Ahlâk ve amel

Geçen hafta ahlakın, kendi varlığı için zaruri unsurlardan en başta gelen özgürlükle ilişkisine değinmiştik. Çünkü ahlakı var kılan insanın iyi ya da kötüyü tercih edebilme kabiliyetine sahip olması gerekir. Bundan dolayı özgür iradenin varlığı ahlakın olmazsa olmaz unsurudur. Bu hafta ise ahlakın varlığının unsurlarından birisi olan amellerle/fiillerle olan ilişkisine değineceğiz.

Ahlâk sırf düşünsel bir eylem değildir. Amele dökülmeyen bir düşünceyi ahlakla irtibatlandırma şansımız yoktur. O yüzden insan eylemlerini ahlakın temel unsurları arasında anarız. Ahlakı belirleyen iki amel vardır. İyi ve kötü. Davranışların iyi ve kötü olarak belirlenmesi meselenin düğümlendiği ana noktadır. İnsan her ne kadar iyiliğe meyilli olarak yaratılmışsa da yaratılış itibariyle iyiliği de kötülüğü de içinde taşıyabilir. Bu konu üzerinde durmamız gereken öncelikli mesele, iyiliğe meyilli insanda kötülüğün nasıl ortaya çıktığıdır?

Bu konuyla ilgili Kızılderili reisin torunuyla arasında geçen bir hikâye anlatılır. Hikâyeye göre reisle torunu çadırın önünde otururlarken biri siyah biri beyaz iki köpek boğuşuyordu. Torun küçüklüğünden beri bu iki köpeğin boğuştuğuna şahitlik ediyordu. Kendisine bir köpek yettiği halde iki köpek beslemesine ve bunları sürekli yanından ayırmamasına torun bir türlü anlam veremez. Dedesine bunu sebebini sorar.

Dedesi o iki köpeğin kendisi için iyiliğin ve kötülüğün simgesi olduğunu söyler. Sonra anlatmaya devam eder. İşte köpekler gibi iyilik ve kötülük de içimizde böyle boğuşur. Ben de onları görüp hep bu mücadeleyi hatırlarım der. O yüzden bu iki köpeği hep yanında tuttuğundan bahseder. Torunu aldığı cevaba yeni bir soru ekler.

Peki, bu mücadeleyi hangisi kazanır?

Reis bu soruya gülümseyerek cevap verir. Ve der ki, bak evlat ben hangisini iyi beslersem bu mücadeleyi o kazanır. Kızılderili reis bu hikâyede bize şunu hatırlatır; insanda var olan iyilikten veya kötülükten hangisinin baskın olacağına yine insanın özgür iradesi karar verecektir. Yani içimizde kötülüğü büyütürsek amellerimiz kötülüğe, iyiliği büyütürsek amellerimiz iyiliğe meyleder.

Bir diğer mesele ise iyiliğin veya kötülüğün mahiyetine yöneliktir. Ahlakı görece olarak belirlediğimiz andan itibaren iyiliği ve kötülüğün mahiyetini faillerin insafına bırakmış oluruz. Örneğin sömürgecilik faaliyetleri amel olarak kötüdür. Ama iyiliğin ve kötülüğün mahiyetine yapılan müdahalelerle birlikte amel sahipleri bu eylemlerinin iyi olduğuna kendilerini ikna edebilirler.

Şöyle ki, Batılı bir insan, kendilerini insanlık tarihinin en mütekâmil toplumları olarak görür. Onlar için iyi olan davranış, diğer toplumların gelişmesi için onlara öncülük yapmaktır. Bunun için Afrika, Asya ve Amerika’daki toplumlar uygarlık götürülme gayesi ile sömürülmüştür. İşte Batılı insan bunu yaparken iyiliği tahrif etmiş ve ahlaklı bir davranış içerisinde bulunduğuna inanmaktadır.

Amelin ahlakla hem ahlakın varlık sebebi olması nedeniyle hem de ahlakın mahiyetinin belirlenmesi noktasında ilgisi vardır. Bu yüzden özgür iradeyle gerçekleşen amellerimizin/fiillerimizin neticesi ahlaki bir sonuçtur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?