Reklamı Kapat

Görülmek istenmeyen bir gerçek

Rahmetli Cemil Meriç, yıllar önce, “Eşyalar kullanılmak için, insanlar sevilmek içindir” demiş. Belki, Cemil Meriç bunları söylediğinde insanların hayatında söz gelimi otomobilleri, eşlerinin ve çocuklarının önüne geçmemişti. Evlerimiz tıka basa birtakım eşyalarla doldurulmamıştı. Buna rağmen rahmetli böyle bir tespit yaparak gerçeği dile getirmiş ama nedense insanlar hepsi olmasa da bildikleri yolda devam etmişler, insanları kullanılacak bir malzeme ya da eşya, eşyaları da sevilecek şeyler olarak değerlendirmeyi sürdürmüşler. Bu cümleyi dinler dinlemez aklıma ilk gelen soru, acaba insanlığın huzursuzluğu ve mutsuzluğunun sebebi eşyaları sevmeyi, insanları kullanmayı normal bir hal gibi görmeye başlamış olmamız mıdır? Oldu. Ya da eşyaları insandan çok sevmeye başlamak tüketim çılgınlığını körüklüyor, bunun sonucu olarak insanlar gönüllü ücretli köleliğe razı mı oluyorlar? Daha pek çok soru sıralamak mümkün ama, eşyaların sadece kullanılacak malzemeler olduğu anlayışının yerini sevilecek şeyler olarak algılanmaya başlamasının farkına varmadan çağımızın kalabalıklar içinde insanı yalnızlaştıran anlayışının olumsuz etkilerini telafi etmek mümkün olmayacak görünüyor. İnsanları eşyalaştırdığımız, eşyaları insanın yerine koyuşumuz acaba günümüzün en büyük sorunu ve acilen çözüm bulunması gereken meselesi mi? Soruları sıralamak mümkün.

Bir toplumda insanlar arasında sevgi ve saygı giderek yok oluyor, eşyalar hayatımızda en önemli unsur haline geliyorsa ister istemez toplumlar üreticilerin ve küresel sermayenin emrine girmiş olmaktan öte gidemeyeceklerdir. İster istemez bir ev sahibi olabilmek için ömrümüzün 20 yılını bir bankanın ipoteğine teslim edecek, bir otomobil alabilmek için yine sermayeye kendimizi esir hale getireceğiz. Bu arada aldığınız evin borcunu 20 senede ödemiş bile olsanız o arada aldığınız ev eskimiş ya da ihtiyacımızı karşılamaz hale gelecek, içinizdeki eşyaya bağlılık ister istemez yenisini almanızı gündeme getirecektir. Kısacası insana değil, eşyaya bağımlılık hayatımızda ön plana geçecektir. Yıllar önce şimdi rahmetli olan yakınım bir karı-koca vardı. Zaman zaman ziyaretlerine giderdik. Bu ziyaretlerim sırasında dikkatimi çeken husus, salon pahalı mobilyalarla doluydu ve hepsinin üzerinde örtüler vardı ve salon hep kapalıydı. Kendileri salona pek girmezler. Salon ile mutfak ve yatak odasına giden koridora attıkları çekyat ve iki koltukta günlerini geçirirler, yemekler de mutfakta yenirdi.

Kısacası, eşyalar kullanılacak malzemeler olmaktan bundan 30-40 yıl önceden çıkmaya başlamıştı. Seyirlik, sahip olmakla duyulan övüncün birer aracı haline gelmişti. Böyle olunca da insanlar ister istemez daha çok kazanmak, daha zengin görünmek uğruna aile fertlerini bile ikinci atmış oluyorlar, çocuklarına ve eşlerine ihtiyaçları olan sevgiyi yeterince veremiyorlar. Halbuki, sevilmesi gereken eşya değil, insan. Allah’ın en şerefli mahluk olarak yarattığı insana sevgiyi çok görüp eşyalara yönelmek ve eşyaların esiri haline gelinmiş bir dünyada ve toplumda oturup derin derin düşünülmesi gerekiyor. İnsanlar arasındaki ilişkilerde belirleyici olan sevgi ve saygı değil de sahip olunan eşyalar haline gelirse insanlar eşyalaştırılmış olmaz mı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?