En çok okunan ama en az anlaşılan kitap

Çünkü dünyanın her tarafında komünist kâfirlerle, kapitalist kâfirler Kur’an’ın engellenmesi konusunda birlikte hareket etmişlerdir.

Biz, Kur’an-ı Kerim’i anlamaya çalışmak yerine kapitalizm ve komünizm aleyhine şiirler, hikâyeler, masallar, romanlar, makaleler yazarak onları gözümüzde büyüttük.

Namaz kılanlarımız yalnız ezanla ve namaz vakitlerinde, “Allah-u Ekber/En büyük Allah’tır” diyerek belirli zamanlarda Allah celle celalühün en büyük olduğunu söylerken bütün vakitlerimizde onları büyüttük.

Kur’an-ı Kerim’de binlerce defa Allah ismi, diğer esmaül husnası ve zamirlerle zikredilirken Firavun’un adı 67 defa geçer.

Biz, en fazla Allah cellecelalühün adını emir ve yasaklarını zikredeceğiz, o emir ve yasakların nasıl sonuç verdiğini Kur’an’da geçen peygamberlerin hayatını okuyacak ve örnek alacağız. Peygamberlerin hayatından, bizim bugün ve bundan sonra kıyamete kadar gelecek olanların sorunlarının en önemlilerinin çözümünü yaşanmış olarak haber verir.

Kendini Rab yerine koyan Firavunlar, kıyamete kadar bulunacak ve “Allah’ın dediği değil benim dediğim olacak” diyecekler.

Musa aleyhisselam Firavun’a karşı nasıl davrandı ve başarılı olduysa, Sevgili Peygamberimiz o günün Ebu Cehil’lerine karşı nasıl davrandı ve başarılı olduysa biz de onu yapacağız.

“Kazanmanın da harcamanın da kuralını ben koyar, ben bu bilgimle servet sahibi olurum ve bana kimse karışamaz” diyerek Musa aleyhisselamı terk edip, gücün ve otoritenin koltukları arasına sığınan Karun’lara karşı yapılacakları öğretir.

Her dönemde otorite, bilgi ve sermaye birleşerek ezmişlerdir insanları.

Kur’an-ı Kerim’de, Karun, Firavun ve Haman sıralamasıyla birlikte anıldıkları gibi Firavun, Haman ve Karun olarak da bu şeytan üçgeni bize bildirilirken kıyamete kadar bu şeytan üçgeninin olacağını, korkulmaması gerektiğini, geçmişte peygamberlerin başarılı olduğunu anlatır.

Her dönemde Züleyha’lar olacaktır. Onların başarısız taktikleri anlatılır ve sonunda Yusuf aleyhisselamın başarılı olduğu haberi verilirken günümüz mücahit delikanlılarına örnek olması istenmiştir.

Aile sistemini çökerten Sodom ve Gomore diye bilinen şehirlerde yaşayan ahlaksızlara karşı mücadele veren Lut aleyhisselamdan haber verir.

Adalet sorununu silah ve asker gücüyle çözüyor günümüz Firavun’ları.

Kanunlara uygun olduğunu söylüyorlar ama kanunları sen ve seninle aynı mektepte senin gibi düşünen adamlar önce adaletsizliği yapmışlar sonra kanununu yazmışlar. Hâlâ da yaptıklarına kanun yazıyorlar.

Bunu yaparken de emir ve yasaklarının çağa uymadığını söyledikleri Allah celle celalühün yarattığı tabiat kanunlarına göre hava alıyorlar ve suyunu içiyorlar. Haydi “Bu tabiat kanunları Hazreti Adem’den önce yaratılmış biz bunlara uymayız” deyip suyun içindeki oksijen ile hidrojenin ayarını yeniden yapsınlar ya. Yapamadıkları gibi kirlettikleri hava ve suyun Hazreti Adem dönemindeki tabii halini istiyorlar.

Öyle ise İslam’a neye karşılar?

Şu anda dünyada bu semirgen ve sömürgenlere karşı direnenler yalnız Müslümanlardırlar.

Komünist direnişçilerin dişlerini dolarla söktüler.

