Reklamı Kapat

AK Parti için Buradan Çıkış Var mı?

Son günlerde iktidar kanadından beklenmedik açıklamalar geliyor. Gelen mesajların merkezinde “reform” kelimesi var. Gerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dile getirdiği ekonomi merkezli açıklamalar, gerekse de Adalet Bakanı Abdülhamit Gül tarafından kullanılan yargıya dönük ifadeler doğal olarak objektifleri bu tartışma alanlarına çevirmiş oldu. “Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun” sözünün hem de adalete güvenin iyice zayıfladığı bir dönemde işin başındaki bakan tarafından kullanılması doğal olarak ilgi uyandırdı.

Her şeyden önce eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifası AK Parti tarihinde bir ilk oldu. Bu zamana kadar gelen süreçte iktidarın en büyük başarısı “kırılan kolları yen içinde bırakma” konusunda açık vermemesi idi. Geçmişte bakanlık, başbakanlık yapmış isimlerin ayrılmaları bile partide bu istifa kadar etkili olmadı. Aynı zamanda bu istifa şu gerçeği ortaya çıkardı ki, artık gemi su almaya başladı ve bu saatten sonra öyle veya böyle rahatsızlıklar “yen içinde” kalamayabilir hatta çorap söküğü gibi devamı gelebilir.

Diğer taraftan özellikle bu kadar yaşananlardan sonra “AK Parti iktidarı fabrika ayarlarına mı dönüyor” sorusuna cevap vermek öyle çok kolay değil. Bu ayarlar nedir, ne değildir tartışması ayrı bir konu ama en azından kastedilen ayarlar eğer özgürlüklerin önünün açılması, şeffaflığın ve denetlenebilir olmanın kabul edilmesi, adalet mekanizmasına güven telkininin inşası ise üzülerek ifade edelim ki, köprünün altından çok hem de çok sular aktı. Çünkü iktidar partisinin yaşadığı tutarsızlıklar maalesef bu söylemlerle ilgili derin şüpheler uyandırıyor.

Bununla birlikte bilindiği gibi İslam’da kişinin dini, canı, malı, ırzı, nesli, onur ve haysiyeti güvence altına alınmıştır. Fakat Orta Çağ Avrupası ancak beş asır sonra benzer kurallar getirebilmişti (Magna Carta 1215). Bu çeşit hukuki düzenlemeler o zamanlarda öncelikle üst sınıfların haklarını korumak için getirilmişken daha sonraları alt katmanlara da uzanmıştı. İslam dini insana sadece insan olduğu için bu hakları verirken sonraki devirlerde özellikle iktidarlara tehdit oluşturabilecek sınıflar ve son zamanlarda kapitalist sistemde ekonomiyi kontrol eden kesimlere bu türden hakların verilmeye çalışılması gözlerden kaçmamaktadır. Hele Batılı beyaz insanların omuzlarındaki medenileştirme ve demokrasi getirme yükünü alarak toplumların kendi kendilerine sırf parası olanların gelip rahat rahat yatırımlarını yapabilmeleri için bunu kendimizin yapmaya çalışması üzerinde az da olsa düşünmemizde fayda var. Bunun yanında iktidar eğer topyekûn hem yabancı yatırımcıları hem de kendi vatandaşlarımızı kapsayacak bir dil kullanılsaydı belki bu kadar şüpheci olmaz, konuya bakarken bütün boyutlarını dikkate almaya çalışırdık.

Yine de iktidar yetkililerinin kendilerinden beklenmedik ölçüde kullandıkları pozitif dil hakkında peşinen ret makamında olmak istemem. Bunu doğru da bulmam. Ancak ortada bir inandırıcılık problemi olduğunu da söylemek zorundayım. Birçok kimsenin zihninde “acaba” sorusunun belirdiğini ifade etmeliyim. Çünkü toplum son günlerdeki söylem değişikliğini, bu zamana kadar yapılan yanlışlardan geri adım atmak değil de konjonktürel bir adım olarak görüyor. Hatta daha da ileri giderek bu değişikliği Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ( ABD) başkanlık seçimleriyle  ilintili olduğunu iddia edenler bile var. Her şey bir tarafa böyle bir ihtimalin varlığı zaten başlı başına rahatsızlık verici olur. ABD seçimlerine dönük bir mesajdan bu milletin faydasına bir şey çıkmayacağını, bir kere daha test etmek bize hiçbir şey kazandırmaz.

Ayrıca AK Parti iktidarı artık “fabrika ayarlarına” dönüş anlamında kastedilen ilk dönemlerinde olduğu gibi de değil. İktidarın artık başka bileşenleri var. Özellikle Cumhur İttifakı’nın bir diğer ortağı olan MHP’nin hem Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem de Adalet Bakanı Gül tarafından açıklanan başlıklara olan keskin itirazları herkesin malumu. Bu durumda iktidarın “sözün iyisini söylemeye” devam ettiğini, ancak hem kendi içyapısında geldiği son nokta itibariyle, hem de diğer “ortakların” baskısıyla bu “iyi” sözleri eyleme dönüştüremeyecek olması büyük bir olasılık olarak orta yerde duruyor. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi o kastedilen “fabrika ayarlarına” dönüşün önündeki en büyük engel. Çünkü artık bakanların her birisi inisiyatif alanları olabildiğince daraltılmış birer bürokratik figürlere dönüştürülmüş durumdalar. Bakanların bile ağız tadıyla istifayı seçemedikleri bir ortamda, eleştirilerin rahatlıkla yapılabilmesi çok zor, hatta mümkün bile değil denebilir. Bununla birlikte AK Parti iktidarının ekonomik, siyasi, sosyal açıdan her tarafı domine etmek üzerine kurguladığı eylem planı varken, bu saatten sonra bu reformları hayata geçirmesini nasıl bekleyebiliriz? Çünkü reform demek, muhataplar arasında ayrım yapmadan iyi-kötü herkesin aynı şekilde sonuçlarla yüzleşmesi demektir. AK Parti bu zamana kadarki yanlışları ile yüzleşmeye hazır mı, bunu göze alabilir mi, emin değilim. Hadi göze aldı diyelim, sorgulamalar karşısında nasıl bir tavır alacak bu da aşağı yukarı belli. Her şeye rağmen buna cesaret ederlerse memleketin hayrına bir iş yapmış olurlar. Ancak kendi kaderini ülkenin kaderi ile bir gören anlayışın bu mantığa evirilmesini çok zor görüyorum. Ben yanılmak için dua edeyim, sizler de hep biz ağızdan âmin deyin, olur mu?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?