Reklamı Kapat

Yıkılacağı biliniyor ama çözüm yok

Depremin olacağı da, yıkılma ihtimali olan binalar da biliniyor ama çözüm yok. Bir bakıma resmi-özel kurumlar binaların yıkılmasını bekliyorlar. Elbette bu bekleyiş binalar yıkılsın ölenler ölsün manasına gelmiyor. Ancak, ülkemizde deprem bölgeleri (hatları) kesine yakın biliniyor. Bu bölgelerde zaman zaman yapılan araştırmalarda da bir depremde yıkılacak binalar da tespit edilmiş durumda. Söz gelimi İzmir Valiliği ile İnşaat Mühendisleri Odası’nın 2009 yılında gerçekleştirdiği yapı stoku araştırması, depremin yıkıma neden olduğu Bayraklı’daki birçok yapının olası bir depremde yıkılabileceğini 11 yıl önceden haber vermiş. Rapora göre 3 pilot bölgede incelenen 1490 binadan sadece 39’u iyi durumda bulunmuş. Son depremde 5 binanın yıkıldığı Manavkuyu Mahallesi’nde de incelenen 696 binadan 304’ünün zayıf olduğu tespit edilmiş. Raporun sonuç bölümünde ise şu hususlara dikkat çekilmiş:

“Halkımız bilinçlendirilmeli, oturduğu binanın deprem dayanımı hakkında ve gerekli tedbirlerin alınması konusunda bilgilendirilmelidir.”

Dünkü bir gazetemizde yer alan bu bilgilerden bundan 11 yıl önce yapılmış bir araştırmadan söz konusu mahallelerde oturan insanların haberinin olmadığını düşünmek doğru olmaz. Eğer, bu araştırmayı yapanlar sonuçlardan ilgili insanları haberdar etmemiş ise bu bir cinayet demektir. Kaldı ki, bir mahallede Valilik ile İnşaat Mühendisler Odası elemanları ortak bir araştırma yapmışlarsa böyle bir çalışmanın gizli yapılması da mümkün değildir. Peki, Valilik ve İnşaat Mühendisleri Odası bir yapı stoku araştırması yapıyor ve bundan herkes haberdar ise geçen 11 sene boyunca niçin bir adım atılamadı? Bu sorunun çeşitli cevapları olabilir ama deprem olana kadar bir adım atılmadığı ve yıkılan binalarda 100’ün üzerinde can kaybı yaşandığına göre bunun sorumluları sadece binayı yapan müteahhitler ile inşaatların kontrolünü yapmakla görevli olanlar mıdır? Akla gelen bir başka soru da yapılan bu araştırma ilgili devlet kurumlarına iletilmemiş mi? İletilmemiş ise böyle bir araştırma niçin yapılmıştır? İletildi ise niçin hiçbir şey yapılmamış, yapılamamıştır? Bazı kimseler kişisel sorumluluklarına uygun hareket mi etmemişlerdir? Ya da mevcut mevzuat binalarda oturanları ve kat maliklerini oturdukları çürük binaları terk etmeye zorlayı engelleyen bir eksiklik mi söz konusu?

Derdim sorularla kafa karıştırmak değil. Sadece ülkemizin yaşadığı acıların çoğu önceden bilinmiyor olmasına rağmen engellenemeyişine dikkat çekmeye çalışıyorum. Çünkü bile bile felaketin yaşanmasının beklendiği görüntüsü oluşuyor. Aslında özellikle 1999 İzmit depreminin ardından bu hususta bazı yasal düzenlemeler yapıldı, yönetmelikler hazırlandı. Buna rağmen bir binanın çürük olduğu tespit edildikten sonra devlet ve belediyeler içinde oturtanları binayı boşaltmaya ve çürük binanın yıkılıp yeniden yapılmasına zorlayamıyor mu? Sorunun çözümü vatandaşa kalınca da çoğu zamsan maddi imkânsızlık ya da duyarsızlık sebebiyle bile bile çürük binada insanlar oturmaya devam ediyorlar. Sonuç olarak hiç olmazsa bundan sonra tespit edilmiş çürük binalar devlet tarafından boşaltılmalı, yıkılması beklenmemelidir. Devletin buna gücü yeter mi diye bir soru akla gelebilir. Elbette bu iş tek başına devletin işi olmayabilir. Buna çürük binalarda oturanların da katkıda bulunması gerekebilir. İnsanlarımızın boyunu aşmayacak bir katkı hususunda yeni düzenlemeye ihtiyaç olabilir. Atılacak adımların yeni bir depreme kadar beklemeden atılması gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?