Hayaller ve Gerçekler

Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan olmak bu olsa gerek!  Milli Takım Teknik Direktörü Şenol Güneş’in planı Rusya ve Macaristan’ı yenip grup lideri olup bir üst lige çıkmaktı. Tabii bu sırada Rusya ve Macaristan Sırplarla oynayacağı maçlarda puan kaybedecekti.

Oynaması ve tabelaya skor yazdırması zor olan Rusları, on kişi kalsalar da, bizden daha çok gol pozisyonunu cömertçe harcasalar da, golün birini hafif şaşırtmacalı penaltıdan bulsak da, öyle veya böyle uzun yıllar sonra 3-2 yendik. Macaristan ise Sırbistan ile 1-1 berabere kaldı. Yani Güneş’in planlarının ilk ayağı tutmuştu. Bu arada bu maçlardan önce biz yine üst düzey bir takımla yine üst düzey bir tempoda Hırvatistan ile özel bir maç yaptık! (11 Kasım) Macaristan ise, İzlanda ile Avrupa Şampiyonası Finalleri’ne kalabilmek için zorluk derecesi yüksek bir maça çıktı. Çünkü Fransa’nın fiyakasını bozduğumuz biz bile İzlanda’yı son grup maçlarında yenememiştik. İzlanda 87. dakikaya kadar 1-0 önde iken Macaristan bulduğu gollerle bu önemli maçı 2-1 kazandı. (12 Kasım)

Ve Macarlar, Almanya, Fransa ve Portekiz’in bulunduğu grubun 4. takımı olarak yerini aldı. Ardından da Sırbistan’ı konuk etti. Son dönemde istediği futbolu takım olarak sahaya yansıtamayan Sırbistan, Macarların finallere kalma durumundan bir puan çıkarttı.

Fransa’yı madara edip finallere doğrudan katılan Türkiye, Ağustos’un rövanşı için Macaristan’a gitti. Gözler sahadaydı, kulaklar ise Sırbistan’da idi. Macaristan’da İzlanda galibiyeti ve de finallere kalmanın kutlamaları devam ediyordu. Teknik patronları koronadan karantinadaydı. Sırbistan ilk yarıyı Rusya önünde 4-0 önde kapatmıştı. Buradan maçın dönmesi zordu. Biz ise yanlış kadro seçimi ile topu ileri uca taşıyamamamıza, Macarların doğru oyun tercihine rağmen Kalmar ve Könyves’in bencil futbolları sayesinde ilk yarı golsüz bitirmiştik. Her şey istediğimiz gibi gidiyordu. Olasılıklar lehimizeydi! Acaba istediğimiz gibi mi gidiyordu? Bu durum lehimize miydi yoksa aleyhimize miydi? İlk yarıdaki oyuna bakıldığında bir şey anlamamıştık. Çünkü biz Macarları uyutup ikinci yarı gerçek gücümüzü ortaya koyup maçın son bölümünde bulacağımız gol ile sahadan galip, gruptan da lider ayrılıp bir üst lige çıkmalıydık.

Fakat öyle olmadı. Könyves ve Kalmar ikinci yarıda oyunda yoktu. Yerlerine Kasımpaşalı Varga ve Cserni kadroya dâhil oldu. İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Her kademeye rahat giren, her tehlikeli atağa müdahale eden Merih, Varga ile uğraşmak zorunda kaldı. Varga onu savunmanın merkezinden uzaklaştırdı. Varga hem attırdı hem attı. Sizin anlayacağınız elin teknik adamı televizyon izledi ve olayı gördü de, bizim hoca sahanın dibinden durumu fark edemedi. Yani bizim uygulayacağımız stratejiyi Macarlar bize uyguladı.

Biz resmen can havli ile hücum ediyorduk. Onlar daha bilinçli daha akılcı futbol oynuyorlardı.

Hocam bu Mahmut Demir ve İrfancan aşkı nedir? Zeki Çelik ve Cengiz’in olmayışı tüm oyun ve kadroda değişiklik yaptırır mı filozof bir kişiye? Mahmut pas hatalarını yapan isimdi. Bir de sarı kart gördü. Mert’e atılan her geri top bizim kalemize yakan top olarak döndü. Merih ve Ozan Kabak atakları daha ne kadar kesebilirdi? Mert’in ilk golde uzaklaştırdığı top (uzaklaştıramadığı) ancak halı saha maçında olur. Baskı gören adama top atmak! İlginç! Ozan Tufan ve İrfan Macar futbolcuların arasında kayboldular. Caner devamlı kaleciyi yan top çalıştırdı. Fransa kahramanı Kaan’ı sırf kafa ile gol atsın diye 87. dakikada oyuna almak teknik mühendislik için can havliyle bir şeyler yapmak değil midir? Ahh o Fransa maçları ahh. Kafamız hep orada kaldı.

Hocam işler iyi gitmiyor. Maçtan sonra, “Oyunu kazanacak kaliteyi sahaya yansıtamadık” açıklaması yorumcuların söyleyeceği ifadelerdir. Teknik adamlık yeri icraat yeridir. Fakat TFF iyi yönetiliyor diyen bir teknik direktörden de başka tür bir açıklama da beklenemezdi zaten. Hocam içindeki sesle bir daha konuş. Hem kalbini hem de mantığını dinle.

Şimdi C Ligi’ne düştük. Olsun daha kötüsü de var D Ligi yani. Aslında olasılık hesapları arasında bu durum da yer alıyordu. Sırbistan 1-2-3-4-5 yaparken aslında bizim futbolumuza da gol atıyordu!

Fransa ile yola çıktık. Geldiğimiz yer C Ligi. Faroe Adaları, Cebelitarık, Lüksemburg vs. vs. Hayaller merso, gerçekler terso!

Merih’in dediği gibi “özeleştiri yapmalıyız”. Nokta.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?