Reklamı Kapat

Davaya adanmışlık…

İnsan bir kere doğuyor, bir kere ölüyor. Dünyaya geliş nedenlerini kulak ardı edenlerle, halk edilmeyi hayatın gayesi yapanlar çoğu kez aynı toplumda yaşamaktadırlar.

Günü gün edenlerle, günü aydınlık edenler elbet bir olmayacaktır.

Günü, öldürenlerle, günü manalandıranlar, yine yarın hesap anında aynı olmayacaklardır. Hayata mana katanlarla, hayatı manalandıranlar… Bir amaca yönelik yaşayanlar güzel insanlardır.

Dünyanın daha yaşanılır ve adaletli bir yer olması için çaba harcayanlar… Peygamberlerin varisleri, istikbali de kuşatmak zorundadırlar.

Siyasetini, ticaretini… Normal hayatını… Sosyal ve iktisadi yaşantısını, var olma gayesine hasretmeyenler, normal hayvani düzleme inmiş olurlar. Bu durum, aşağıların aşağısıdır. İnsan, bir çukura girmeye görsün, orası, fenadır ki, kötülüğün kuyusudur.

İnsan doğar… Mücadele eder. Bir şekilde ömrünü tamamlar. Lakin ömrünü, Allah yolunda harcayanlarla, nefsine ram olanlar, iki ayrı inancın temsilcisidirler. Hele, kimi münafıklar da var ki, kendilerini başkalaştırmakta mahirdirler, ustadırlar. İçleri başka, dış görünüşleri başkadır. Sözleri başka fiilleri başkadır. Yalancıdırlar, hilebazdırlar… Onlara asla güven olmaz… Sözlerine itibar da edilemez.

Öyle insanlar, öyle topluluklar biliyorum ki, ömürleri davalara adanmıştır. O dava ki, Allah’ın ismini yüceltmede… Adaleti ayakta tutmada… İyiliği yayıp, kötülüğü men etmekte hep ileri koşarlar, mücadele ederler. Nemelazım demezler… İlk haykıran onlar olurlar. Sağına soluna bakmaksızın, yanlışa dur derler, hakikati haykırırlar.

Eğer yeryüzü, rahmani renklere bürünecekse… Eğer yeryüzünde adalet hâkim olacaksa… Eğer yeryüzünde merhamet öne çıkacaksa, bu davalara adınmış insanların sayesinde olacaktır…

Evet, toplumlarda, ne yazık ki vicdan kaybolmuş durumdadır. Merhamet firar etmiş kalplerde. İnsani değerler hepten unutulmuş… Varsa da yoksa da kâr, zarar… Kazanmak, hükmetmek… Bir şeyler elde etmek fikri… Arzusu, isteği. Sonuç… Sonuç, altta kalanın canının çıktığı bir dünya… Zayıfların ezildiği… Kimsesizlerin sesinin çıkmadığı bir hayat… Daha doğrusu hayatsızlık… Hâlbuki peygamberler, kitaplar ne diye gönderildi topluluklara… Ne diye?

Kimse, bulunduğu durumdan ötürü, gururlanmışın… Kimse derisinin renginden dolayı üstünlük taslamasın… Kimse, makamından, parasından ötürü tahakküm kurmasın diye, uyarıcılar gelmedi mi?

Yoldan çıkmışlar uyarılmadı mı?

Peki, bugün… Aynı şartlar devam ediyor mu? Haksızlıklar, kanunsuzluklar… Adaletsizlikler, vahşi davranışlar hükmünü icra etmiyor mu?

Kur’an son kitap olduğuna göre… Hz. Muhammed son peygamber olduğuna göre… Bozulan toplumların kulaklarına Kur’an üflemek doğru olmaz mı?

Hani nerde üfleyenler? Hakkı, hakikati, insani değerleri… İnsanca yaşamayı, insanın onuruyla, izzetiyle yaşaması için Kur’an’ın lafzını kulaklara kimler üfürüyor?

Dava… Dava Kur’an ise… Üfleyenler, adanmışlardır.

Umutluyum… Adanmışlar, dünyayı değiştireceklerdir… İyilik üzere, adalet üzere, merhamet üzere, insanca yaşam üzere, dünyayı değiştireceklerdir… Buna inanıyorum… Davaya adanmışları selamlıyorum…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Remzi Çayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?