Devlet psikolojik destek vermeli!

* “Depremi yaşayanlarda aşırı korkudan uykusuzluk…”

* “Çaresizlikten depremi konuşmayı reddetme…”

* “ Deprem sonrası depremzedelerde aile hayatının olumsuz yönde etkilenmesi…”

Şayet tüm bu belirtiler ve başka benzer belirtiler varsa -ki çoğunlukla oluyor- ve bunlar hayatı güçleştiriyorsa, üstesinden gelinemiyorsa mutlaka ruhsal açıdan destek alınmalıdır.

Bu depremzedeler psikolojik ve psikofarmakolojik tedavi görmelidir… Devlet bu alanda da elini mutlaka uzatmalıdır.

***

Sadece depremzedelere mi?

Dünya yaklaşık bir yıldır Covid-19 virüsü ile uğraşıyor. Psikolojik destek, Covid-19 bulaşanlar ile karantinada bulunanlar için de aynı şekilde verilmelidir. Milli Gazete Reklâm Koordinatörü Ertuğrul Köse, yaklaşık 10 gündür karantinadaydı. Karantina günlerinde duygularını kaleme aldı. Okuyalım mı;

* Evde 5 kişiyiz. İkiz kızlarım bir de oğlum var. Kızlar üniversiteye hazırlanıyorlar. Devletimizin onlarca birimi var. Devlet bizleri, bu çocukları arayıp psikolojik destek veremez miydi acaba? Çok etkilendiler ve inanın saçları yarı yarıya döküldü. Sayın Sağlık Bakanı Fahrettin Koca beye önerimdir!

* Akrabalığın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Kardeşlerim, bacanak ve kayınçolar sırayla her gün yemek getirip kapıya bıraktılar. Allah (c.c.) razı olsun!

* Yakın değilseniz yemek olur, meyve olur, bal olur mutlaka siparişle hastalara göndermeye çalışın.

* Devlet ev hanımlarına bu süreçte bir miktar maaş bağlayıp sigortalarını ödemeli!

* Bu hastalığın en önemli özelliği moral... Edilen telefonlar moral açısından ve acıyı unutturma açısından fevkalade önemli.

* Çevrenizde korona hastası varsa mutlaka yemek gönderiniz ama salçasız olması iyi oluyor. Yoksa yenmiyor.

* Duanın önemi ortaya çıkıyor meğer ne az dua ediyormuşuz. Sıkıntıya düştüğümüz zaman duaya sarılıyoruz. Uzaktan edilen dualar bir şekilde hissediliyor.

* Eskiden hastaneye gittiğimizde doktora “antibiyotik yazacak mısın?” dediğimizde “gerek yok” derdi. Bu hastalıkta yeter ki pozitif çıksın, ne var ne yok diyen yok, aynı ilacı 8+8 neden veriyorlar anlayamadım! Bu uygulama bizi çok zor durumda bıraktı. Kendileri de bunu gördü ve sonra “iyi ki kullanmamışsınız!” dediler.

* Eşim pozitif çıkınca ben de karantinaya girdim ve sürekli evdeydim. 4 odaya servis yapmaktan günlük 15.000 civarında adım atmışım. Telefonun şarjda olduğunu düşünürsek çok daha fazlası... Bayağı da zayıfladım.

* Aile içi fedakârlık öne çıkıyor. Ben odaya girmek istiyorum. Eşim yalvarıyor “ne olur girme” diye... Lavaboya giderken can havliyle “kapılarınızı kapatın” demesi fedakârlığın örneğiydi…

***

Tüm hastalarımıza Allah’tan (c.c.) şifalar temenni ediyorum…

MEHMED ŞEVKET EYGİ VE DOLMAKALEM…

Bilmiyordum, 2 Kasım, Dünya Dolmakalem Günü imiş… ‘Dolmakalem kullanma hassasiyeti olan kimi biliyorsun?’ diye sorsalar herhalde bir numarada merhum yazarımız Mehmed Şevket Eygi gelir… Ben de bizatihi şahidiyim; rahmetli konuşma yaptığı ortamlarda gençlere kalemlerini çıkartıp, “Hani, nerede dolmakalemleriniz?” diye sitemini iletirdi.  Merhum Eygi dolmakalem hakkında neler ifade etmişti? Bakar mısınız şu satırlara;

