Deprem ve Şehir Düşüncesi

Bilindiği üzere önceki hafta (30 Ekim 2020 Cuma) İzmir’de 6,6 büyüklüğünde deprem oldu. En fazla hasar Bayraklı ilçesinde meydana geldi. Son verilere göre depremde 114 kişi hayatını kaybetti. Deprem meydana geldikten sonra her zamanki gibi yine her kanalda birkaç uzman deprem şudur şöyle olur, şöyle olursa böyle olur, şu yapılsaydı bu olmazdı, bu yapılsaydı şu gerçekleşmezdi gibi konuşmalar yaptı. Hep böyle ülkemizde deprem olunca deprem uzmanları ve devleti yönetenler konuşur bir müddet. Sonra unutulur. Ölenler öldüğüyle kalır. Müteahhitler ve inşaatçılar çalmaya, yetkililer de göz yummaya devam eder. Ateş düştüğü yeri yakar. Deprem, ölenlerin yakınlarına unutamayacakları acılar bıraktı. Olan biteni hüzünle izledik. Arama kurtarma görüntülerini izlerken gözlerimiz doldu. Deprem bir doğa olayı. İnancımıza göre Allah’ın takdir ettiği, şuana kadar herhangi bir teknolojinin çözemediği bir olay. Depremin çaresi yok. İleri teknolojiyle övünen başta Batı dünyası olmak üzere herkese tokat gibi cevaptır deprem. Madem ileri medeniyetsiniz neden deprem olmasını engelleyemiyorsunuz. Deprem engellenemez ancak depremin yıkımı engellenebilir.

Her depremden sonra devleti yönetenler kentsel dönüşümden bahsediyor. Eski veya depreme dayanıksız binalar yıkılıp yeniden yapılacak deniyor. Ülkemizde bilmem kaç milyon konut yıkılacak tekrar yapılacak denmesi yeni değil, bu yıllardır her deprem sonrası söyleniyor. Altı üstü yok tabi. Geçmiş depremlerden sonra söylendiğinde ülkenin herhangi bir şehrinden yıkmaya başlansaydı şimdiye kadar muhtemelen biterdi. Diyelim ki bugünden sonra söylenen konutlar yıkıldı tekrar yapıldı. Hatta aynı zamanda bütün şehirlerde konutlar yıkıldı tekrar yapıldı. Hâlihazırdaki deprem yönetmeliğine uyuldu. Peki, konutlar yıkıldı tekrar aynı konutlar yapıldı, sorun çözülür mü?

Türkiye’de devleti yönetenlerde insanı yaşatacak şehir düşüncesi ve tasarımı yok. Nasıl bir ev sorusu sorulmuyor ve cevaplanmıyor. İslam medeniyetinde şehrin göbeğinde cami varken ülkemizde maalesef alışveriş merkezleri var. Müslüman şehrinde bütün sokak ve caddeler camilerin hemen yanındaki meydana yani camiye çıkarken ülkemizde bütün sokak ve caddeler kapitalist sisteme çıkıyor. Türkiye’de Müslüman’ca yaşayışa uygun ne konut ne sokak ne de cadde var. Ülkemizin herhangi bir şehrinde şehir planı diye bir plan yok. Rasgele binalar, rasgele sokak ve caddeler var. Cami zaten şehrin merkezini oluşturmuyor. Sokak ve caddeler hem insan yürüyüşü hem de araçlar için olduğu halde sadece araçlara bile küçük. Bina planları kim önce belediyeye varıp para yedirdi ise ona göre. Aynı caddede iki katlı ev, beş, yedi, sekiz, on katlı apartman ve otuz katlı rezidans var. Bu cadde hangi medeniyeti ifade eder? Herhangi bir medeniyeti ifade etmiyor. Daha binaların içini söylemedik. Binaların içi bir kere İslam medeniyetine uygun değil. İslam medeniyeti deyince eskiyi kastetmiyoruz. Bir Selçuklu mimarisiyle bir Osmanlı mimarisi aynı değil ama ikisi de İslam medeniyeti mimarisi. Türkiye’nin kendine özgü bir İslam medeniyeti mimarisi yok. Dahası Türkiye’de mimari yok, mimar yok. Yapı malzemeleri sağlam değil. Denetçi yok. Müteahhit ve inşaatçılar çalıyor. Nasıl yıkılmasın binalar? Eski binaları aynı inşaatçılarla aynı müteahhitlerle aynı malzemelerle tekrar yapsanız ne olacak bir daha deprem olacak bir daha yıkılacak. Devleti yönetenler işe ders kitaplarında köklü devrim yapmakla başlamalıdır. Ders kitaplarının içerikleri baştan sona değiştirilmeli. Eğitimde devrim şart. Müteahhit çalıyor da devleti yönetenler çalmıyor mu, hepsi çalıyor. Belediye zihniyeti kökten ortadan kaldırılmalı bir kere. Kim neresi için belediyeden adamını bulur para yedirirse oraya onay vermek, palansız sokak ve kaldırım yapmak belediye zihniyetidir. Deprem yönetmeliği bile ithal bir ülkenin depreme dayanıklı konut yapması düşünülemez.

Hâlihazırdaki binayı yıkıp aynısını tekrar yapmak deprem olsun da biraz daha ölelim demektir!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Tuvalet Çokolmalı - Hocam alışmışlar bir daireye bir tuvalet yapıyorlar, yuh be! Kapıda sırada bekliyoruz. Biz iyi yiyen bir milletiz, barsaklar üretiyor yani. Kanalizasyon çapları çok büyütülecekti bir de, hani, nerde?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Kasım 23:16


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?