Dağlık Karabağ’da neler oluyor?

 Bismillâhirrahmânirrahîm;

ERMENİSTAN’IN sebepsiz yere Azerbaycan’a saldırması ile başlayan olaylar küresel boyut kazanıyor. Azerbaycan 44 gün destanlık bir mücadele verdi. Hem ülkesini savundu; hem de 28 yıl önce işgale uğrayan Dağlık Karabağ’ı özgürlüğüne kavuşturmaya çalıştı.  Savaşta sivil halka dokunmadı. Ermeni halkını suçlamadı. Ülkesine göz diken Ermenistan ordusu ile savaştı. Hem savaş gücünü; hem de insanlığını dünyaya gösterdi.

Kardeş Azerbaycan’ın bu en haklı davasına, Türkiye yöneticileri ve halkı tam destek verdi. Bu yakınlık küresel güçleri rahatsız etti. Türkiye’ye karşı tehditler savurdular. Çünkü sömürgeciler hedeflerine ulaşmak için bölgede böyle birliktelikler istemiyordu. Onlar, bundan sonra da Kafkasya’yı kana bulamak istiyorlardı.

Yaşananları sağlıklı değerlendirebilmek için fotoğrafın bütününü görmek zorundayız. Türkiye, 1988’de Filistin davasını desteklediğini açıkladığı zaman, o dönemde ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı olan Joe Biden, Türkiye’yi tehdit etti: “Türkiye’nin etrafını ateş çemberine çeviririz.”

Son 32 senedir Türkiye’nin etrafında yaşananlara dikkatle bakarsanız, anlatmak istediğimiz daha iyi anlaşılır: Balkanlar, Irak, Suriye, Doğu Akdeniz ve şimdi de Kafkasya bölgesi. ABD seçimden daha yeni çıkmışken, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun bugünlerde, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 7 ülkeyi kapsayan 10 günlük geziye çıkmasını sebepsiz mi sanıyorsunuz? Türkiye’de yalnız Fener Rum Patriği Bartholomeos ile görüşeceğini açıkladı. Anlaşılıyor ki, Ortodokslara yeni görevler yükleyecekler.

TÜRKİYE HEDEFLERİNDE

AZERBAYCAN, Ermenistan ile savaşının her safhasında hem haklıydı; hem de efsanevî bir zafer kazandı. Dağlık Karabağ’da adım adım ilerledi. Şehir ve köyleri birer birer işgalden kurtardı. Merkez ve sembol şehir Şuşa’yı kurtardıklarında Ermeniler sonucu gördüler. Yenilgiyi kabullendiler. 8 Kasım’da ateşkes; 10 Kasım’da anlaşma yapıldı. Anlaşma olmasaydı; Dağlık Karabağ’ı tamamen özgürlüğüne kavuşturmak konusunda önlerinde hiçbir engel kalmamıştı.

Zafer; Azerbaycan, Türkiye ve İslâm dünyasında büyük bir sevince yol açtı. Fakat sömürgeciler pusudaydı. Azerbaycan’ın güçlü ve itibarlı duruma gelmesi işlerine gelmedi. Sevinçlerin dorukta olduğu 10 Kasım günü, sömürgecilere karşı uyanık olmamızı hatırlatan, “Azerbaycan’da Küresel Tuzak” başlıklı bir yazı yazdım. Gerçek, kısa sürede emperyalistlerin de ağızlarından döküldü.

Türkiye’yi Azerbaycan’a destek vermekle suçlayan Hollanda Dışişleri Bakanı Stef Blok, ülkemizi ambargo tehdidiyle sıkıştırmaya çalışıyor; AB’ye şikâyet ediyordu. (13.11.2020) NATO ise, sonucu “güvenlik sorunu” olarak açıklıyordu.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, siyasi çözüme hazır olduğunu söylüyor; “Ermenistan’ın yanındayım” (13.11.2020) diyordu. Sömürgeciler Dağlık Karabağ’ın statüsünü emellerine uygun olarak şekillendirmek istiyordu.

Rusya, anlaşmanın hemen arkasından Dağlık Karabağ’a “Barış Gücü” yerleştirdi. Kontrolü eline almak istedi. Azerbaycan ise, “Türkiyesiz olmaz” görüşünde ısrarlıydı. Rusya gerçek niyetini Dışişleri Bakanı Lavros’un sözleriyle gösterdi: “Türkiye Dağlık Karabağ’a girmeyecek. Azerbaycan’da gözlemci bulundurabilecek.” Erdoğan, “Türkiye’nin Barış Gücü’nde yer alacağını” söylüyor; Putin ise, Türkiye’ye ihtiyaç duyacakları için “daha esnek” davranıyordu.

STRATEJİK MANEVRALAR

1990’DA Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’ı işgaline Rusya büyük destek verdi. Bugün de Rusya’nın amacı belli. Yapmakta olduğu manevralar, Türkiye aracığı ile elde edeceğini düşündüğü tavizler etkisiyle.

Ermenistan Başbakanı Paşinyan anlaşma yapmalarının gerekçesini açıkladı: “Anlaşma yapmasaydık, Dağlık Karabağ kuşatılacak; kaybedecektik. Anlaşma, Dağlık Karabağ’ın kesin çözümü anlamına gelmiyor.” (12.11.2020) Bu sözler, sömürgeci ağabeylerine ne kadar çok güvendiklerinin ispatı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev de haklı olarak, Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’da verdiği zararın tazminatını ödemesini istiyor. Normal olanı bu! Bekleyip göreceğiz.

Azerbaycan’da yaşananlar İslâm dünyasının görevini yeniden hatırlattı. Dünyanın gidişatının bencil, kibirli, çıkarcı, kendinden olmayana zulmeden, sömüren Batılılara emanet edilemeyeceğini yakından gördük. Rabbimiz; “Salih kullarını yeryüzüne mirasçı yapacağını” (Enbiya, 105) açıklıyor. Müslümanlar yeryüzünün emanetçisi… Yani, şefkatli, merhametli, insanlığın iyiliğini isteyenler!

Batılılar haklının değil; zalimin yanında! İşte, Ermenistan saldırdı, yaktı, yıktı, sivilleri öldürdü, işgal etti; ama Batılılar onların yanında! Islah ve imar edici Müslümanlara ihtiyaç var.

Yaygın bir söz: Müslümanlar savaş meydanlarında zafer kazanır; masada kaybederler. Niçin? Kendi kurumlarını oluşturmadıkları için. Niçin kendimize sahip çıkmıyoruz? “Barış Gücü” mü? Niçin birlikte oluşturmuyoruz? Birleşmiş Milletler mi? Niçin İslâm birleşmiş milletlerini kurmuyoruz? NATO mu? Niçin kendimize ait olanı değil? Ortak para birimi, savunma da öyle! Akıllı, becerikli, şuurlu Müslümanlar lâzım!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?