Ya tağşişli ürünlerimiz

18 Kasım Çarşamba günkü gazetemizin adının üstünde üç haber vardı. Sağdaki, gençliğin ağabeyi –hizmet insanı- fedakarlık örneği sıfatlarının sahibi Ahmet Ziya Balcı’nın ebedi aleme uğurlanma merasiminden resimli bir haberdi. Soldaki de uçan ekonomimizde ekmek fiyatının uçuşa geçtiğini duyuruyordu. Ortadaki habere ise sayın Asiltürk’ün resmi altına “Sahte hesaplara kanmayın” uyarısı yazılmıştı.

Haberin niçin yapıldığının izahını okumadan anlamaya çalıştığım o ikaz, sayın Asiltürk’ün adını kullanan sahte hesaplara karşı yapılmış olsa da, bizler, kanmayacağımız “sahte hesaplar”ı ülkemizi ve yaşadığımız zaman çapında düşünmek ve bilmek mecburiyetindeyiz.
Kalıpları elle tutulur, gözle görülür olsa da hesaplarıyla sahteleşenlerin varlıklarına, yazdıklarına ve icraatlarına vaktimizi, zihnimizi ayırmamalıyız. Düğmesine basılmış veya düğmesine basılmayı bekleyen, ağırlıkları da tedbir almakta zorlandığımız virüs kadar olan, menfaat parçalarından müteşekkil insanlar dediklerimiz mahallelerinde ve medyalarında sayısız iken...
Örneklendirmeye gayret edeceğiz, tanımını yapmaya çalıştığımız kibir kurtlarının bir ikisini. Çünkü onları tanımak ve anlamak yorgunluğunu yaşamasın isteriz insanlarımızın.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifası sonrasında danışmanlarından birinin sosyal medya paylaşımının analizine durmadan, tv’lerde icrasına hasret kaldığımız “Türk Halk Müziği”nin bir türküsünden söz etmek isteriz.

TRT radyosunun tek dinlenen olduğu yıllarda istek alan türkülerimizden biri de “Ana beni niye verdin çocuğa/Oynar oynar kum doldurur koynuna.” mısralarının nakarat olduğu türkümüzdü.
Bir gelinin çocuk damattan yakındığı bu hisli türkünün ergen gençliğinin eğitimine yaptığı katkıyı (Başka türkülerimiz de var, böyle “eğitim” yüklenmiş. Yeri geldiğinde onları da yazarız.) konumuz dışına alarak söylemek durumundayım, müstafi bakanın her haber görüntüsünde aklıma düştüğünü. Fakat küçük bir değişiklikle. Hazinemiz ve maliyemiz ağzı ile “Baba beni niye verdin çocuğa” demek benim daha çok hoşuma gidiyordu.

Müstafi bakanın danışmanlarından birinin sosyal medya paylaşamını her okuyanın aklına “Tencere-kapak” uyumu gelmiştir yahut diliyle “Danışmanından belli olur bir bakan” demiştir. Sayın müstafi bakanın “köylüsü” de olan ve bakanlıklarda makam yarışması yapan o danışman, bakınız neler demiş yazdığı twitinde.

“Bi bitmediniz ya. İtin, uğursuzun, hainin, düşmanın canını öyle yakmışız ki sağlık sorunları yüzünden görevlerimizden affımızı istemiş olsak bile yalan habere devam ediyorsunuz. Ne diyelim Elhamdülillah!”
“Bi bitmediniz ya.” Bu nasıl bir güzel Türkçedir. Sokakta misket oynayan çocuk, oyun harici ettiklerinin tükenmemesinden, samimiyetine sevgisini de katarak şikayet ediyor gibi...
Değil, değil! Danışman beyin bu taraklarda bezi, o sokaklarda oyuna durmuşluğu yok. Hemen sonra gelen kelimeleri anlatıyor bunu.

“İtin, uğursuzun, hainin, düşmanın canını öyle yakmışız ki...”
“İz” karışıklığı yapmasıyla son yıllarda AKP politikacılarının ünlendirdiği it, danışman twitinde de karışımıza çıkıyor. Acaba diyesi geliyor insanın, alınıp da Üsküdar’a geçilen atın izine karışan bu itin izi midir?
İt, uğursuz, hain, düşman... Kim bunlar? Canlarını yakma görevlilerinden olmakla öğünen sayın danışman tek tek biliyor olmalı. “Böyle” değil de “öyle” yaktıkları ayrıntısını dahi vurguluyor. Dememiş ama, biz elbette bütün bu işlemleri “Hukuk” içinde yaptıklarına inanırız.
“Sağlık sorunları yüzünden görevlerimizden affımızı istemiş olsak bile...”
İtirazımızın olmayacağı tek cümlesi budur sayın Danışmanın, diyeceğimiz sanılmasın. Müstafi bakan istifasını duyurduğu sosyal medya paylaşımının ilk cümlesinde var bu hal bildirme.
“Sağlık sorunlarım” diyor bakan,

“Sağlık sorunları” diyen danışman ise kendini ayrı tutuyor.
“Artık devam edememe kararı aldım” diyor bakan,
“Görevlerimizden affımızı istemiş olsak” diyen danışmanın hemen bir başka bakanlık kadrosuna atanması da ayrı tutmanın mükafatı oluyor.
“Yalan habere devam ediyorsunuz.”
Sonraki izahlı twitinde “Daha ağır hakaretleri hak eden” diyerek hakaret ettiğini itiraf eden danışmana kimse şu soruyu sormuyor: Yalan habercilerin şikayet edileceği hukuk kurumlarından yok mu? Siz mi örnek olacaksınız illa?

