İki turlu sistem ve ABD seçimleri

Öncelikle belirtmeliyiz ki ilginç bir şekilde sanki bir başka yerde değil de kendi ülkemizde yapılıyormuş gibi anbean Amerika’nın seçim kampanyalarını izliyoruz.

Seçimlere katılan liderlerin eyaletlerdeki mitingleri, attıkları twitlerine kadar her şeyi takip ediyoruz. 

Son ana kadar gergin bir biçimde ve heyecanla ABD başkanlık seçimini Biden mı kazandı Trump mı kazandı diye bekledik.

Son birkaç güne kadar Biden açık farklı kazanacak diye beklenirken sandıktan gelen ilk neticeler Trump’ın kazanabileceği yönündeydi.

Hatırlayacaksınız Trump geçen seçimde sandıkta hile yapıldığı iddiasıyla dört yıllık sürenin neredeyse üç yılını azledildi/edilecek tartışmaları ile geçirdi.

Dünyanın bu kadar çok tartışılan bir insanı, son seçimde yine favori aday oldu. Bu da siyasetin cilvelerinden olsa gerek.

 Kuşkusuz ki seçimi kim kazanacak sorusunun en önemli cevabı şudur: Kim kazanırsa kazansın, kazanan Amerikan halkı olacak; kaybeden de dünyadaki Müslümanlar, ezilenler ve sömürülenler olacaktır.

ABD seçimini kim kazanırsa kazansın biz kaybedeceğiz, Müslümanlar kaybedecek, insanlık kaybedecek.

Hangisi işbaşına gelirse gelsin, kazanan Siyonizm olacaktır. Yazı gelirse Trump, tura gelirse Biden kazanacak. Yazı gelirse Siyonizm kazanacak, tura gelirse Siyonizm kaybetmeyecek.

Bugüne kadar hangisi geldiğinde ne değişti?

BUGÜNE KADAR HANGİ BAŞKANLA NE DEĞİŞTİ?

Tabi ki her adayın ufak tefek farklı olabilecekleri artı ve eksi yönleri var.

 Hüseyin Barack Obama gelince insanlık suçu, yüz karası ABD vahşetinin simgesi Guantanamo cezaevi mi kapandı? Afganistan işgali mi sona erdi?

Bill Clinton geldiğinde Irak savaşı mı bitti?

Trump geldiğinde İran nükleer sözleşmesi mi devam etti. Suriye’de katliam mı durdu?

Herhangi başkanın herhangi bir ülke için farklı politikası var mı? Yok tabii. Bu sistemde yedek lastik gidenin yerine her zaman hazır. Yazı mı, tura mı? Cumhuriyetçi mi Demokrat mı?

Öyleyse! Bana ne Amerika›dan!

Korkarız bizde de benzer bir süreç işliyor, işleyecek. Mevcut başkanın kaybetme riskine karşı alternatif yedek lastik hazır bekliyor.

Liberal bir seçenek için Babacan’ı tuşlayınız. Anadolu muhafazakâr seçenek için Davutoğlu’nu tıklayınız.

Yeter ki bu ülkenin gerçek sahipleri, tarihini, kültürünü öz benliğini temsil eden birileri iş başına gelmesin.

“Dediklerimizi yapmazsanız alternatifiniz hazır!” Marketçiler son kullanma tarihi gelen ürünleri nasıl raflardan toplar yerine yenisini koyarsa, miadı dolmuş politikacılar için de benzer bir süreç işler.

İKİ PARTİLİ SİSTEM NASIL BİR ŞEYDİR?

İki turlu seçim sisteminde ülkemiz için de önemli olan aslında serlevha yapılacak husus şudur; seçim sisteminin üç temel özelliği vardır: Bir, kıl payı kazanmak, iki, sırayla kazanmak, üç, küçük partileri yutmak.

İki turlu seçim yapılan hemen her ülkede tarafların yüzde 48-52 veya yüzde 49-51 gibi bir oranla kıl payı seçimi kazanıp kaybetmelerine şahit olunur.

Halk, son güne kadar büyük heyecanla sadece iki adaya kilitlenir ve sandıktan çıkacak sonuçları bekler.

İkinci olarak sırayla kazanılır. Tahterevalli gibi sırayla kazanılır. Buna dönüşümlü başkanlık da diyebilirsiniz.

Bu sürede üçüncü şahısların ve diğer partilerin hiçbir şekilde sesi duyulmaz. Onların ancak seçim zamanı dışındaki dönemde “sistemin işine geldiği” kadar sesi duyulur.

Kısık seslerle “bravo adamlara” denir. Kenar köşelerde “aslında çok doğru söyledikleri, olması gerekenin de bu olduğu” gibi vicdan yapan bazı cümleler söylenir.

Ancak seçim sürecinde yok kabul edilirler hatta ayak bağı olduklarından fazlalık olarak görülürler.

Şu an ülkemizdeki Amerikancılara da sorsanız ABD’de sadece iki parti var sanırlar. Zaten dünyada da son örneğini Kıbrıs’ta da gördüğümüz gibi tüm seçimlerde yüzde 48-52 veya 49-51 arasında bir sonuçla seçimler neticelenir. Yüzde 60-40 gibi bir oran görmek neredeyse hayaldir.

Yazımızı toparlarken söylemek istediğimiz husus özetle şudur:

İki turlu sistem üçüncü şahıslara hayat hakkı tanımamaktadır. Cumhuriyetçi veya Demokrat, ya da sağ parti veya sol parti dışında hiç kimsenin isminin duyulmaması, seslerinin çıkmaması, sindirilmesi için uğraşılması “ya bendensin ya karşıdan”, “ya dostumsun ya düşmanım” sistemin özüdür. Dolayısıyla da bu sistem bize yaramadı, yaramaz.

İki partili sistemde esas olan; seçimin sırayla kazanılması veya en fazla iki dönem üst üste kazanılmasıdır.

Yani bu şu demek; milleti CHP ile korkutanlar gerçekte CHP’nin iktidarını garantileyen bir sistemi millete dayatmışlardır.

“Görünen köy kılavuz istemez.” Bizde henüz sisteme yeni girildiğinden tren raylara oturmadı. Gelecekte ne demek istediğimiz daha net anlaşılır. İnşallah iş işten geçmemiş olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç. Dr. Necmettin Çalışkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?