Onlar bizim çocuklarımız

Kıyıya fırlatılmış iki genç boylu boyunca uzanmış madde enjekte ediyorlar. Kendilerinden vazgeçmiş ve adeta ölmeden ölmüş çocuklar. Bu bir insanın yaşayabileceği en ağır dramdır… Düşünün hayattasınız, nefes alıp verebiliyorsunuz fakat kendinizle, insanlarla ve nesnelerle kurduğunuz bağı koparmış ve cansız bir nesneye dönüşmüşsünüz…

Yoldan geçenler çocuklara bakıp lanet okuyor, hakaret ediyor ve tehditler savuruyorlar. Fakat kimse çocukların bu duruma nasıl düştüğünü, onları öz kimlikleri ile tanıştırmayan ebeveynlerinin ihmalkârlığını, toplumun dışlayıcı tavrını hesaba katmıyor, düşene bir tekme de sen at misali öfkeli bir yaklaşım sergiliyorlar. Elbette birey kendi davranışlarının sahibidir ve eylemlerinden bizzat sorumludur ancak en az onlar kadar çocukları öz değerleri ile buluşturmayan anne-babalar, eğitimciler ve insan olduğunu iddia eden insanlar da bundan mesuldürler doğru değil mi? Fakat nedense insanlar işin kolayına kaçıyor ve en zayıf olanı seçip nefret kusmaya devam ediyorlar.

Kıyıya fırlatılmış iki genç… Saçları dağılmış, üzerlerindeki giysiler toz toprak içinde kalmış, solgun yüzlerinde derin çizikler oluşmuş çocukların. Utanma, sorgulama, kaçınma, önemseme gibi değerleri tamamen kaybetmişler, kimseye aldırmıyor, kimseden çekinmiyor, kimseden utanmıyor ve adeta bir robot gibi hareket ediyorlar. Sanki koca şehir boşaltılmış da iki kişi kalmış gibi hareket ediyor çocuklar… Belli ki hiç sevilmemiş, sevildiklerini hissetmemiş, insan olduklarının farkına dahi varamamışlar. Belli ki çelikten tırnaklarla örselenmiş ruhları, sırtlarına ağır darbeler almışlar, belli ki dışlanmışlar hayattan çocuklar. O yüzden kimseye aldırmıyor, kimseyi takmıyor, kimsenin ne düşündüğü ya da ne hissettiği ile ilgilenmiyorlar. İnsan olmaktan vazgeçmiş çocuklar, artık hayata hiçbir değer katamayacaklarına inandırmışlar kendilerini…

Utanma, çekinme, kaçınma duygusu mutedil bir eksende kaldığı sürece kalkandır ve insani ilişkilerin denge üzerine kurulmasını sağlar. Bu aynı zamanda kişinin kendisine değer verdiğinin de bir göstergesidir. Fakat kıyıya itilen, ötekileştirilen ve dipsiz kuyularda kaybolan gençler bu duyguları kaybediyor ve kendilerine değer vermeyen toplumu yok sayarak adeta cezalandırıyorlar. Bu durum doğru ile yanlışı ayırt eden perdenin yırtılmasına ve ayıp sayılan davranışların sıradanlaşmasına neden oluyor. Düşünün genç bireyler, geçip gidenlere hiç aldırmadan gayri ahlaki görüntüler sergiliyor, küfrediyor, hakaret ediyor, insanlara ve eşyalara zarar veriyorlar… Yüreklerinde sevginin çekirdeğini taşıyan gençler bu çekirdeği elleriyle kurutuyor ve tehlike saçan bir varlığa dönüşüyorlar. Peki, gençlerin taşkın tavırları karşısında bizler nasıl bir yaklaşım sergiliyoruz? Ne yazık ki çocukları düştükleri kuyudan çıkarabilmek için el uzatmak yerine eleştiri yağmuruna tutarak iyice batmalarına ve kaybolup gitmelerine neden oluyoruz. Unutmayalım suça bulaşmış, bildik tabirle yoldan çıkmış bir çocuğu şiddet kokan tavırlarınızla, öfke ve nefretinizle yola getiremezsiniz. Suça bulaşmış bir çocuğu önce yüreğinizle selamlayın, yüreğinizle okşayın onun başını ve yüreğinizle konuşun çocukla. Sonra elinden tutun çocuğun ve bizim için önemlisin sana değer veriyoruz deyin. İsterseniz bir deneyin, o çocuğun vicdanında kuruyan şefkat zerreciklerinin nasıl harekete geçtiğini göreceksiniz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?