Allah’ın hududunu tecavüz

Bismillahirrahmanirrahim; Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Sevgi ve şefkat, saygı ve hürmet, edep ve hayâ, had ve hudut bilmek, itaat ve sadakat, irfan ve izan sahibi olmak, ülfet etmek, iffet ve izzet; bunların hepsi İslam’ın insana kazandırdığı erdemlerdir. Bu ve benzeri erdemlerden mahrum olan insan ve toplumlar, İslamsız yaşanan hayatın karanlığında telef olup giderler. Mümin olmak da, Müslüman olmak da sıradan şeyler değildir. Mümin ve Müslüman olmak; nefislerin terbiye edilmesi, karşılaşılan zorluklara sabır gösterilmesi, ne olursa olsun her işte Allah’ın rızasının gözetilmesi ile gerçekleşir. Hududullah; Allah’ın hududu, Allah’ın koyduğu sınırlar demektir. Hududullah; Allah’ın Kur’an’da bildirdiği hükümler, emir ve yasaklar hakkında kullanılır. Enam 119: “Üzerine Allah’ın adı anılıp kesilenden yememenize sebep ne? Oysa Allah, çaresiz yemek zorunda kaldığınız dışında, haram kıldığı şeyleri size açıklamıştır. Doğrusu birçokları bilgisizce kendi kötü arzularına uyarak saptırıyorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi aşanları çok iyi bilir.” Bakara 229: “…İşte bunlar, Allah’ın sınırlarıdır; onlara tecavüz etmeyin. Kim Allah’ın hududuna tecavüz ederse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” İslâm hukukunda cezalar ile ilgili hükümler “had” terimi ile ifade edilmektedir. Namuslu kadınlara zina iftirasında bulunanlara uygulanan “haddi kazf”, içki içenlere uygulanan “haddi sekr”, hırsızlık yapanlara uygulanan “haddi sirkat”, zina edenlere uygulanan “haddi zina” bunlardandır. İslam’ca bir hayatın hâkim olmasını isteyen Müslümanlar öncelikle, itikat ve düzen olarak İslam’ı kendi yaşantılarında hâkim kılma gayreti içinde olmalıdırlar. Bugün, Müslümanların önündeki en mühim mesele budur. Başkalarının yapmasını istediği şeyleri kendisi yapmayanlar, inandırıcı olamazlar. İslam bir slogan dini ve düzeni değildir. Yaşanması ve yaşatılması gereken ilahi bir nizamdır. İslam’ı İslam’a göre yaşamak bir mecburiyettir. İslam’ı İslam’a göre yaşamak şuurlu Müslümanların işidir. O halde Müslümanlar, Müslüman’da bulunması gereken adalet, merhamet, liyakat, itaat ve sadakat, emanet, sevgi ve şefkat gibi vasıflara sahip olmalıdırlar ki, İslam düzenini hayata bir bütün olarak ikame edebilsinler. Bunun yolu; Yahudi ve Hıristiyanların birlikte oluşturdukları Batı müktesebatına teslim olmak değil, Kur’an ve sünnet ipine yapışmaktır.

ŞUURLU MÜMİNLER

Şuurlu müminler bilirler ki Allah ve Resulünün yasakladığı, haram kıldığı şeylerde insanlık için bir fayda yoktur. Bunun için şuurlu Müslümanlar, Allah ve Resulünün hükmüne razı olurlar ve asla bu hükümlere tecavüz etmezler. Ahzab 36: “Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman inanmış bir kadın ve erkeğe, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resul’üne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” Buna göre şuurlu bir Müslüman İslam Birliği yerine Avrupa Birliği’ni tercih edemez. Adil Düzen yerine faizci kapitalizmi benimseyip yürütemez. Zalim ABD’yi, AB’yi ve İsrail’i stratejik müttefik edinemez. Bu batıl yollara sapmış kadrolar ile birlikte olup destek olamaz. Şuurlu Müslümanlar; aralarındaki meseleleri İslam ile hallederler. Dedikoduya, zanna, rahiplerin, hahamların, kâhinlerin hurafelerine, kapitalizme asla itibar edip zillete düşmezler. O şuurlu Müslümanlar bilirler ki, ABD ve AB’nin hakemliğine razı olmak bir nifak olayıdır, bu sebeple onlar, ABD ve AB’nin kuvveti üstün tutan zihniyetini reddederler. Onlar doğru hak anlayışına dayanan Adil Düzen’den başka nizam tanımazlar. Üstün ve hâkim olanın İslam olduğuna inanırlar. Zorluklar ve engeller karşısında gevşemezler. Onlar ancak Allah’tan yardım isterler. Bilirler ki Allah’ın yardım ettiğini hiçbir güç mağlup edemez. Şuurlu Müslümanlar; Allah için sever, Allah için gazap ederler. Emanete hıyanet etmezler, yalan söylemezler. Verdikleri sözü yerine getirip ahde vefa gösterirler. Konuştuklarını Allah için konuşurlar. Yaptıklarını Allah için yaparlar. İşte bunlar; Milli Görüşçülerdir.

YABANCI

Materyalizm, faizci kapitalist düzen ve bütün zulüm düzenleri, İslam’a ve Müslümanlara yabancı olan düzenlerdir. Cehaletin karanlığı olur, aydınlığı olmaz. İnsanlığı karanlıktan aydınlığa taşıyacak olan sadece Kur’an’dır. Aydınlığın başka bir adresi yoktur. Türkiye ancak, İslam’ın ulvi kıstaslarına sarılarak “yaşanabilir bir Türkiye, yeniden büyük Türkiye” olabilir. İnancımıza yabancı ve hatta düşman AB müktesebatı ile yok olmaya gider. Materyalist eğitimden hayır gelmez. Çünkü materyalist eğitim yabancı ve karanlık bir eğitimdir.

Milletimiz, her seferinde sonu hüsranla neticelenen yanlış tercihleri bırakıp Milli Görüş’e dönmeden, Saadet Partisi’ni iktidara taşımadan saadet bulamaz. Milletimizin bugün yapacağı iş, Milli Görüş’e dönüp yeniden Adil Düzen’i kurmanın mücadelesini vermektir. Gelin inadı bırakalım, aslımıza dönelim, fıtratımıza aykırı hareket etmeyelim. Bir saat sonra ne olacağından habersiz cahillerin peşine takılıp Allah’ın sınırlarını çiğneyen haramlar düzenine rıza gösterirseniz, dünyanızı da, ahiretinizi de harap edersiniz. Unutulmasın ki Milli Görüş; milletimizin ve devletin tek teminatıdır.

BOŞLUK

Siyaset boşluk kabul etmez. Şuurlu Müslümanlar siyaseti ihmal edip Adil Düzen için mücadele etmezler ise, işbirlikçi zalimler gelir bu alanı doldurup ülkeyi talan ederler. Tarlanızı işlemez, onu ekime hazır hale getirmez, zamanı gelince de ekim yapmazsanız tarlanızın bir müddet sonra yabancı ve zararlı otlar tarafından işgal edildiğini görürsünüz. Kendiliğinden hiçbir şey olmaz. Devlet; Allah’tan insanlara bir emanettir.

Bu emaneti muhafaza etmek ve bütün insanlığın saadeti için kullanmak bir Müslümanlık görevidir. Bu yüzden, Müslüman toplumun aydınları, âlimleri, öne düşen önderleri siyasete ilgisiz kalamazlar. İlgisiz kalırlarsa, bu alanı zalimler doldurur ve bunun hesabını kimse veremez. İslam ülkeleri niçin kan gölüne döndü, düşünmek gerekir. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?