Onun için komünizm yıkılıp Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dağıldığında NATO başkanı, “Bundan sonra düşman İslam’dır” demişti.

Bu söz yeni de değil.

Kur’an’da haber verilen bütün peygamberler bu Kur’an’ın ifadesiyle “Firavun himayesinde yükünü tutan ‘Mele’/Karunlaşmış zengin”lerle mücadele etmişler.

Çokça anlatılan İngiliz politikacısı Lord Curzon, “Osmanlı’yı yıkmak için silaha gerek yok. Kur’anı kapat, kadını aç” demiş.

Dünyada hiçbir devlette olmayan harf inkılâbı yalnız bu ülkede oldu.

Seninle, benimle, onunla uğraşmıyorlar. Kenya’da, Hanya’da, Japonya’da, Konya’da, Buda/Buddha’ya, ağaca, maymuna, İsa aleyhisselama tapanı dost, Kur’an’a göre hareket edeni düşman kabul ediyorlar.

Müslüman da ister ılımlı olsun, ister mücahit olsun hiç fark etmez.

Avrupa’da Milli Görüşçü görünmemek için, “Biz, ılımlı Müslüman’ız” diyenlerin mekânlarına da saldırı yapılınca anladılar ılımlı kardeşlerimiz.

Daha önce yazmıştım: 28 Şubat döneminde otuzla elli arasında sayıları değişen öğretim üyelerine haftada bir akşam namaz süreleri tefsiri yaparken, teknik konularda profesör olan biri anlatmıştı: “Ateistim diyen bir profesörümüz üç aylığına Amerika’ya gitti. Üç ay sonra döndü. Bizi topladı ve Kelime-i Şehadet getirerek, ‘Ben yeniden Müslüman oldum’ dedi” ve anlattı:

“Verdiği ders ve seminerlerin ardından soru sorarlarken, ‘Siz, Müslümanlara göre…’ diyorlar. Hâlbuki ben başlamadan önce ateist olduğumu söylüyorum. Buna rağmen yine adımız Müslüman olduğundan, nüfus kâğıdımızda Türkiye yazdığından, bizim ateist olacağımıza inanmıyorlar. Ben de yeniden bu dine girdim’ dediğini” anlatmıştı.

Bazı aileler, korkudan çocuklarına Batılı adlar veriyorlar ama faydasız. Renginiz, tavrınız, yürüyüşünüz, konuştuğunuz kelimeler sizi ele verir.

Öyle ise semirgen ve  sömürgen kâfirlere sövmenin bize faydası yok.

Kıvılcımdan yangına dönüşen ateşi, söverek söndürmeyiz. Devlet olarak itfaiye gibi hortumla, fert/birey olarak itfaiye eri gibi kovayla su dökmeye çalışacağız.

Biz, çocuklarını bile göz göre göre ateşe atmak için eğitim kurumlarına alarak cehenneme sevk istasyonları kuran Clinton/Trump/Biden, Putin gibi kendi çocuklarını bile ateşe atma kurumları kuranlara hakaret ederek ateşe ateşliğinin tasvirini şiirle, nesirle yazarak ateşi söndüremeyiz.

Ashab-ı kiramın Kadisiye önünde, Pers Genelkurmay Başkanı Zal oğlu Rüstem’e ve Pers Kralı’na, “Mallarınıza, canlarınıza, altınlarınıza, ipeklerinize sahip olmak için gelmedik. Hepsi sizin olsun. Yalnız siz bu insanlara kafanıza göre zulmetmeyin. Ateşe tapmayın, Yaratanınıza kulluk edin” dediklerinde bu sözler halk tarafından kabul görürken yönetici/kaymak tabaka tarafından kabul edilmemiş, Pers İmparatorluğu Kadisiye’de yıkılmış ve halk hemen toplu halde İslam dinine geçivermişler.

Kimseden bir şey beklemeden, sağa sola bakmadan, hemen bugün öğle namazını kılıverin. Evlerinizde muhakkak Kur’an okumasını bilen biri vardır ve onun eğitiminde başlayıverin.

Evinizin durumuna göre günde yarım saatinizi ayırın ailecek bir İslam İlmihali kitabı okuyun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder

# Konya

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?