Reklamı Kapat

Özgür irade, hani nerede?

Her ne kadar adı değişik olsa bile, ülkelerin yönetildiği rejimlerin bir hâkim karakteri vardır.

Demokrasi, şefokrasi, diktatörlük, totaliterlik ve bunun gibi.

Bu duruma göre bugün bizim yönetildiğimiz rejimin ana karakteri nedir?

Bunu tek kelime ile adlandırmak yerine “özgürlük” ve “irade” kullanılıp, kullanılmaması yönündeki bazı özelliklerini örnek olarak saymak yerinde olur.

Seçilmiş milletvekilleri özgür müdürler, irade kullanabilirler mi? Maalesef hayır. İşte örnekleri:

Milletvekillerine, önlerine getirilen ve el kaldırmaları istenen metinleri okuma, tetkik etme, araştırma ve sonra karar verme fırsatı tanınmamaktadır. Nitekim yıllar önce el kaldırarak kabul ettikleri metinleri okumadan, anlamadan, genel başkanlarına veya gurup başkanlarına bakarak el kaldırdıklarını itiraf eden vekilleri çok izledik. Zina serbestîsi gibi. Domuz mamullerinin serbestîsi gibi. Lanetli fiillerin ve bunları işlemek için “özgürlük” ve “güvence” isteyenlerin, istediklerini verme gibi. Aileyi yıkmak için getirilen sözleşme ve kanunların birkaç dakikada tabir caizse paldır küldür kabul edilmesi gibi.

Bu milletvekillerinin çoğu, hatta grup başkanvekilleri ve daha da ileri giderek ifade etmek gerekirse, genel başkanları bile çok yanlış yaptıklarını, kendi oyu ile çıkan bu kanunları asla tasvip etmediklerini ve aldatıldıklarını ifade etmişlerdir, ediyorlar.

Şaşılacak bir durumdur ki, bu milletvekilleri ve yetkililer yanlış yaptıklarını kabul ve itiraf ettikleri bu yıkıcı rezaletleri düzeltmek için bir adım bile atmıyorlar ya da irade kullanma özgürlükleri olmadığından adım atamıyorlar. Hep kendi iradelerini değil, bir “tanzim edici kişinin” iradesini bekliyorlar.

Bütün bu yıkıcı teklifler, tasarılar ve sözleşmeler TBMM’den kaşla göz arasında geçirilirken, medyanın suskunluğu ya da methiye yarışına girmeleri nasıl izah edilebilir? Gerçekleri yazmak, göstermek veya konuşmak için irade kullanma özgürlükleri olsa elbette yazarlar, gösterirler, konuşurlar. Çok görüyoruz, gazetelerin yüzde 90’ı aynı manşetle çıkıyor. Hem de mota mot. Tek irade ile yapıldığı aşikâr.

Yine “parlamenter rejim” tek adam rejimi ile değiştirilirken meydanlarda savunma yapan, evet oyu veren bazı ekâbir milletvekili veya liderler de, “O gün biz aslında tek adam rejimine razı değildik, ama meydanlarda ve medyada savunmaya ve evet oyu vermeye mecburduk” türünden bugün savunma yapmaya kalkışmaları nasıl bir durumu işaret etmektedir?

Şu son Berat Albayrak’ın istifa olayında bütün dünya siyaset ve medya çevrelerinin, flaş haber değeri verip meseleyi ele almalarına rağmen, içerideki medyanın görmezden, duymazdan, bilmezden gelmeleri normal bir olay mıdır? İradeleri kendilerinde olmadığı için öyle davrandılar. Normal demokratik bir rejim olsa yer yerinden oynardı.

Berat Albayrak’ın istifa durumu ve metodu da normal bir rejimi işaret etmiyor. Sızdırılan haberlere göre bizzat kendisi medya kuruluşlarının her birinden “özel rica” ettiği halde istifa haberlerine yer vermemişler.

Sosyal medyadan apar topar bir metin yayınlayıp ortadan kaybolması acaba nedendir? İstifayı vermesi gereken makama veremeyişi bir korkudan mütevellit değil midir? “Ne korkusu olacak, işin içinde başka unsurlar vardır mutlaka” diyenlere demek gerekir ki, işte o “başka şeyler” ismini yukarıda saydığımız demokrasi harici rejimlere mahsus şeyler değil midir? “Sağlık durumu sebebiyle yapılan istifa için” bir Allah kulu “vah vah, geçmiş olsun, şifalar dilerim” türünden bir mesaj bile yayınlayamamaları bir şeylerin normal olmadığını göstermez mi?

Netice olarak:

Türkiye’de uygulanmakta olan rejimin adını ne koymalıyız? Yukarıda örneklerini verdiğimiz durumları iyi okursak adını ne koyacağımızı da anlamış oluruz.

Bu millet bu rejimin bu tür uygulamalarını hak etmiyor.

Milli Görüş’ün 50 yıldır savunduğu bu devletin ve rejimin “patron devlet” değil, “garson devlet” olduğu kabul edilip öyle hareket edilmesi şarttır.

MUZ CUMHURİYETİ

Nerede bıraktık, hukuk, demokrasi,

Diye oturttuğumuz cumhuriyeti?

Bugün uygulanan rejim tam aksi,

Bunların oturttuğu, muz cumhuriyeti!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ekrem Şama - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Nazım karaman - Ekrem kardeşim siyasi partiler kanunu değişmediği zaman parti genel başkanı padişah o istemedikce ne il içe belediye başkanı milletvekiliolması mümkün değil hiç bir parti başkanı değiştirmek istemiyor ne kadar kabiliyetli olursan ol en fazla oyu da alsan seni atıyorlar maalesef bu hep oluyor

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Kasım 16:34
01

Abdullah Birisi - Bu düzenin zalim düzen oldugunu ALPASLAN HOCA cok güzel izah etmis ALLAH (CC) ondan ve onun gibi zalim e zulüm yapiyorsunuz diyenlerden razi olsun

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 16 Kasım 11:40


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?