Pötibör!

Ülker Pötibör…
Çocukluğumuzun bisküvisi… Halen de…
Hepimizin hayatımızda bir kez de olsa tükettiği bir bisküvi türü.
Geçtiğimiz günlerde 75. yaşını kutladı, Ülker Pötibör.
Pötibör isminin kökeni Petit Beurre bisküvileri. İlginç bir hikâyesi var. Nereden geliyor bu isim diye şöyle bir baktım; Doğu kökenli şekerlemeci, fırıncı ve un üreticisi Roman Lefêvre, eşi Utile ile birlikte Fransa’nın Nantes kentine yerleştiler ve Quai de la Fosse’de ilk “petit beurre” bisküvisini ürettiler.
Bisküvinin dört köşesindeki yuvarlak çıkıntılar 4 mevsimi, üzerinde bulunan 24 delik ise günün 24 saatini temsil ediyor. Günün her saati, her mevsim, yıl boyunca yenilebilir mesajı veriyor.

***
Peki, Ülker Pötibör nasıl doğdu?
* Pötibör, Asım ve Sabri Berksan kardeşlerin, “Ülker” markalı ilk ürünü. “Pötibör” bisküvilerinin üretimine, Milli Şef döneminde, Sabri Berksan’ın 24. doğum gününe rastlayan 16 Eylül 1944’te başlandı.
* Aile, bisküvi firmalarına marka oluşturmak için, yıldızlardan yola çıkıp, Safiye Erol’un romanı Ülker Fırtınası isminden esinlenerek, “Ülker”de karar kıldı.
* Eminönü’ndeki Nohutçu Han’da, Sabri Bey’le birlikte sadece üç işçi gece gündüz çalışıp 1944’ün son dört ayında tam 75 ton Ülker pötibör bisküvisi üretti. Şu bilgiyi de verelim; 1953 yılında, Sabri ve abisi Asım, “Berksan” soyadını bırakıp soyadlarını “Ülker” olarak değiştirdiler.

***
Şu notu da eklemek isterim;
* Aynen ‘Alpler Ziraat Aletleri’nde olduğu gibi ‘Ülker’ de bizim mahallenin “ilk”lerindendi.
* Aynen Alpler Ziraat Aletleri’nde olduğu gibi Ülker de ‘bizim mahalle’nin gazetelerine, dergilerine, medyasına verdikleri destekle ciddi katkıda bulundu. Halen de bulunuyor…
* Örneğin, 1980’li yıllarda, gençlik aşkımız Mavera Dergisi’nin, İslam Dergisi’nin hemen her sayısında Ülker’in tam sayfa reklamını görür, Mavera’nın yaşamasında ve okurlara ulaşmasında büyük payını takdir ederdik.
* Bu yanıyla da Ülker Pötibör’e nice yıllar temenni ediyorum…

***
Ve bir son not; inanıyorum ki 75. yıldönümünde Ülker Pötibör’ün ilginç öyküleri oluşmuştur. Murat Ülker’den hiç olmazsa bir tanesini anlatmasını şu dakikaya kadar bekledim ama gelmedi…
Belki de anlatır. Kim bilir…

VALİ BEY!

Yıl; 1992…
Gümüşhaneli bir muhtar, kızının evi Erzincan depreminde yıkılınca, devletin deprem mağdurlarına vereceği evi almak için kızının yanına, Erzincan’a gider.
Kızını alır, valilik binasına çıkarlar. Öğle arası olduğu için ellerinde evraklar beklemeye başlarlar.
Bu arada kot pantolonlu, yakası açık gömlekli biri gelir.

- “Amca buyur!” der.
Muhtar, derdini anlatır. Kot pantolonlu adam evrakları alır, bir odaya gider, bir kaşe basar, diğer odaya gider başka bir evrak alır doldurur, sonra deftere kaydeder. En son kapısında “Valilik” yazan odaya girip çekmeceden bir mühür alarak kâğıtlara mührü basar ve muhtardan da imzalamasını ister.
Olanları şaşkınlıkla izleyen muhtar, biraz da çekinerek,
- “Yeğenim çok sağ olasın ama vali bey sana sakın kızmasın!”
- “Yok amca, kızmaz!”
- “Sağ ol yavrum, adın nedir senin?”
- “Recep benim adım, amca!”
- “Yoksa sen Vali Recep Yazıcıoğlu musun?”
- “He ya...”
Devletle milleti birleştiren, bütünleştiren bir valiydi, merhum Recep Yazıcıoğlu.

***
Bizzat ben de şahidiyim; Erzincan’da bir şarküterideyken Vali Recep Yazıcıoğlu girdi. Yanında ne bir koruması ne de bürokratları vardı. Tek başına idi. Tulum peynirinin ve diğer süt ürünlerinin tadına baktı. Esnafla sohbet etti. Bisikletine bindi ve gitti…
Valiler, bulunduğu şehrin en üst mülki amiri. Devleti temsil ediyorlar. Öncelikle vatandaşın valisine güvenmesi ve başı ağrıdığında, “Benim valim derdime derman olur…” diye düşünmesi gerekir. Türkiye’de hâlihazırda böyle valiler yok mu? Var! Tümünün böyle olması lazım…
Son zamanlarda kimi davranışları sebebiyle bazı valiler gündeme gelince aklıma geldi yukarıda anlattığım anekdot! Paylaşayım istedim…

BANA GELEN KİTAPLAR

* Ayasofya’nın Nişânesi - Kazasker Mustafa İzzet: Kuveyt Türk, gelecek kuşaklara kaynak kitaplar bırakmak amacıyla kültür hayatına prestij eserler kazandırmaya devam ediyor. “Ayasofya’nın Nişânesi - Kazasker Mustafa İzzet” isimli yeni kitapta, büyük hattat, musikişinas, neyzen ve mutasavvıf Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin yaşamı, fikirleri ve eserleri yer alıyor. Araştırmacı-yazar Murat Özer tarafından kaleme alınan 380 sayfalık lüks baskılı büyük boy kitapta, 19. yüzyılın hat ve musiki üstatlarından Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin Washington Anıtı’ndaki mermer kitabeden İstanbul’daki sivil ve askerî mimarî yapılarındaki eşsiz kitabelerine, dünyadaki ünlü koleksiyonerlerde bulunan yüzlerce eserinden miras bıraktığı musiki eserlerine kadar kültür ve sanat dünyamıza bıraktığı önemli eserlerine yer veriliyor.
1801 yılında Kastamonu Tosya’da doğan Kazasker Mustafa İzzet Efendi, 19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin bilim, sanat ve siyaset dünyasının önemli bir ismi. Hat sanatının en büyük temsilcilerinden birisi olan Mustafa İzzet Efendi, Ayasofya’da asılı büyük levhaların hattatıdır.

* Cem'in Macera Günlüğü: 10 kitap ve on farklı hikâyeden oluşan bir set. Dikkat Çocuk Yayınları’ndan çıkan kitap setinin yazarı ve resimleyeni Demirhan Kadıoğlu. Duru bir dille kaleme alınan, sanatlı ifadelerin aynı biçimde resmedildiği bir seri. Her kitapta deyimler anlamlarıyla birlikte veriliyor. Her kitap sonunda, “Kelime sandığım” etkinlikleri ile çocukların kelime hazinesini geliştirmek hedefleniyor.
(Dikkat Çocuk Yayınları: Meclis Mah. Derviş Sok. No: 38/1 34785 Sancaktepe/ İstanbul, Tlf: 0216 912 21 22, e-mail: iletisim@dikkatcocukyayinlari.com)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?