Reklamı Kapat

Rüzgâr Gibi Geçti!

Dünyanın en prestijli ve en popüler müsabakaları arasında yer alan Formula1 Grand Prix Şampiyonası Türkiye Ayağı geride kaldı. Damalı bayrağı ilk gören Mercedes GP Takımı’ndan Lewis Hamilton oldu.

Hamilton podyum birinciliği ile daha 3 ayak olmasına rağmen şampiyonluğunu ilan etti. 7. şampiyonluğuna uzanan F1’in ilk siyahî pilotu, efsane isim Schumacher’in rekorunu da egale etti.

Yarışa 6. sırada başlayan Hamilton, kariyerindeki ilk pole pozisyonunu alan Stroll ve takım arkadaşı Perez’i geride bıraktı. Ardından avantajlı olmalarına rağmen kötü start alan, spin atan ve basit hatalar yapan RedBull Takımı’ndan Verstappen ve Albon’a da sinyal çakan Hamilton yarışın sonuna kadar liderliği kimseye vermedi.

Türkiye, Olimpiyatlar, Dünya Futbol Şampiyonası ile birlikte dünyanın en popüler yarışlarına 9 yıl aradan sonra ev sahipliği yaptı. Başta yeni asfalt ve sonra yağmurdan ıslanan zemin pilotlara oldukça zor anlar yaşattı.

Şampiyon Hamilton, Cumhurbaşkanlığı himayesinde düzenlendiği için Ulaştırma Bakanlığı’nın kısa zamanda yaptığı asfalt zemini eleştirdi. Britanyalı pilot, büyük paralar harcayarak yeni asfalt yapılması yerine zeminin temizlenmesi daha doğru olurdu diye demeç verdi. Bu haliyle pistin bir buz patenini andırdığını da sözlerine ekledi.

Dünyada sayısı 150’yi aşan ülkede yaklaşık 2 milyar insan izliyor. Naklen yayın ve reklâm gelirleri ise yaklaşık 2 milyar dolar. Bir ülkede düzenlenen yarışların gelirleri o ülkeye kalmıyor. F1 Federasyonu (FOA) katkı payının yanı sıra, ana sponsorluk gelirlerinin %75’ini, bilet satışlarının %45’ini, tüm yiyecek içecek ve stant gelirlerini kasasına aktarır.

Tüm bu giderler çıktıktan sonra ülkeye her yıl katılım payını amorti eden ve pistin yapımına harcanan paranın geri dönüşüne katkı sunan önemli bir meblağ aktarılır.

Bir pilot yılda ortalama 900 lastik kullanır. Bir lastik ise yaklaşık 2 bin Euro’yu buluyor. Yani şu rakam bile bu sporun maliyeti hakkında bize bilgi veriyor. Bazı takımların yıllık F1 bütçesi 300 milyon dolardır. Bir takım, örneğin BMW fabrikasında sırf F1 için 800 işçi çalıştırıyor.

Tüm bu rakamları ve bilgileri verdikten sonra gelelim asıl konumuza…

F1’in Türkiye’den gitme sebebi her yıl ödenen katılım payı rakamında anlaşılamamış olmasıdır. F1’in o günkü patronu katılım payına yeni sözleşme için %100 zam yapmıştır. Tabi o günkü mevki ve makam sahipleri ve de ekonomik konjonktür dalgalı günler yaşadığı için istenilen projeler, yatırımlar ve de anlaşma gerçekleşememiştir.

Aslında yukarıda yazdığım verilere bakıldığında biz Türkiye olarak bu prestijli yarışa hazır mıyız? Ona bakmak gerekir.

Bu pist yapıldığında fizibilite raporunda yanılmıyorsam 20 yılda harcanan paranın geri dönüşü olması planlanmıştı. Pandemiden dolayı yarışın bu ayağı Türkiye’ye verildi. Dolayısıyla bazı gelir kalemlerinde istifade edilemedi.

Bir dahaki yıl için 25 Nisan tarihi boş görünüyor. Türkiye tekrar takvime dâhil olur mu bilinmez. Çünkü yanılmıyorsam F1 anlaşmaları 7 yıllık yapılıyor. Zaten bu şekilde olursa ülkeye fayda getirir.

Tabi bu konu için devletten devamlı destek beklenmemelidir. Bu spor, otomotiv sanayisi ister. Dünyanın sayılı araba ve motor markaları arasında saygın bir yer ister. Sizin de ülke olarak bir hatta birkaç araba markanız olması gerekir. Sadece olması yetmez bu pazarda söz sahibi olmanız gerekir. Ve arenaya kendi markanızı sunmanız gerekir. Bunun için gerekli yatırımları, sponsorluk harcamalarınızı bütçelendirmelisiniz. Kendi sporcularınızı yetiştirmelisiniz. Bu bizim spor kültürümüz için yenidir. Fakat markamız yoksa bile sporcularımız şimdiye kadar olmalıydı ve yetiştirmeliydik.

Eee hâl böyle olunca bu spor masraflı oluyor. Her şey devletten, kamu kurum ve kuruluşlarından bekleniyor. Son yaptığımız F1’de olduğu gibi! Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Ulaştırma Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi gibi kurumlar destek verdiler. Bu böyle devam eder mi? O da bilinmez!

İnterctiy AŞ ihale ona kalınca bu pisti atıl kalmaması için projeler geliştirdi. Bu pist F1’in yanı sıra motosiklet ve bisiklet sporları için de yapıldı. Bir ara MotoGP de Türkiye’ye geldi. Fakat F1 tadında olmadı ve organize edilemedi.

Federasyonlar, gerçek kurum kimliklerini bir türlü kazanamadı. Ve hâlâ bocalama evresindeler. Bakalım bu pist daha ne kadar böyle atıl kalacak?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?