Eğitim köklerimizden beslenmeli

Bismillâhirrahmânirrahîm;

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, İbni Haldun Üniversitesi Külliyesi’nin açılış törenine katıldı. 18 yıldır eğitim ve öğretimde, kültürde ilerleme sağlayamadıklarını söyledi. Fikrî iktidarımızı tesis edemedik, itirafında bulundu. Ülkenin, pek çok sapkın ideoloji ve akımın zehrine maruz kaldığını söyledi. Önümüzdeki dönemde önceliklerinin aileden başlayarak çocuklarımızı hakkıyla yetiştirmek olacağını anlattı. Topyekûn bir eğitim-öğretim reformu yapılmasını istedi.

Söylenenler, 18 yıllık AKP iktidarının eleştirisi niteliğindeydi. Erdoğan’dan, daha önce de “ İstanbul’a ihanet ettik”; “Zina yasasında hata yaptık”; “İstanbul Sözleşmesi nas değil; feshedilebilir” türünden itiraflar duyduk. Fakat yapılan yanlışlıklar konusunda bir adım atılıp, bir taraftan düzeltilmeye girişildiğini görmedik. Eğitim konusunda söylenenlerin de askıda kalmasını istemeyiz.

AKP, her fırsatta 2023, 2053, 2071 hedeflerinden söz ediyor. Öncelikle, verdiği sözleri yerine getirmesi gerekmez mi? Fikrî iktidarlarını kuramadıklarını anlatıyorlar. İstişareden uzaklaşarak bunu sağlayamazsınız! Nerede o “ortak akıl” vaatleriniz? Unutulalı seneler oldu, değil mi? Ülkenin meselelerini konuşmak konusunda, muhalefet partileri ile “uzaktan” konuşmak yerine; “yüz yüze” müzakereler yapabilecek güveniniz olmalı!

“Yolundayız” dediğiniz Erbakan Hoca, iktidarınızın ilk 9 yılında hayatta idi. Bir kere görüşünü aldınız mı? Yandaşlarınıza, TRT ve kontrolünüzdeki TV’lere çıkarırken; Erbakan Hoca’yı da konuşturmak hiç aklınıza gelmedi mi? Herkes iktidarınızı övsün, istediniz! Bu yöntemin, çözümün tıkanmasına yol açacağı belli değil miydi?

BATI ÖRNEĞİMİZ DEĞİL İKTİDARINIZDA

Papa heykeli önünde AB Anayasası imzaladınız. Avrupa’yı “medeniyet projesi” olarak gördünüz. Her fırsatta AB’nin vazgeçilmezliğini anlattınız. Fulbright Eğitim Komisyonu’nun varlığına göz yumdunuz. Türkiye’ye, Avrupa Konseyi’nin bir dayatması olan İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ülke olma ayıbını yaşattınız. Hâlbuki bizim de Meclis’imiz vardı. Kararlar orada alınırdı. Aile ile ilgili düzenlemeyi TBMM ve halkın seçtiği milletvekilleri yapamaz mıydı?
Cumhurbaşkanımız, “Evlâtlarımızın zihinlerinin Batı’nın popüler kültür ve sapkın hezeyanları ile doldurulduğu”ndan yakındı. Bu tür konuşmalar seçime girecek bir partinin seçim vaatleri veya muhalefet partilerinin sözleri olabilirdi. Hâlbuki siz iktidardınız! Hem de 18 yıldır! İktidarlar icraatları ile konuşurdu. Yanlışlığı görünce; hemen düzeltmeye girişirdi. Türkiye, yöneticilerinden, şikâyet ve yakınma değil; icraat bekliyor.

Cumhurbaşkanı, bu konuşmasını, rahmetli Aliya İzzetbegoviç’in vefatının 17. yıldönümünde yaptı. İzzetbegoviç’in Batı değerlendirmesi şöyle: “Bunu hiç unutma evlât! Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır. Bugünkü refahı; devam edegelen sömürgeciliği; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur. Savaş, ölünce değil; düşmana benzeyince kaybedilir.”
Türkiye, bütün ülkelerle iyi geçinir; diplomatik ilişkilerini geliştirir. Ama birlikte hareket etmek, ittifak kurmak konusunda Türkiye’nin yeri Müslüman kardeşlerinin yanıdır. Tarihin en şerefli milletiyiz. Medeniyetler kurduk; dünyaya insanlık öğrettik. Türkiye’ye AB’ye kuyruk olmak değil; İslâm ülkelerine “lider” olmak, onlara “ağabeylik” yapmak yakışır.

AKP SÖZÜNDE DURMALI

BİZ, Millî Görüşçüler AKP’nin iyiliğini isteriz. Doğru, isabetli, âdil karar vermelerinden bütün Türkiye faydalanır. Hatta İslâm dünyası ve insanlık! Yanlış kararlarının faturasını hepimiz öderiz. Hiçbir zaman AKP’ye hakarette bulunmadık; yalan ve iftiraya tevessül etmedik. Samimi olarak uyardık; yol gösterdik; çözümler önerdik. Şimdi önerilerimizi kabul noktasına geldiler. Vakit geçirmeden problemlerin çözümüne girişmelerini isteriz. Milletimiz yeni bir hayal kırıklığı daha yaşamamalı.

Sayın Erdoğan “önceliğin aile olacağını” söylüyor. Öyleyse aile yapımızı yıkmayı amaçlayan İstanbul Sözleşmesi acilen feshedilmelidir. AKP’lilerin çoğu da bunu istiyor. Aileye sahip çıkmak, ülkeye sahip çıkmaktır. Aileyi korumak yöneticilerin anayasal görevidir.

Yürütme, anayasanın vazgeçilmezi olduğu kadar, muhalefet de öyledir. Hükümet icraat yapar; muhalefet hükümeti denetler. İkisi birbirinin tamamlayıcısıdır. Ermenistan’ın, AB’nin haksızlıklarına karşı çıkıyor; âdil olmaların istiyoruz. Öyleyse, Türkiye adaleti önce kendi ülkesinde tesis etmeli; iktidar ve muhalefet ülkenin imkânlarından âdil şekilde faydalanmalı. Meselâ, seçim sistemi, partilere hazine yardımı, âdil tanıtma imkânı için âdil düzenlemeler gerekli.

Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in şu tavsiyelerini hükümete hatırlatmak isterim: “İktidara gelirseniz, hâl ve hareketinize dikkat ediniz! Kibirli olmayın, kendini beğenmişlik etmeyin! Size ait olmayan şeyleri almayın. Güçsüzlere yardım edin; ahlâk kurallarına uyun! Unutmayın ki, sonsuz iktidar yoktur. Her iktidar geçicidir; herkes er veya geç, önce milletin ve nihayet Allah’ın huzurunda hesap verecektir.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?