Cevapla vakit öldürme işine bak

Hazreti Ali, Hazreti Hamza, Hazreti Ebu Dücane gibi her biri bir İslam mücahidi, kahramanı olan ashab-ı kiramı yetiştiren, Sevgili Peygamberimizdir.

Hatta Hazreti Ali:

“Savaş kızıştığında, taraflar karşı karşıya geldiğinde biz, Allah’ın elçisinin yanına sığınırdık ve düşmana en yakın o olurdu” diyor. (Hakim, Müstedrek, K. Kasm’ül Fey, Hadis no 2633, Nesai Süneni Kübra K. Siyer, bab 33 Mübaşerat’ül-İmami ila’l-harp).

Bir ay önce 14.10.2020  tarihli yazımda Ebu Rukane isimli sırtı yere gelmemiş birine, Sevgili Peygamberimiz, Müslüman olmasını teklif ettiğinde, “Beni güreşte yenersen Müslüman olurum” demesi karşısında hemen güreşe soyunup yendiğini, itiraz üzerine yeniden yendiğini yazmıştım.

İşte hem bedenen, hem ruhen, hem vahyen güçlü olan Sevgili Peygamberimizi hareketlerinden ikisini bize örnek olması için vereceğim.

“Hazreti Aişe anamız anlatıyor: Yahudilerden bir gurup, Allah Resulünün yanına girdiler ve selam verirken ‘es-samü aleyküm’ dediler. Söyledikleri sözü selama benzetmişler ama o sözün ‘Geberesice’ manasına geldiğini ben anladım ve ‘Gebermek de lanet de sizin üzerinize olsun’ dedim. Bunun üzerine Allah’ın Resulü, ‘Yavaş ol Aişe. Allah, bütün işlerde yumuşak olmayı emreder’ dedi. Ben de, ‘Söylediklerini duymadın mı’ deyince o da, ‘Ben de (bana ne istiyorsanız, o size de olsun anlamında), ‘Size de’ dedim ya’ dedi.” (Buhari, Sahih, K. Edeb, bab 24, K.Daavat, bab 60, Müslim, Sahih, K. Selam, bab 4).

Savaşın dışında Sevgili Peygamberimiz hep bu tavrını devam ettirmiş.

İllerimizin birinin manevi mimarı olarak tanınan bir mübarek insan, imam hatip okulları açıldığında o da öğretmenlik yapmış. Şehrin vaizi de öğretmenlik yapmış.

İlk haftada bayan öğretmenlerden birinin eteğinin altından külotunun da görülmesiyle vaiz efendi doğru müdüre gider ve “ya onu alın veya ben ders vermem” der.

Müdür bey, “O resmi öğretmen, onun işine ben son veremem ama sen ücretli öğretmensin istediğin vakit ayrılabilirsin” der.

Vaiz, ayrılır, o mübarek insan derslerine devam ederken öğretmenler odasında o açık bayan öğretmen, mübarek adamın çayını kendi elleriyle getirir, hoca da ona, “Allah seni cennet hanımlarından yapsın” diye dua edermiş ve zaman içinde o hanım da kapanmış.

İşimize yoğunlaşsak, herkese ve her şeye yumuşak davranma tarafına gitsek, engel olması muhtemel olanlara biraz daha fazla yumuşak davransak ama bunu yapmak için zaman ayırmasak ve bütün zamanımızı hedefe vardıracak görevlerimizi yerine getirmeye harcasak sonuç muttakilerin olacağı kesindir.

Sevgili Peygamberimiz, Kâbe’ye doğru giderken karşısına deistliğin de lideri olan Ebu Cehil gelir ve “Muhammed, eğer sen, Kâbe’de namaz kılar ve secdeye varırsan, ben de senin kafanı secdede ezerim” der.

Sevgili Peygamberimiz hiçbir şey söylemeden namaz kılmak için Kâbe’ye yöneldi.

Bunun üzerine Ebu Cehil, sözünü tekrarladı ve “ben bütün Kureyş halkını da çağıracağım ve senin başını ezdiğimi onlara da göstereceğim” der.

Sevgili Peygamberimiz, hiç cevap vermeden namazını kılar, Mekkeliler Ebu Cehil’e bakar, hiçbir şey yapamaz ve geri gider.

Sevgili Peygamberimiz namazdan sonra, “Eğer dediğini yapsaydı melekler onu alenen alacak ve cezalandıracaktı” buyurur. (Tirmizi, Sünen, K. Tefsir, bab 84. Had,s, Ahmed, Müsned’de, Ebu Ya’la Müsned’de çeşitli şekilde rivayet etmişler.)

Kâfir adam önce kendisini yakmak istiyor. Sonra “ciğerparem” diye sevdiği çocuklarını, eşini, akrabalarını, milletini yakmak istiyor.

Müslüman ise onun elindeki kâfirlik bidonunun içindeki yakıcıyı boşaltmak istiyor.

Adam gönül bidonunu kirleten yakıcıyı “döktürmem” diye elini kolunu, ayaklarını, parasını, askerlerini Müslüman’ın üzerine salıyor.

Şimdi bunlardan hangisi daha merhametli?

Gönül bidonundaki yakıcı zehri boşaltmaya devam, onun söylediklerine cevap vermeye son.

“Sen ey …. sen, şunu yapıyorsun bunu söylüyorsun” demenin faydası yok.

“Bre ….” demenin de faydası yok hatta zararı çok.

Rabbimiz:

“İyilikle kötülük denk değildir. Sen kötülüğü en güzel olanla def et. Bir de bakmışsın ki, seninle arasında düşmanlık olan kişi sanki sıcacık bir dost oluvermiş” (Fussılet süresi ayet 41/34).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?