* “Tanıdığım liseli akıllı gençlerden biri, her Müslüman’ın cebinde iyi bir dolmakalem ile güzel bir cep defteri bulunmalıdır öğüdümü dinlemiş, (babası zengin bir zattır) cep harçlıklarını biriktirip 800 liraya kaliteli bir kalem almış. Aaaa bir dolmakaleme bu kadar para verilir mi diyen ukalaya: Sen cebindeki şu akrep telefona üç bin lira veriyorsun da, kaleme niçin 800 lira verilmesin! Kalem telefondan bir kere daha hayırlı bir kültür aletidir. Kalemini göreyim, senin kim olduğunu anlarım. Aaaa sende kalem yok mu? Vah zavallı kalemsiz!..”

* “Bütçesi müsaitse kaliteli, mürekkepli bir dolmakalem... Bütçesinin müsait olup olmadığı şundan anlaşılır: Cep telefonuna bin lira verebilmişse bütçesi müsait demektir. Vasıflı bir Müslüman kesinlikle berbat, kalitesiz bir tükenmez kalem kullanmaz. Telefona nasıl para vermişse kaleme de verir. Telefonu bin liralık, kalemi bir liralık olması çelişkidir, dengesizliktir, hatta ayıptır.”

* “Büyük bir dolmakalem firması her yıl çok az sayıda acayip güzel ve antika dolmakalemler üretiyormuş. Mesela bir yıl deniz fili dişinden yapılıyormuş. Ben zengin olsam öyle kalemler alırım. Kalemsiz, kitapsız, deftersiz, kütüphanesiz, sanatsız bir zengin düşünemiyorum. Milyar doları olsa bile o zengin değil acınacak bir züğürttür!”

***

Bu vesile ile Milli Gazete’mizde yıllarca yazan Mehmed Şevket Eygi’ye rahmet diliyorum.

YORUMA GEREK YOK!

Alman İmparatoru Şarlken ile 24 Şubat 1525’de yaptığı Pavye Savaşı’nda yenilerek esir düşen Fransa Kralı Fransuva’nın annesi Düşes Dangolen’in, yardım talebine cevaben Kanuni Sultan Süleyman’ın yazdığı mektupta şu satırlar ön plana çıkıyor: “Ben ki, sultanlar sultanı, hakanlar hakanı, hükümdarlara taç giydiren, Allah’ın yeryüzündeki gölgesi ve atalarımın fethettiği Akdeniz’in, Karadeniz’in, Rumeli’nin, Anadolu’nun, Karaman’ın, Rum’un, Dulkadiroğluları Vilayeti’nin, Diyarbakır’ın, Kürdistan’ın, Azerbaycan’ın, Acem’in, Şam’ın, Halep’in, Mısır’ın, Mekke’nin, Medine’nin, Kudüs’ün, bütün Arap memleketlerinin, Yemen’in ve daha nice ülkelerin ki, büyük atalarımın Allah kabirlerini nurlu etsin karşı konulmaz kuvvetleriyle fethettikleri ve benim muhteşemliğimle de ateş saçan mızrağımın ve zafer getiren kılıcımın gücüyle fethettiğim nice memleketlerin sultanı ve padişahı olan Sultan Bayezid Han oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Han’ım. 

Sen ki, Fransa vilayetinin kralı olan Françesko’sun...”

GİDELİM DOĞRUCA

Bizim Avrupa ile ilişkilerimizde

İhtiyacımız yok, yeni bir sayfaya.

O da rast gelecek eninde sonunda

Haçlı işaretli, başka bir faya.

Kaybedecek hiç zamanımız yok

Avrupa’nın yanında bizim.

Güçlü bir şekilde basalım kornaya,

Gidelim oradan doğruca,

İslam Birliği’ni kurmaya... 

(Abdullah Kara)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?