Reklamı Kapat

Şehir beğenmiyoruz

Yazının ismi “şehir sevdası” mı olmalıydı acaba?

Öncelikle üç büyükler.

Ya da sadece büyük şehirlere toplanma arzusu.

Küçük şehirler, az nüfuslu yöreler revaçta olacağı yerde.

Hayır, ille de büyük, daha kalabalık kentlerde yaşama arzusu.

Virüs nedeniyle evlerimize hapsolduğumuz halde.

Asla, İstanbul’dan, Ankara’dan, İzmir’den ayrılamam yası.

Sanki büyük şehirlerin tarihi eserlerini, sanat merkezlerini, eski ören yerlerini gezmekten ayakları aşınmış gibi ayrı kalamam matemi.

Bakıyorum da, sabahları İstanbul’dan çıktığımda trafik yoğun.

Çevre illere büyük bir akın başlamakta.

34 plakalı araçların cirit attığı Kocaeli, Yalova, Sakarya illeri.

Akşam dönüşte yine İstanbul plakalı araçların şehre hücumu.

Belli ki çevre illerin firmalarında, fabrikalarında, iş sahalarında çalışmaktalar.

Akşam da, evlerini çalıştıkları şehre taşımadıklarından İstanbul’a dönmekteler.

Git cennet gibi Maşukiye, Derbent, Kartepe, Yuvacık, Bahçecik’te yaşa.

Bu Ankara için de geçerli.

Kırıkkale neredeyse şehirle birleşmiş.

Bolu, Çankırı, Yozgat’ta 06 plakalı araçlar yoğun.

Şaştığım en fazla memur grubu.

Yıllarca işsizlikten kıvranmış insanlar; güzel yerlere gelmişler.

Lakin ilk fırsatta kaçmaya bakmaktalar.

Burada yaşanır mı diye sızlanmaktalar.

Beğenilerine uymayan suçları vardır bu mütevazı Anadolu kentlerinin.

Ya yeterli disko, kafe, meyhane, eğlence mekânı bulundurmayışları kötü puan almalarına sebeptir.

Ya da değişime direnişleri, modernizme kafa tutuşları, yerel desenleri diri tutuşları bir kement olup boyunlarına dolanmaktadır.

Konuştuklarımın çoğu, suçu sırtlarından atıp eşlerinin üzerine yıkmaktalar;

“Hanım buraya gelmek istememekte.”

Ha alışveriş merkezleri ise kadınların derdi, her yanda büyük markaların depolandığı AVM’ler mevcut.

En fazla çocukların okulunu öne sürmekteler.

Fakat o şehrin mensuplarına ne büyük hakaret ettiklerinin farkında değiller.

Sık sık beğenmezük sitelerinde, o şehrin sırtını yere getirip nakavt ettiklerini sanacak kadar ileri gitmekteler.

Mesela;

“Hiç eski eserleri yok.”

Hâlbuki yığınla tarihi eseri vardır.

Alay ettikleri basit cümlelerden biri de, “Moğollar bile beğenip de girmemiş, İskender yakınından yöresinden geçmemiş. Hahaha…”

Elbet gençken insan, anne babasının yakınında yaşamak istemekte.

Bu çok normal bir arzu.

Yaşlanınca da evlatlarına yakın olmak istemekte.

Bu da çok doğal bir duygu.

Lakin sen o şehirde rızkını bulmuşsun, yönünü tayin eden kutlu rüzgâr getirip seni oraya bırakmış fakat adeta ihanet edercesine burun büküp, kulp takıp beğenmeme yarışına girmektesin.

Hacer anne bebeği ile bir başına aş ve suyun olmadığı çölde, devasa bir medeniyet kurdu.

Şu işsizlik ortamında, insanların atanamayıp intiharın eşiğinde olmasına bile duyarsız kalıp, zar zor bulabildikleri işlere ne kadar lakaytlar.

Ülkemin gitmediğim şehri kalmadı.

Her birinin havası, uymaz diğerine.

Her köşesinde, bir çeyiz sandığı gibi değerli öylesine çok hazine gizlidir ki.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?