Kesintisiz kötülük

Gözümüze bakmakta gitmemiz için.
Salonun buz kesmesi olurdu ya, istenmediğimizde.
Şimdi de yeryüzü buz gibi soğuk, görmek istememekte, kafasını çevirmekte, hoşlanmadığını fazlasıyla açık etmekte.
Gözünden fena halde düştük.
Artık ziyadesiyle öfkesini belli etmekte.
Sanki ağaçlar, kuşlar, akarsular bile bizi gördüklerinde tepki vermekte, başlarını çevirmekteler.
Haksız değiller.
Koruyamadık onları.

Bitmek bilmez hırslarımızla ormanları yaktık.
O ormanlardaki binlerce yıllık floraları, bitki çeşitlerini, hayvan türlerini, böcekleri, yılanları, kelebekleri, arıları, yuvalarında kuş yavrularını yok ettik.
Fabrika atıklarıyla balıkların soyunu tükettik.
Yanamayan ağaçları kestik.
Çöle dönen ormanlara arsızca villalar kondurduk.
Avustralya’da çok su içiyorlar deyip develeri öldürdük.
Kimi zaman öldürmeden bile, canlı canlı vizon yavrularını anne karnından alıp, derisini yüzerek yaptığımız kürkleri vicdanlar sızlamadan giyebildik.
Çocuk işçi çalıştırıp emeğinin karşılığını bile vermeyen ünlü markaları daha da zengin ettik.
Coğrafyaları zehirledik.
Bulmadığımız ne atom bombası kaldı, ne nötron.
Ne Hiroşima’ya acıdık ne Mezopotamya’ya.
Iraklı, Suriyeli çocukları uykuda hardal gazıyla, sârin gazıyla öldürdük.
Mülteci oldukları ülkelerde bakışlarımızla nefret saçtık.
Ne Dersim mağaralarına sığınan halkı yakmaktan geri durduk, ne Zilan’da köylüleri kurşuna dizmekten ar duyduk.

Tarihi kirletmekte hepimiz yarıştık, esirleri asitli havuzlara atıp, gözlerini kör eden İngilizlere şaşırmadık.
Hindistan’da İngiliz kumaşları pazarı işgal etsin diye dokuma ustalarının ellerini kestik.
Cezayir’de Fransızların kestiği insan başlarını sergiledikleri müzelerde utanmadık.
Vakıf mallarını depo, işyeri, ahır, gazino yaptık.
Bir mescidin ağlayan gözlerini görmedik.
Suyu akmayan bir çeşmenin ahını figanını duymadık.
Komşularımızın evleri önüne azman binalar yaparak havasını, güneşini, rüzgârını kestik.
Çok suçlar işledik.
Yerkürenin her yanına yetti, kesintisiz kötülüğümüz.
Akıllanacağımız yok.
Tufan gibi bir salgın yaşamaktayız şimdi.
İşyerleri kapandı, varlıklılar lüks konutlarında konfor içinde.
İşini kaybeden garsonlar, gündelikçiler, temizlikçiler düşünülmedi.
Arsızca evde kalın dendi.
Evlerinde çoluk çocuk ne yiyecekler, sorulmadı.
Şimdi yeryüzü, hiçbirimizi istememekte, doğudan kuzeyden, zengin fakir, dinli dinsiz.
Hepimizin dosyası kabarık.
Değerler aşınırken, insanlar yara alırken başımızı çevirdik.
Çiçekler kururken, bir bardak su vermedik.
Ne aile kaldı, ne çocuk.
Arsızlık, sapkınlık.

İntiharın sahilinde dolaşan işsiz gencin gözüne soktuk yazlığımızı, yuvasını kuramamış kızı kahredercesine evlilik fotoğrafları paylaştık, çocuk hasreti çekenleri, bebeklerimizin resmiyle dövdük.
Her yaptığımıza kinlendi yeryüzü.
Başı eğildi dünyanın.
İstemiyor artık bizi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Sali̇h - Mine hanım yazınız için teşekkür ederim.... rabbim ibret almayı hepimize nasip eylesin.. amin

Yanıtla . 4Beğen . 1Beğenme 21 Kasım 13:45


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?