Tevhit teklif ve tercihtir -2-

Allah-u Teala’nın ve bizim düşmanlarımızı düşman edinmemiz; kafir, müşrik, Yahudi ve Hıristiyanları veli edinmememiz, Allah’ı, Resulünü ve müminleri veli edinmemiz, Allah’ın hükmüyle hükmetmemiz emrediliyor (Araf/54, Yusuf/40, Mülk/1, Yasin/son, Tin/6; Mümtehine/1, 4; Ankebut/41, Al-i İmran/100, 118; Maide/48-57; Hadid/25; Mücadele/5, 20,22).

Âlemlerin Rabbi Allah-u Teala insanları kendi özgür/hür iradeleriyle/tercihleriyle sorumlu/mükellef kılmış ve sınava tabi tutmaktadır (Mülk/2, İnsan/2, Zariyat/56). İnsana O’nun (C.C.) kadar hangi hükümdar özgürlük tanıyabilir ki?! Kendisini inkâr/isyan edenlere bile izin veriyor. Bir anlamda hayatımız seçimlerle geçiyor. Seçenekler arasındaki farkları da, gerek vahiyle gerekse aklımızla öğreniyor, biliyoruz. Bizim için kâinata/evrene muhteşem (kevni) bir düzen koyan Rabbimiz, yine bizim için ekmel/eşsiz/üstün olan nizamını (teşri düzen) teklif ve tavsiye buyurmuştur.

“Dine zorlama yoktur” (Bakara/256). “Dileyen iman etsin; dileyen inkâr etsin” (Kehf/29).

“Bize iki yol gösterildi” (Nahl/9). Fatiha’da da iki yola vurgu var: Hidayet/istikamet ve dalalet. İtaate de, isyana da elverişli yetenekte yaratılmışız... Hak ile batıl, hidayet ile dalalet, tevhit ile şirk, iman ile inkâr, adalet ile zulüm vb. zıtlar arasında da muhayyeriz. Birisini veya birçoğunu ret ile birisini tercih ederiz. Retlerimiz ve kabullerimizle sınanıyoruz. Kabullerimiz tek başına bir anlam ifade etmiyor; retlerimizle birlikte anlamını/amacını buluyor. Kelime-i tevhidi/şehadeti bu çerçevede okumamız/anlamamız “gerekiyor”. Öncelikle ret/inkâr/hayırlarımız (lâ) sonra da bununla birlikte, bundan sonra da ikrarımız/kabulümüz (illa) geliyor. Ret ve kabullerimizle ilgili birkaç ayet-i kerimeyi paylaşalım/okuyalım: “Din” kavramı ile zikredilen ayetlerden: Allah katında tek “hak”, “geçerli”/”doğru”, “halis” “mükemmel” ve son dinin İslam olduğu, bunun dışındaki Yahudilik, Hıristiyanlık gerekse laik/beşeri tevhide aykırı tüm din/düzen /ideolojilerin/yolların ise batıl oldukları (Maide/3,Al-i İmran/19, 83, 85) bildiriliyor.

Biz de, ya Allah’ın dini İslam’ı (tevhidi) seçeriz veya ötekilerden birisini... “Lâ ilahe illallah.”

“Tariki müstakim/istikamet” kavramıyla zikredilen ayetlerden: (Fatiha, Hud/56, 112, En’am/159, 153, 126, Yasin/61, 4, Şura/15, 13, Al-i İmran/64, 73, 103, 105, Müminun/73, Nisa/69, Hud/118-119, İsra/9, Araf/16, Nisa/115, Rum/32, Nahl/9).

Rabbimiz “sıratı müstakim” dışındaki tüm yollara sapmaktan, tefrikadan, bidatlerden (itikatta) men ediyor/yasaklıyor. Biz de bu yolun hak olduğuna, öteki yolların sapıklık/batıl olduğuna inanıyor, onların tümüne “lâ” diyor, sadece ve ancak O’nun yoluna inanıyoruz “illa” diyoruz. “Lâ mabude illallah.”

Ya Rabbimizin yolunu seçeriz veya öteki dalalet/bidat (itikadi) yollarından birisini seçebiliriz.

Mabudiyette, rububiyette, uluhiyette, velayette, yollarda, dinlerde, ilkelerde, düzenlerde, hakimiyette (hukuk), hayat tarzlarında ya Allah-u Teala’yı kabulle O’na kulluk ederiz veya O’nun dışındaki yarattıklarına kulluk ederiz. La mabude, La rabbe, La veliyye, La hükme... İllallah...

Bugüne kadarki tevhit okumalarımızı özetlemek gerekirse:

* Tevhit sadece bir söz değildir. İnançtır, kimliktir (Müslüman kimliği, kulluk kimliği) (mümin/müslim).

* Tüm suhufların, kitapların, elçilerinin ortak çağrısıdır. Yeryüzünde ancak, sadece, ortaksız Allah-u Teala’ya kulluk etmek/O’nun rızasına uygun yaşamaktır.

* Allah-u Teala zatında olduğu gibi sıfatlarında, isimlerinde, fiillerinde, hükümlerinde de eşsiz, benzersiz, ortaksızdır. Tüm kemal sıfatlarla muttasıf, noksan sıfatlardan yücedir (Şura/11, İhlâs Suresi).

* İlk insan/peygamber Adem’de (A.S.) son Peygamber (S.A.V.) Hz. Muhammed’e kadar tüm peygamberler tevhide çağırmışlar, hepsi de Müslüman’dılar, kendilerine uyanlar da...

