Reklamı Kapat

Hayatın iksiridir adalet…

Nice zamandır, adaletin üzerinde kara bulutlar dolaşmakta… İnsanların zihninde bulanık yargılar, resimler yer almakta. Güvensizlik hali… Kuşkular, adamcılık, adam kayırmacılık, liyakatsizliğin yol açtığı yaralar, insanları umutsuzluğa itmekteydi.

Yirmi yıla yakındır iktidar olan ses, ses verdi. Adalet ne pahasına olursa olsun uygulansın.

Söz doğru, zaman doğru… Ama gülümseten bir yankısı vardı lafın… Şimdiye kadar nerdeydiniz? Kimi işler, el yordamıyla, öylesine, gelişigüzel yürütülürken… Vicdanlar kanatılırken neden, böyle bir feryadı dillendirmediniz?

Geç kalınmış olsa da, hakikatlere parmak basmak iyidir. Türkiye’nin en temel meselesi adaleti layıkıyla uygulamaktır.

Teraziyi doğru tutmak… Doğru tartmaktır. Kişilere, guruplara, partilere, zenginlere, fakirlere bakmaksızın, herkese aynı gözle bakmaktır. Teraziye herkesi çıkarabilmek… Kim olursa olsun, aynı teraziyle, yanlışları doğruları tartmaktır.

Gerçekten, son zamanlarda en çok aşınan kurum adalet olmuştur.

Parayı kaybedersiniz, yerine getirilebilir… Eviniz yoktur, bir müddet sonra yapabilir, eksikliği giderebilirsiniz. Yahut konforlu olmasa da başınızı sokacak bir yer bulursunuz… Bulursunuz ama yaşadıklarınız sizde elbet iz bırakır, öfke bırakır.

Malın, mülkün getirisi götürüsü olur. Olması da doğal. Ama adalet öyle mi? Bazen soruyorlar bana. Neden idama karşısın, diye. Bu düzende, bu sistemde kısası ölçü kabul ederek, hadi, cezalara kısas uygulayalım demek, insana zulüm olur.

Allah’ın razı olduğu, adaletin temel yaşam saiki ilan edildiği toplumlarda, sizin kısas dediğiniz ölçü uygulanır. İslam olmayan, adaletle hükmedilmeyen sistemlerde, zulme yol açar… Onun içindir ki, bu tür düzenlerde, idamın geri dönüşü yoktur. Pardonu yoktur.

Süreli cezalarda, geri dönüş olabilir. Yeniden yargılamak mümkündür. Ancak, idam ettiğiniz bir adamın yanlışlıkla bu infaz edildiği kanaatine vardığınızda geri dönüş olabilir mi? Ölüyü diriltmek mümkün mü insan eliyle?

            İcranın içinden, adalet istemleri yükselince, umutlanmadım dersem yanlış olur. Bir beldenin imarı da, huzuru da, iktisadi yükselişi de adaletle olur.

Bütün huzurun babasıdır, kaynağıdır adalet. Hayatın iksiridir. O olmazsa, hiçbir şey olmaz. O olmazsa, yaşam zehir, zülüm olur.

Yatırım yatırım diye sayıklıyor kimi çevreler... İçeriden ve dışarıdan neden yatırımcılar gelmiyor diye hayıflanıyorlar.

Eğer, işleriniz adaletle yürümüyor, adaletin yerini keyfilik alıyorsa, ne dışarıdan güneş gelir topraklarınıza, ne içeriden güneş doğar… Karanlıkta kalırsınız.

Kaldı ki, adaletle hükmetmenin hiçbir sermayesi yoktur. Sadece vicdan ve akıl. Kararlılık yeter. Yani, sadece inanmak yeterli. Adaletle hükmetmek, mutluluğu, huzuru, kardeşliği, güveni tesis eder.

Yirmi sene sonra, adaletin hatırlanmış olması yine de iyidir…

Şimdi, söylemin eylem dönemidir… Görelim bakalım…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Remzi Çayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?