Bundan böyle “bölünme” görmek istemiyorum (5)

Merhum Erbakan Hocamızın ardından, Millî Görüş Camiâsına darbe üstüne darbe indirmekten ellerini çekmeyen çevrelerin bu defa Erbakan Hocamızın oğlu Fatih eliyle darbe vurmak isteyeceklerini hissetmiştim. Dayım, MSP milletvekilliği, Refah Partisi ve Fazilet Partisi’nden belediye başkanlığı yapmış olan Mehmet Bozgeyik’e bunu söyledim ve o ismin “pişmesi ve yetişmesi” gerektiğini ifade ettim. Bunun için de seçtiğim kitapları dayım vasıtasıyla kendilerine ulaştırdım.

Millî Görüş camiâsını ilk gençlik yıllarımda tanımış ve sevmiştim. 1973 seçimlerimde dayım MSP milletvekili adayı olmuştu. Birlikte yaklaşık 500 köye gittik. Seçim kampanyasının sonlarına doğru Ramazan mübarek başlamıştı. O şiddetli sıcaklarda oruç tutuyor, iftarı da pınar başlarında, ekmek, peynir, karpuz, üzümle açıyorduk. O sıralar lise talebesiydim. O camiâdaki insanların samimiyetini, gayretini, muhabbetini görüyordum. O sıralar gördüklerimle, sonraları ve –anlatmaya çalıştığım- hâdiseleri kıyaslayınca üzülmekten ve hayıflanmaktan kendimi alamıyordum. O samimi, fedakâr ve gayretli insanları nasıl bölmüşler, aralarına nasıl tefrika sokmuşlardı.

Bu şekilde sıkıntılı günleri göre göre 2015 yılına geldik. O sene değerli Genel Yayın Müdürümüz Mustafa Kurdaş Bey, bana tekrar yazmaya başlamamı teklif etti. Önceden haftada üç gün yazıyordum. “İki gün yazmak isterim. Kitaplarla meşgul olmak istiyorum” dedim. Mutabık kaldık ve Bismillah diyerek yeniden yazmaya başladım. O tarihten beri de hiç ara vermeden yazdım.

Şimdi 2020’nin sonlarına geldik. Bu tarih aynı zamanda bizim kemal yaşta olduğumuzun işareti. Buraya kadar anlatmaya çalıştığım gibi, gerek Risale-i Nur camiâsında, gerekse Millî Görüş camiâsında birçok bölünmeye, ayrılığa şâhit oldum. Yüreğimiz şerha şerha oldu. İşin doğrusu, bundan böyle hiçbir cenahtan ayrılık sesi ve haberi duymak istemiyorum. Yeter artık, yahu! Bundan böyle “birleşme, yekvücut olma” devri başlamalı…

Bizim ailemizin temel vasıflarından biri “sulh elçisi” olması. Dedemiz, Yusuf Nurânî, Hacı Bektaş-ı Veli’nin talebesi. Hizmet mahalli olan Münbiç’e (Munbuç) geldiğinde Türkmen, Arap ve Kürt aşiretleri kendisini şeyh olarak kabul etmiş. Yanında Hz. Ali’den (ra) kendisine intikal eden sancak varmış. (O sancak akrabalarımızda mahfuzdur.) Aşiretler ve aileler arasında bir nizâ, yani anlaşmazlık olduğunda, sancağı çekip gidermiş. O sancak görülünce herkes su pus olur, dargınlar barışırmış.

Son bir asırda Ümmet-i Muhammed olarak bizlere yapılanları görünce yüreğim dağlanıyor. Zındıka komitesi âdeta bizimle alay edercesine yapacağını yapmış. İşte beş yazıdır anlatmaya çalışıyorum. Risale-i Nur camiâsını ve Millî Görüş camiasını karşı karşıya getirmiş, birbiriyle vuruşturmuş, sonra bir ona vurmuş, bir buna. Bir onu bölmüş, bir bunu… Parçalamış ha parçalamış. Duracak mı? Hayır! O zındıka komitesinin işi bölmek, parçalamak. Peki bize düşen ne? “Va’tesimû bihablillahi cemi’an velâ teferregû” (Âl-i İmran Sûresi /103) [Hep birlikte Allah’ın ipine (Yani Kur’ân’a, İslâm’a, Resûlullah’ın (asm) Sünnet-i Seniyyesine) sımsıkı yapışın, bölünüp parçalanmayın] emrine imtisal etmek…

Bütün bu yaşadıklarımızdan sonra, en dar daireden en geniş daireye kadar bundan böyle “bölünme” görmek istemediğimi kamuoyuna deklare ediyorum, birlik olmaya, el ele, omuz omuza vermeye “evet!” Ayrılığa, gayrılığa, bölünmeye “hayır!”

Yazdığımız kitaplar, bu ülkede ve âlem-i İslam’da yaşayan herkese hitap etmekte. Ancak bizi yakinen Risâle-i Nur camiâsı ile Millî Görüş camiâsı tanıyor. Ben de bu iki camiâyı daha yakından tanıyorum. Her iki camiânın da İslâm’a, Kur’an’a olan bağlılığından, vatanperver oluşlarından ve bu ülkede yaşayan herkesin iyiliklerini istediklerinden zerre kadar şüphem yok. Gaye bir, maksat bir, temel düşünce bir. Öyleyse bu ayrılık gayrılık niye?... Yok arkadaş ben bu “ayrılık oyunu”nda yokum. Kim oynayacaksa benden ötede oynasın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

İbrâhi̇m Tamer Şi̇mşek - MUHTEREM HOCAM RABBİM SİZDEN VE SİZİN GİBİ BİR ELİN PARMAKLARI KADAR KALAN SİZİN GİBİLERDEN RÂZI OLSUN KALEMİNİZ KÂFİRE KILIÇ, MÜ'MİNE KALKAN,MAZLUMA ÇÖLDE VERİLEN SU MİSÂLİ RABBİM HİZMETİNİZİ DÂİM ETSİN BİZLEREDE OKUMA OKUDUĞUNU ANLAMA VE ANLADIĞIYLA AMEL ETMEMİZİ NASİP EYLESİN.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Kasım 07:56
02

Hasan Mısırlı - Bu kadar güzel bir yazı dizisi "ben yokum, benden ötede durun" diye bitmemeli, ben yokum demek işin en kolay tarafı, birliği sağlamak için her zamanki gibi aksiyon almaya ve gayret etmeye devam etmeliyiz..

tozattırıp giden menfaati için gidiyor,

Hak davamızdan taviz vermediğimiz sürece, çıkarı ve menfaati ön planda tutanlarla nasıl birlik olalım , Hayat iman ve cihattır desturunda birleşeceksek ne güzel .. biz zaten oradayız ve bütün kardeşlerimizi şuurlu olmaya davet ediyoruz

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Kasım 13:49
01

Sait Şeyh. - kaleminize ve yüreğinize sağlık burhan hocam. Allah Razi olsun.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 23 Kasım 09:46


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Çin'in bulduğu ve Türkiye'de de uygulanacak olan koronavirüs aşını yaptırır mısınız?