Hayattan esintiler

Hasta danışmaya geldiğinde tedirgindi, ne olmuştu, doktor bu kadar tahlili neden istemişti, yolunda gitmeyen bir şeyler mi vardı? Sordu: “Tahlil sonuçlarımı göstermek istiyorum doktor müsait mi?” Danışmada görevli olan genç kız, “Doktor bu saatlerde pek bakmıyor ama odasında boş oturuyor rica et” dedi. Hasta kaygılıydı, tedirgin bir vaziyette doktorun kapısını çaldı ve içeri girdi. Doktorun yüzü asıktı, öfkeli bir ifade ile çevirdi başını… Kadının endişesi daha da artmıştı, öylece kalakaldı…

Kadın ürkek bir çocuk gibi baktı doktora ve “mümkünse bakabilir misiniz, çalışıyorum izin alma şansım yok, dün gelmiştim bu tahlilleri yaptırmamı istemiştiniz” dedi.

Doktorun yüz hatları değişti ve sert bir ses tonuyla, “Bakamam, bu saatte bakmam… Çık dışarı…” dedi. Kadın tekrar rica etti ve doktoru ikna edebilmek için neredeyse bütün hayatını ayaküstü özetleyiverdi. Neyse doktor biraz insafa gelmişti, tahlillere baktı ve kadını başından savdı. Kadın elindeki tahlilleri çantasına koyarken yüzünü kendisini rencide eden doktorun odasına doğru çevirdi ve “BİLİYOR MUSUNUZ, İNSAN OLMAK DOKTOR OLMAKTAN DAHA ZOR” dedi… Sanırım bu ifadeye imza atmayacak insan yoktur. Zira insan olmak, doktor, hukukçu, siyasetçi, edebiyatçı, sanatçı olmaktan çok daha zordur. Hepimiz insan olmak için geldik ancak her şey olduk bir tek insan olamadık…

İnsan olmak ve insan kalabilmek için mensubu olduğunuz etnik yapının, kültürel dokunun, ekonomik variyetin hiçbir önemi yoktur, insan olmak ancak vahyin ışığında yeşeren değerlerle mümkün olabilir… Aslında, bakılırsa hepimiz insan olarak doğarız ancak mensubu olduğumuz aile ve sosyal çevre bizi eleğinden geçirir ve kendi rengine zorlar. Fakat insan isterse dünyanın şatafatını ellerinin tersiyle iter ve fıtratının tayin ettiği yöne doğru yol alabilir. Eğer isterse bunu başarabilir.

YALNIZLIK ASRIN TRAJEDİSİ

Karşılaştığınız iki kişiden biri yalnızlıktan ve anlaşılmamaktan şikâyet ediyor. Bir kum seli gibi akıp giden kitleler ne acıdır ki, aynı yöne doğru ilerleseler de duygusal anlamda birbirlerinden kopuk ve birbirlerinden uzaklar. Zira insanlık ailesinin fertleri kendi serüvenlerinin peşinde koşarken diğerlerini kardeş olarak değil tehlike olarak görüyorlar. Güvensizlik, rekabet ve uzaklık… Bu üç kavram insan için büyük zorluklar, sonu görünmeyen tehlikeler barındırıyor. Düşünsenize ne birbirimize güvenebiliyoruz ne de rekabetin önüne geçebiliyoruz. Çaresiz başımızı çevirip şu ifadeyi sarf ediyoruz: Yalnızlık asrın en büyük trajedisi…

ZİHİNSEL YOKSULLUK

Yoksulluk nedir diye sorulsa eminim ki hepimiz ihtiyaçlarını karşılayamayan kimseleri işaret edecek ve yoksulluğu sadece maddi yoksunlukla ilişkilendireceğiz. Oysa asıl yoksul, okumayan, düşünmeyen, aklını, iradesini kullanmayan sığ görüşlü kişilerdir ki, bu kişiler ne kendilerine ne de hayata bir şey katabilmişlerdir. Maddi yoksunluğun telafisi mümkündür ancak manen ve zihnen yoksullaşan kişinin bunu telafi edebilmesi için inanç, azim ve zamana ihtiyacı vardır.

İYİLİK DE KÖTÜLÜK DE BULAŞICIDIR

Günde beş vakit Allah’ın huzurunda duran ve Rabbinin buyruklarına uygun bir Müslüman olacağına dair söz veren ancak kibir, israf, hak ihlali ve şirke meyleden yalancı sahtekârlarla karşılaştığımda içim sıkılıyor, göğsüm daralıyor ve mümkün olduğunca uzaklaşmaya çalışıyorum… Çünkü iyiliğin de kötülüğün de bulaşıcı olduğuna inanıyorum… Siz siz olun kötülerle vakit geçirip de bu kişilerin taşıdığı ağır kokuya maruz kalmayın, iyilerle vakit geçirin, iyilerin nasihatlerini dinleyin ve onların iyi hallerini modelleyin…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?