Reklamı Kapat

Suçlu kim?

Rivayete göre Sümerler döneminden kalan tarihi eserlerde, “Bu gençlik nereye gidiyor” yazısı bulunuyor. Her dönem sorgulanan, her dönem tokatlanan, suçlanıp kenara atılan gençlik. Ne güzel değil mi, “Bu gençlik adam olmaz, bu gençlik nereye gidiyor, bizim zamanımızda böyle miydi?” deyip, bütün sorunları gençlerin sırtına yükleyerek kenara çekilmek. Konfor etrafımızı öyle sarmış ki, bizi zahmete sokacak her alandan kaçıyoruz. Aman zahmet ederiz de, “Acaba biz de hata ettik mi?” diye sorarız. Aman aman, bize bulaşmayan problem bin yaşasın. Gençlik dediğimiz şey çim tohumu mu, soğan fidesi mi! Nerede doğdu, hangi ailede yetişti, nerelerde büyüdü, hangi eğitimi kimden aldı? Soru sormak konforu bozar tabi, onun için en rahatı hükmü yapıştırıp tembelliğe devam etmek.

Başka bir örnek: Aristoteles milattan önce yaşadığı dönem içerisinde, “Bugünlerde gençler kontrolden çıkmış durumda, kaba bir şekilde yemek yiyorlar, yetişkinlere karşı saygısızlar, anne-babalarına karşı geliyorlar ve öğretmenlerini sinirlendiriyorlar” diyor. Güzel tespitler. Peki neden? Kontrolden çıkmak her zaman yanlış yola girmek anlamına gelmez ve hatta bazen daha doğru davranışlar demek olabilir. Kaba bir şekilde yemek yemek anlaşılmayan bir gencin kendi varoluşunu ortaya koyma, sesine kulak verilmesini arzulama yöntemi olabilir. Yetişkinlere karşı saygısızlık, saygıyı hak etmeyen yetişkinlerin olduğu anlamına da gelebilir. Bir genç anne-babasına karşı gelmemeli, söz dinlemeli ve hatta anne-babasına danışmalı, bunların hepsi doğru. Pekiyi, anne-baba nasıl olmalı? Çocuklarına nasıl davranmalı? Çocuklarına nasıl bir aile ortamı oluşturmalı? Tabi ki kendi mazeretlerimizin temeli olan sorulardan başka sorular da var. Öğrencilerin öğretmenlerini sinirlendirmesi her zaman öğrencilerin suçlu, öğretmenlerin haklı olduğu anlamına gelmez. Nice öğretmenler var ki, öğrencilerini anlamıyor, sorunlarına çözüm üretemiyor, onların seviyesine inemiyor, onların hayallerini algılayamıyor, onların döneminden bihaber, onları sevemiyor, onların dünyasına yabancı, işte bu öğretmenler haksız oldukları halde öğrencilerine sinirleniyor.

Aristoteles’ten önce Sokrates ise şunları söylüyor: “Günümüz gençliği lüksü seviyor, görgüsüzler, otoriteye başkaldırıyorlar, yaşlılara saygıları yok, çalışmak yerine gevezelik yapmayı tercih ediyorlar, çocuklar artık ailenin hizmetçisi değil, tiranı olmuş durumda, yaşlılar içeri girdikleri zaman ayağa bile kalkmıyorlar.” Varsayalım ki büyükler haklı, gençler haksız. Bu gençleri kim dünyaya getirdi? Kim onları terbiye etti? Kim eğitti? Hayatı onlara kim öğretti? Kim onlara örnek oldu? Kim onları bu yaşa getirdi? Hangi sistem onları topluma hazırladı? Yine bir an evvel uzaklaşmamız gereken sorular.

Sokrates’ten yüzyıllar önce Hesiod’a kulak verelim. O da şöyle diyor: “Günümüz gençleri öyle umursamaz ki, ileride ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe mutsuzluğa kapılıyorum, bizlere, büyüklere saygılı olmayı, ağırbaşlı olmayı öğretmişlerdi, şimdiki gençlerin kurallar umurunda değil.” Bu nasıl bir öğreti ki, sizlere birileri öğretmiş de siz birilerine öğretememişsiniz? Siz öğrenmişsiniz de sizden sonra gelen gençler öğrenememiş. Bu nasıl bir sistem, bu nasıl bir düzen, bu nasıl bir akıl, bu nasıl bir mantık, bu nasıl bir anlayış, bu nasıl bir dünya, bu nasıl akıl almaz bir durum?

Yaratılış itibarı ile her çocuk özel, her çocuk güzeldir. Her çocuğun kendine göre özellikleri, yetenekleri yani yapabilecekleri ve yapamayacakları vardır. Asıl olan çocukları zamanında keşfederek, doğru yöntem ve metotlarla, sağlıklı bir aile ortamında, düzgün bir eğitim sisteminde, çözülmesi zor olmayan kaygılardan uzak yetiştirebilmektir. Geleceğin ahlâklı ve başarılı insanları onların sorunlarını tespit ederek değil, sorunları çözmek için gayret ederek yetiştirilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?