsever işadamları gibi yapamayıp küreği tersinden tutmakta ısrarcıysalar, ne yapabilirsiniz?!

KHK harfleriyle insan hayatına sokuşturuluveren ve tuhaftır ki çoğu hayat içinde kendisine yer edinen, kalıcı iz bırakan Kanun Hükmünde Kararnamelerle insanların işinden edildiği, yargılandığı; suçsuz bulunup aklandığı, beraat ettiği halde görevine iade edilmediği, değil eylem yapmak, protesto etmek, hak aramak, ses çıkarmalarına, seslerini duyurmalarına bile fırsat verilmediği, sokağa çıktıklarında yaka paça nezarete atılabildikleri bir âlemde muhtemelen alıp verebildikleri nefes dolayısıyla onlara bolca israftan söz edebileceğiniz bir adalete ihtiyaç vardır!

Memurundan öğrencisine kadar insanların grup grup, ekip ekip, tomar tomar hapse tıkıldıkları, ne ile suçlandıklarını bile bilmeden aylarca, yıllarca hapis yattıkları; eyleme dahi fırsat olmaksızın her muhalif söylemde vatan haini, terörist, ajan yaftası yedikleri ortamda nankörlükten söz edebileceğiniz bir adalete…

İnsanların oturdukları evin kirasını ödeyemediği, önüne gelene faturalardan, vergilerden, hayat pahalılığından, peynirin, yağın fiyatından şikayet ettiği; işyerlerinin iflas ettiği, şirketlerin iflas isteyip verilmeyince konkordato ilan ettiği, kimsenin sabaha hangi zamlarla uyanacağını bilmediği bir ülkede ejder meyveli smoothie kıvamında bir adalete ihtiyaç olmaz mı?
Yaranabilenin işini yürüttüğü, onuruyla söz söyleyebilme cüretinde bulunanın Silivri’yle, hapisle, hain ilan edilmekle tehdit edildiği; söz söylemenin ve söz dinleyebilmenin kifayetsiz kaldığı, kavramların iğdiş edildiği, dinden dile, kültürden edebiyata, sanattan siyasete, sanayiden ticarete her alanın bir ya da birkaç kifayetsize bağlandığı yerde biz bize yeteriz diye hesap numaraları, IBAN’lar dağıtacağınız, çaylar, toplar, satranç taşları fırlatacağınız bir adalete elbette ihtiyaç duyulur!

Üç kuruş ödenek için milyonlarca insanın mülteci statüsü bile verilmeden memlekete dahil edildiği, bu insanların iki de bir Avrupa tarafına doğru, ‘Bakın kapıları açar, üstünüze doğru salarım ha!’ diye tehdit malzemesi olarak kullanıldığı; vatan savunması için askerlerin Suriye’de (Müttefik Rusya tarafından değil) Suriyeli askerler tarafından vurulup şehit düştüğü bir dünyada bölgesel bir adalete, ama kapısında ömür tükettiğiniz Avrupa’dan ödenek olarak edinilip sizin aşırı adil elinizle dağıtılacak bir adalete ihtiyaç vardır!
Alamadıkları tazminatın ardında yürüyen, yeraltında kömür solumaktan gocunmayan ama yer üstünde nefes almasına izin verilmeyen madencinin, çocuğunu göçük altında bırakan babalarının yırtık lastiğine takılıp ona yeni lastik bağışlayacağınız türden bir adalete elbette ihtiyaç vardır. Üstüne, hak aramak için ziyaretinize gelmeye kalktıklarında, ‘Polislerin madencileri tartaklamasını anlamakta zorlanıyorum’ yollu vicdan rahatlamalara da…

Bu topraklarda ve elbette tüm yeryüzünde, tek tek sıralamak gerekse cümlelerin kifayet etmeyeceği türden adaletsizliğin envai çeşidiyle karşılaşıldı. Şimdi, tabir caizse kuyruğunuzun sıkıştığı yerde adalet söylemine sarılmanız da gayet anlaşılır görünmekte. Anlayışınızın çatır çatır yıkılışını da insanlar keyifle izlemekte. Adalet mi dediniz? Size lazım olduğunda sergilediğiniz paniği seyretmeyi tercih ederiz. Şüphesiz, müdahil olmadığınız bir adalet anlayışıyla daha rahat ederiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder

# Rusya

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?