* Ruhlar âlemindeki Rabbimizle yaptığımız sözleşmedeki kabulümüz/şehadetimizdir (Şehidna).

* Tevhit “İslam dini”, “sıratı müstakim”, “istikamet”, “adalet”, “hidayet”, “hak”,”şeriat”, “sünnet”, “hayat tarzı”, “nizam” iç içe veya eş anlamlı kavramlardır.

* Tevhit, İslam dininin, “ağacının” hem çekirdeği hem de bütünü gibidir. “İslam binasının temelidir.”

* Tevhit; bölünme, parçalanma ve ortaklık kabul etmez bir bütündür. Ona ekleme, eksiltme, tahrif de olamaz. Bu bidattir, dalalettir (Maide/3).

* Tevhit; hem ilimdir (bilgi) hem de bilinçtir (şuur).

* Tevhit; dosdoğru yoldur, dindir, düzendir, hayat tarzıdır, istikamet ve adalettir. Tevhit hak, tevhidin dışındaki tüm dinler, yollar, hukuk ve düzenler, ilkeler, ideolojiler batıldır; sapıklık/dalalettir/bidattir (itikatta). Beşeri tüm ideolojiler/düzenler tevhide aykırı olup, dalalet ve batıldırlar. Tevhitle de uzlaşamazlar. Hem Müslüman hem de beşeri düzenleri benimseme kimlikleri birleşemez. İslam; ilahi, özgün, benzersiz, eşsiz, çelişkisiz, kusursuz, mükemmel ve evrenseldir. Hükümleri ve ilkeleri; adalet, hikmet, istikamet, rahmet, maslahattır. Vahiy ile akıl çelişince hangisi tercih edilecek? Vahiy akıldan üstündür. Akıl, vahye tabi olmalıdır. Heva ve hevese tabi olduğunda şaşırır. Akıl, vahyi anlamaya, uygulamaya, kulluğu yapmaya değerli bir nimet/cevher/emanettir. Akıl, vahyin elçisidir.

* Tevhide aykırı dinleri reddettiğimiz gibi, tevhit adı altındaki, tevhide (ehl-i sünnet) aykırılıkları/fırkaları/itikadi bidatleri de reddederiz. Ehli bidat fırkalarını ret ile “ehl-i sünneti” tercih ederiz. “Bidat farklarının en zararlısı da haramları helal, helalleri de haram sayan fırkadır” (S.A.V.).

* Batılılaşmayla (laiklik, hukuk ve harf vb. devrimlerle) tevhit parçalanmış, kulluk (ibadet) kapsamı da daraltılmıştır. Şeriat ilga edilmiştir.

İslam; iman, ahlak ve birkaç farz amele indirgenmiştir. Bölünmüş din Allah’ın dini olmaktan çıkar, devletin dini olur. Ne yazık ki, “küresel düzen” “İslami siyaseti” bir seçenek olmaktan engelleyebilmektedir. 

* Kulluk/ibadet kavramı Rabbimizin hükümranlığını kabul ile O’nun (C.C.) rızasına/emir ve yasaklarına/hükümlerine uygun bir hayat yaşanmasını, hayatımızın her alanında, her işimizde, her zaman O’nun rızasına uygun yaşamak mükellefiyeti ve sorumluluğunu- ifade eder. Hayat bölünmeyi kabul etmediği gibi kulluk da bölünmeyi kabul etmez. (Bir devlette vatandaşlık bölünemediği gibi.) Bölünmüş din, Allah’ın dini İslam olmaktan çıkar. Buna inanmak da iman dairesinden çıkma sebeplerindendir.

* Müslümanlık kimliğiyle öteki (tevhit karşıtı) dini, ideolojik kimlikler (sağcılık, solculuk, liberallik, laiklik, demokratlık vb.) uzlaşmaz. Çünkü bunlar tevhit dışında ve aykırı özelliklerdendir.

*Namazda da kulluk, ticarette, siyasette, hukukta... Her yerde de... İstikamet/doğruluk...

* Efendimizin (S.A.V.) 73 fırkayla ilgili beyanlarında En’am/153.ayeti okumuş, tefsir etmiştir.

* İslam, ekmel nizam olarak (Maide/3) reformu, bidati reddeder.

Dinlerin/yolların/düzenlerin/ilkelerin/ölçülerin/yasaların/sözlerin/hükümlerin doğrusu, adaletlisi, hikmetlisi, eşsiz, benzersiz, özgün ve üstün olanı (hak) âlemlerin Rabbi olan Allah Teala’nınkidir (tevhit/İslam). Buna karşıt olanların tümü de batıldır. Tevhit de batılın reddi, Hakk’ın kabulü demektir. La ilahe illallah; Muhammed Resulullah tevhidin iki ayrılmaz, bölünmez, reddedilmez rüknüdür. Birisini ret, ötekini/tamamını ret ve inkârdır. “Bil ki Allah’tan başka ilah yoktur” (Muhammed/19). “Muhammed Resulullahtır” (Fetih/29). Bunun gibi batıl da reddedildikten (lâ) sonra, hak (illa) kabul (tevhit) sıhhatli oluyor.

n Ey kalpleri çeviren (Allah’ım)! Benim kalbimi dinin üzere sabit kıl.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Muhammed Güney - Allah Razı Olsun.

Cenab-ı Hakk cc Ayaklarımızı Sırat-i Müstakim Üzere Sabit Kılsın İnşâAllah

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 05 Kasım 17:19


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?