Twitini yazı konusu ettiğimiz bu danışman kimdir sorusuna, internetin bilgi sitelerinde “Bir AKP ünlüsünün damadıdır” şeklindeki bir cevabı bulmuş araştırmacılar. Ne diyebiliriz ki? Lakin yine de bir şeyler diyelim.
İlk değil Türk siyasetinde damatların medyaca bahis mevzuu edilmeleri yahut damatların kendilerini konu ettirme çabaları... Danışman damadımız ikinci şıkka son örnektir.
“Milli Damat” sıfatı almış bir İnönü damadı en ünlüleriydi. Kayınbabası İnönü’nün yokluğuna duyduğu acıyı hafifletmek maksadıyla “Kontenjan”dan “Senatör” dahi yapılmış, o da 1980’cilere hizmette kusur etmemişti.

Demirel’in damadı “–ki halen bir CHP’li olarak Meclis’tedir– boşalan makamlara hep aday yapılırken, muadili Özal’ın damadına karşı muhalefet “Davul delen jaguar” armalı partiler kurmuştu.
Biz de az yazmadık hani, içinde Özal’ın damadı geçen hikayeleri. Birinden biraz anlatayım. Bir seyahatinde uçak teyyaresi Van Gölü’nün üzerindeyken yanlış kapı açmış ve Van Gölü’ne düşmüştür. Uçağın kaptan pilot şoförü bir gönüllüyü beline halat bağlayarak indirir Van Gölü’ne; Özal’ın damadını bulup getirsin diye... Göldeki it balıklarının birinin karnını deşen kahramanımız ayağına takılan yumuşak tümseğin damat olduğunu anlamıştır. Kalk ulan deyip bir kaç tepik vurarak halkça tepki verdikten sonra halatın ucunu onun beline bağlar, kendi de üstüne oturur ve verir çekin bizi işaretini.
Uçak teyyaresi hem gitmekte hem de kahramanımız ve ünlü damat yukarıya çekilmektedir. Kahramanımız güneşe sırtını verip damadı tapukladıkça, üstlerinden geçtikleri şehirlere, köylere boşaltır karnındakileri. Başımıza balık, kurbağa, deniz böcüsü yağdı diye şikayetçi olacaktır oralarda yaşayanlar ertesi günü gazetelere.

“Amma yemiş” diyerek olayı anlatan kahramanımız bir ara damadın “Korkmaz, korkmaz” dediğini hayretle duyar. “Özal da damadın iyisini bulmuş İsmet Paşa gibi” düşüncesini geçirir içinden. “Adam bu halinde bile İstiklal Marşı’nı söylemeye çalışıyor.”
Lakin kahramanımızın bu tanıklığına orta bire giden yeğeninden itiraz vardır. “Emmi, sen yanlış anlamışsın. Damat bey ‘Korkmaz’ derken İstiklal Marşı söylemek istemiyor. Kendisine temas eden iş adamlarının listesini yapmaya çalışıyor” der.
Değmesin Yağlı boya sayfamızda ve aynı adlı kitabımızda yayınladığımız bu Özal damadı hikayesini bugün burada özetlememizi hiç bir okuyucumuz, o gün yazıyordunuz, bugün ne oldu sorusuyla düşünmesin. Hatta twiti dolayısıyla bu yazımızda anlattığımız küçük damatlara da kendi ifadelerini iade maksatlı da olsa “Bi bitmediniz ya” demesin. Yazı konusu oluyorlar hem; ibret-i alem için...
“Bi bitmediniz ya” diyeceği yok mudur makamlardan birine oturmuş bir damadın? Vardır! Gazetemizden bir örnekle noktalayalım bugünlük demek istediklerimizi.
09 Ekim 2020 tarihli yazısından Mahmut Toptaş hocamızın bir paragrafı alacağız buraya. “Tağşişi önleme teşhirden geçmez.” Yazısının bu başlığını izah sayın siz.
“Son günlerde TC Tarım ve Ormancılık Bakanlığı’nın yayınladığı taklit ve tağşiş olan ürünleri piyasaya süren yüzlerce firma ve binlerce ürün listesini yayınlaması bizi uyarmak için iyidir ama bu tür uyarıları kim okur kim uyanır?”
Ülkemizin gerçeği böyle, “ yüzlerce firma ve binlerce ürünün yanında damatlar da olacak...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necati Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?