O davasından taviz vermedi (2)

İktidar partisine yakın olan bazı kardeşlerimiz, “Erbakan Hoca’nın yeri başkaydı, o bir dava adamıydı, keşke hayatta olsaydı…” diyor ve Hoca’nın gölgesinden faydalanmaya çalışıyorlar. Peki, hayattayken desteklemiş miydiniz diye sorduğumda ise konuyu başka noktalara çekerek geçiştiriyorlar. Zira kardeşlerimiz Hocamızın hayatını davaya adayan bir şahsiyet olduğunu biliyorlardı ancak menfaatlerine uymadığı için desteklemediler.

Rahmetli Hocam baskıların en yoğun olduğu dönemlerde harekete geçmiş ve ezilen Müslümanları adalet ekseninde birleştirerek ayaklarının üzerinde durabilen bir Türkiye ve öz kimliğini koruyabilen bir İslam coğrafyası tasavvur etmişti. Fakat ne acıdır ki, şimdilerde onun gölgesinden istifade etmeye çalışan birçok siyasetçi, sanatçı, yazar, düşünür, aydın, akademisyen ve reyleri ile ülkenin geleceğini belirleyecek olan fertler menfaatlerine uymayınca ona sırtlarını döndüler…

Karanlığın en yoğun olduğu dönemlerde o toplumun bağrından bir kişi çıkar ve hak ve adaletin savunuculuğunu yapar. Çünkü karanlık ne kadar bastırırsa bastırsın güneş her yerde ve her zaman vardır… İşte rahmetli Erbakan Hocam bu karanlık günlere şahit olmuş ve öz değerlerinden uzaklaştırılan fertlere çözüme gidecek yolları işaret etmiş, bunun için formüller üretmişti.

Erbakan Hocamız bir dava adamıydı ve adil bir düzenin inşası için İslam birliğinin şart olduğunu her seferinde dile getirdi. Fakat bütün dava adamlarının yaşadığı kaderi o da yaşadı ve kendisini anlayabilen pek az insan oldu.

Rahmetli Hocamız, Siyonist-Haçlı işbirliğine karşı, bütün insanlığa adalet dağıtacak bir İslam birliğinin acilen kurulması gerektiğini yüksek sesle dillendirdi ve D-8’in temelini attı. Fakat onu anlayamayan ve tanıyamayan insanlarımızın ne Siyonizm’in projelerinden, ne de gelecekte kendilerini bekleyen tehlikelerden haberleri vardı. Onlar medya üzerinden pompalanan söylemleri ezberleyip tekrar etmeye ve destekledikleri siyasetçilerin hamasi ifadeleri ile avunmaya devam ettiler. Asli kimliklerinden uzaklaşarak sekülerizme doğru evrildiklerinin farkında değillerdi, her şey yolunda, başörtüsü sorunu bitti, başörtülü kadınlar hayatın her alanında görev alabiliyorlar, büyük alışveriş merkezleri, dev binalar, yollar yapılıyor deyip zafer şarkıları söylediler. Peki, mesele sadece bu muydu? Bunca mücadeleyi bunun için mi vermiştik?

Rahmetli Erbakan Hocamızın davası vardı, iktidar partisinin ise hedefleri vardı. Zira Hocamız İslam toplumlarının Batı’nın esaretinden kurtularak kendi pazarlarını, kendi teknolojilerini, kendi bilimsel havzalarını, kendi tarımsal üretimlerini, kendi savaş araçlarını icat edebilecek donanıma sahip olmalarını ve siyasi, ticari ilişkilerini geliştirip öz değerlerine dönmelerini arzu ediyordu. AKP’li kardeşlerimiz ise yönetime geldikleri günden itibaren Avrupa Birliği’ne girme ve Batı’ya entegre olma hayalleri kurdular, bunun için taviz üstüne taviz verdiler yeter ki bizi alın her şeye razıyız tarzı bir yaklaşım sergilediler…
İslam birliği ezilen, işgallere maruz kalan, yurtlarından sürülen halkların haklarını koruyacak ve onları adaletle buluşturacak bir formüldür. Müslümanlar artık uyanmalı ve bütün dünyayı adaletle buluşturacak olan D-8’i güçlendirerek kimliklerini yeniden kazanmalıdırlar. Nitekim İslam coğrafyasının yeraltı ve yerüstü kaynakları halklarının ihtiyacını karşılayacak kadar zengindir fakat ne acıdır ki, okyanus ötesinden uzanan eller bu kaynakları sömürüyor ve bizim çocuklarımızı açlığa maruz bırakıyor.

Yalta Konferansı ile ivme kazanan sömürü ve işgal faaliyetlerinin hat safhaya ulaşması, Filistin’de bir asra yakındır devam eden katliamlar, Afganistan’ın, Irak’ın, Somali’nin işgali, Suriye’de, Libya’da devam eden çatışmalar, D-8’i zorunlu kılmaktadır. Fakat nedense Müslümanlar hanelerine kadar ulaşan yangını görmeyip her şey yolundaymış gibi hareket ediyorlar. Öyle değil mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Ramazan - Maalesef öyle , şuanki müslüman zihniyeti bana dokunmayan yılan bin yaşasın.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Ekim 11:05


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?