Siyasette değişen dengeler

Siyaseti tanımlama noktasında alışılageldik klasik devlet merkezli ya da sınıf temelli okumalar artık geçerliliğini yitirmiş durumdadır. Bugünün siyasetini anlamlandırmak için yeni bakış açılarına ihtiyaç duyulmaktadır.

Aslına bakılırsa, tarihin düz bir çizgi gibi devamlı ileriye doğru gittiğini, dolayısıyla bugünün her halükarda dünden, yarının da bugünden daha iyi olacağını varsayan indirgemeci anlayış yerine tarihin döngüsel ya da inişli-çıkışlı bir nitelik arz ettiği fikrinin ne kadar gerçekçi ve esaslı düşünce olduğu daha iyi anlaşılıyor.
Bunun gerekçesine ileride değineceğim ancak öncesinde birkaç cümle kurmak gerekiyor.
Öncelikle geleneksel devlet-toplum ilişkisi odaklı siyaset anlayışının güncellenmesi bir gereklilik olarak görülüyor demiştik. Bunun en önemli sebebi yaşanılan ekonomik, kültürel ve siyasi küreselleşme süreci tedricen modern dönem “siyaset” anlayışını sorgulatır hale geldi. Devleti tanımlarken kullanılan “egemen olma” hali bugünün dünyasında “uluslararası sisteme”(!) uyumlu olma gerekçesiyle “ulusüstü kuruluşlara” üye olunduğundan bunlar tarafından aşındırılmaktadır.

Örneğin bir ülkenin iç hukukta verdiği bir mahkeme kararı uluslararası mahkeme tarafından geçersiz hale getirilebilmektedir. Zira uluslararası mahkemenin içtihadının koşulsuz kabulü aynı zamanda onun iktidarının kabulü manasını da taşır. Nitekim benzeri örnekler iktisadi ve kültürel konularda da yaşanmaktadır.

Uluslararası sistemin çok da uluslar-arası olmadığı, yalnızca belli bir zümreyi ifade ettiği gerçeğini de unutmadan buraya not etmek gerekiyor tabii.
O halde modern siyaset yaklaşımının devlet, otorite, iktidar, egemenlik gibi içeriklerinin yeniden ele alınması bir zorunluluktur.

Yine benzer şekilde kapitalist gelişmeye koşut sınıf temelli okumalar da büyük ölçüde cazibesini yitirdi. Zira Marksist yaklaşımın ekonominin belirleyiciliği üzerine odaklanmasının ne denli dar bakış açısı olduğu, son çeyrek asırda yaşanılan siyasal gelişmelerde dahi kolaylıkla fark edilebilir hale geldi.
Siyasetin çatışmacı niteliğini öne çıkartan sınıf temelli yaklaşım ekonomiyi altyapı olarak gördüğü halde, dolayısıyla karar alma sürecinde “paranın” gücüne vurgu yaptığı halde, insanları harekete geçiren “görünmeyen gücü”, yani dini, etnik kimliği, kültürü ıskaladı.
Sonuçta, bugünün siyasetine ilişkin güncelleme ihtiyacı söylemi ile kastedilen şey, bu çerçeveye sahip olarak ortaya çıkmış oldu.

Bu çerçeve ile dikkatleri nerede toplamak lazım?
Devletin ve kurumlarının aşındırılması süreci insanların ya da grupların görece özerkleşmesinin yolunu açarken sınıf temelli yaklaşımların varlığı da görünmeyen güçlerin yeniden yükselişini beraberinde getirdi.
Medyanın hükümranlığının ve tüketim hoyratlığının geldiği seviye, ekonomik-siyasi-kültürel bakımdan istikrarsız yaşam koşulları ve ilişkiler, inandığı/düşündüğü gibi yaşayamama hali insanları “güvenli liman arayışına” sevk ettiğinden bugünün siyasetini “toplumsal kimliklerin” itibarlı hale gelmesi üzerinden okuma zarureti bulunmaktadır.

Dünya genelinde mevcut siyasal kurumların dışında toplumsal hareket örgütlenmelerine rağbetin temelinde bu gelişme olduğu varsayılmaktadır. Kitlelerin milliyetçi reflekslere ve bununla bezenmiş dini eğilimlere yönelmesi de yine benzer şekilde açıklanmaktadır.
Bunu insanların hayatlarını anlamlandırma, hayatı anlamlı hale getirme gayreti olarak da değerlendirmek mümkündür. Cevapsız kalan soruların cevabını vermede dinin ya da milliyetçiliğin gücünü küçümsemek siyaseti eksik anlamaya neden olacaktır.

Son olarak, yakın dönemlerde Batı toplumlarında “yabancı olana” ya da “İslam olana” karşı yükselişe geçen düşmanlık (fobi değil) içerikli tutumları bu bakış açısıyla değerlendirmek gerekmektedir.
İktisadi, siyasi, kültürel, sosyal ve psikolojik açılardan köhnemiş Batı toplumlarının kurtuluş ümidiyle din soslu milliyetçiliği ya da “sivil din”i tozlu raflardan çıkartıp öne sürmeleri tesadüfi olmamakla birlikte, realist siyaset bakımından şaşırtıcı da görülmemelidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Gündoğmuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?