Reklamı Kapat

Yönetmek İştiyakı, İdarecilik ve Bay Başkan

İçinde, yönetmek arzusunu canlı tutanlar yahut ‘ben daha iyi yönetirim’ iddiasıyla yola çıkanlar, bizzat kendilerinin de yönetilebilir olduğunu kabul etmiş demektir. Sonra yönetmenin iyi ya da kötü yanları konuşulur ve yine yönetmek adına ancak kötü yönetimden söz edilir. İnsanın yönetilen, yönlendirilen, üstüne tahakküm kurulabilen, hâl ve hareketleri kısıtlanıp genişletilebilen, hasılı bir enstrüman gibi kullanılabilen bir varlık olduğu en başından benimsenmiştir. Herkes güdülebilirdir, güdülenebilirdir; lüzum ettiğinde kullanılabilir, güç yetirilebildiğinde köleleştirilebilirdir. Dolayısıyla kimsenin kimseye tahakküm kurmadığı, insanın insan hayatı üstüne söz sahibi olmadığı, bir başkasının üstüne tasarruf hakkının bulunmadığı bir dünya fena halde ütopik görünür.

Ütopik olmayan, güya ayakları yere basan yönetimlerde, yönetmek eyleminin getirisi olarak bir sahiplenme, malik olma, üstüne tasarrufta bulunabilme söz konusudur. Yöneticiler, memleketi bir şirket olarak görüp, vatandaşları birer eleman, işçi, çalışan cinsinden kabul eder. Tüm dünyada yaşanan emek sömürüsü kendisini böyle toplumlarda daha şiddetli gösterir. Çalışmayan işçi, işten çıkarılamayacağından, onun ücretinden yani ekmeğinden kısılır; itiraz edenleri hain ilan edilip cezalandırılır, boykot etmeye kalkan icabında canından edilir. Şirket sahibi olduğu sanrısıyla yöneten, sıkıldığında yahut canı başka bir işle iştigal etmek istediğinde şirketini satıverir. Elene elene bugünlere ulaşmış elemanları gayet uysaldır; satın alan yeni yöneticinin emrinde çalışmaya, yeni egemenine boyun eğmeye, yeni kralı güzellemeye devam eder.

Muhalif olanların, aykırı söylem geliştirebilenlerin mevcuttan farklı bir yönetime sahip olmak istedikleri söylenebilir. Sahip olmak istedikleri ancak kendi yönetimleridir. Farklı bir gaye güttükleri görülmez; şekliyle şemaliyle, iyisiyle kötüsüyle, tahakkümle iradesiyle ve dahi idaresiyle her şey olduğu gibi devam edecek, sadece yönetenler değişmiş olacaktır. Böylece mükemmeli, hiç olmazsa daha iyisini bulmayı umarlar. Çünkü mevcut kirlidir, onlar tertemiz… Mevcut kötüdür onlar iyi… Mevcut günahkârdır, onlar arınmış… Neye göre iyi oldukları bilinemez, çünkü henüz söz konusu yönetimi ellerinde bulundurmamışlardır.

Bilali Yıldırım, yeni yayınlanan Bay Başkan -Yeni Dünyada Birinci Yüzyıl- isimli sinematik öykü kitabında kendince olması gerekeni hikâye eder. Yönetmekten çok bir devlette yasama, yürütme, yargı organlarından yürütme, yani idare etme bağlamına işaret etmeye çalışır. Bay Başkan yönetici değil idarecidir; teveccüh görüp sorumluluğunu üstlendiği insanların sorunlarını gidermeye, her yönüyle durumlarını idare etmeye çalışır. Elbette kendisinin durumu dahi kurgusaldır ve dünya üstünde yaşayan neredeyse her toplum için şimdiki halde ütopik görünür. Oysa bu bir ütopya değildir; pekâlâ aklını ve vicdanını kullanabilen bir topluluk söz konusu kurgu doğrultusunda sinemanın işlevselliğini idrak edebilecektir. Nitekim sonuçlarını önceden fark edenler, sinemanın, yukarıda işaret ettiğimiz yönetim adına bolca ekmeğini yemiştir. Bir yandan burnumuzun dibinde yer alan ama elimizi uzatıp okşamaya çekindiğimiz Irak’ta kan gövdeyi götürürken, o toprakların ırzına geçen işgalciler farklı bir işgal algısıyla gösterime sundukları filmlerle dünya kamuoyuna karşı kahramanlık hikâyeleri serdetmişlerdir. Keza onun evvelinde Rus işgaline maruz kalan bir Afganistan’da seri halinde Rambo tipleri peyda olur; hemen ardından Taliban’ın, El-Kaide’nin hakkından gelen Amerikan askerleri kahramanlığın, zulümden kurtuluşun, felaha ermenin kitabını yazar. Ve ilginç şekilde bütün bunlar dünyaya çiziktirilmiş senaryolarla, sinemayla, sırasında kana bulanmaktan çekinmeyen beyaz perdeyle lanse edilir.

Bilali Yıldırım’ın Bay Başkan’la yaptığı, zaten karşılaştığımız bu durumun aksinin de mümkün olduğunu ispatlamaya çalışmaktır. Böyle bir kurgu, akıntıya karşı kürek çekmek değil; olsa olsa zaten kürekleri elinden alınmış, deniz ortasında plastik bir botta salınıp duran mültecilerin denemekle bir şey kaybetmeyeceklerini vurgulamaktır. Başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanmaya ve yeni bir dünya kurmanın hiç de zor olmadığına ikna olmaya fena halde ihtiyacımız vardır. Yenidevir’den yeni çıkan Bay Başkan ve seçkin denemelerden oluşan Sair Zaman Güncesi tez zamanda edinip, okunup, anlaşılmalıdır. Özet gerekmez; o dahi eline kitap almaktan aciz, ama gazeteci sorduğunda zaman bulamayıp özet okuduğunu söylemekten çekinmeyen, heyhat ki yönettiğini zanneden kifayetsiz muhterislere bırakılmalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?