Et’lerin ettiği

ŞöhrET, servET, şehvET...
Bunlar insanların ayağını yerden keserek boşluğa uçuran üç ET!
Bir kişi, erkek veya dişi, önemli bir yere geldiğinde veya getirildiğinde, sofrasında bu ET yemeklerini hazır bulur.
Bunlardan herhangi birisini, helallik, haramlık yönünden soruşturmadan yediğinde, gerisi çorap söküğü gibi gelir.
ŞöhrET yemeğini düşünmeden yemişse artık “bıyığını balta kesmez” olur. Alçak dağları kendisinin yarattığını sanmaya, herkesin kendi karşısında el pençe divan durmak zorunda olduğunu düşünmeye başlar. Kendinden başka doğru ve isabetli düşünen olamayacağını, olmadığını zanneder. İstişareye gerek kalmaksızın “en doğru, en isabetli” fikirlerini dikte ederek, yetkisi varsa uygulayarak yoluna devam eder.
Bir müddet sonra servET ve şehvET yemeklerini kendilerinin kazanılmış birer hakkı olduğunu düşünmeye ve yemeye başlarlar.

Birinci tabaktan sonra servET çok tatlı gelmeye başlar. Doyma ayarları da kaydığından dolayı yedikçe şişerler, şiştikçe daha çok yerler. Yenen yemek o kadar tatlıdır ki, tarihe bakınca görürüz ki, nice şahlar, nice vezirler, yemişler yemişler ama doyamadan gitmişler. Hem de gözleri açık bir şekilde.
Bunlar yerlerken başkalarının çetele tuttuğunu ve çetelelerin bir gün kendilerine karşı kullanılabileceğini düşünemezler bile. Bir gün bu çeteleler masa üstüne konunca beyninden vurulmuşa dönseler de artık her hareketlerinde, başkalarının kayıt tutmuş olduğunu hesaba katarak adım atmak zorundadırlar.
Bundan böyle bu kayıtlar onlar için demoklesin kılıcı gibidir. “Malvarlığının...” diye başlayan bir cümle duyduklarında istenilen neyse yapmak durumundadırlar. “Millet veya memleket yararı” terimleri artık “kendimi nasıl kurtarırım” kaygısı ile yer değiştirir. Bu kelime bir masaya oturması için bir şifre olacağı gibi, hesapta olmayan bir savaşı da başlatabilir. Devam etmekte olan savaşları bile durduracak sihirli güçleri vardır bu tür kelimelerin. ServET dağlar kadar yığılsa bile, korkusu daha büyük dağlar kadar olmaya başlar.

Ya şehvET yemeği?
Başlangıçta tadına doyulmaz. Yedikçe yenmek ister. O kadar hoş bir yemektir ki, başka bir şeye odaklanmak mümkün değildir. En yakınım sandığı kişilerin her şeyi kaydetmiş olacağı düşünülemez bile. Bir gün, “Bizde bir kasetiniz var...” cümlesi ile dünyaları kararmaya başlar.
Bakmışsınız koltuk elden gider. Bakmışsınız bu güne kadar savunduğu ve varlık sebebi olan fikirleri artık 180 derece değişmiştir. Bambaşka biri oluverir. Rakipleri can ciğer dost olur. Eski dostları ise bir bir uzaklaşır.

ET yemekleri işte böyle etki ederler.
Üstelik biz sadece birinci safhasından söz ettik. Bir de yüce divan ve arkasından torpilin ve baskının işlemediği gerçek divanda verilecek hesapları vardır. Orası bizi çok aşar.
Bir makama gelen veya gelecek olan dostlara kulak küpesi kabilinden bir iki küçük örnek verdik.
Başka bir maksat aranmasın!

Unutulmasın ki, insanlar zayıf yaratılışta olup bu ET yemeklerine karşı meyilli yaratıklardır.
Bu günün yarınının da olduğunu hesap eden gerçek insan odur ki, bu meyli helal ve meşru çizgiler içinde tatmin etsin!

ET YEMEKLERİ

İnsan yakan üç et;
ŞöhrET, servET, şehvET
Rabbim bizi hıfz et...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ekrem Şama - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?