Reklamı Kapat

Makam üstünlük sağlamaz

Toplum ve millet olarak, öteden beri, devlet konusunda hassas bir bakışa sahibiz. Bu yüzyılları aşarak gelmiş bir durumun yansıması. Türk milleti için devlet, kısaca “her şeyin üstündedir” ve toplumsal işleyişte “en üst” ve “düzenleyici otorite” olarak saygı görür. Bu nedenledir ki Türk milleti, tarih boyunca sürekli şekilde bir devlet otoritesi altında olma ihtiyacında olmuştur.

Bu durumun halka yansıması “devlet ana” veya “devlet baba” hitabında somutlaşır. Her türden yanlışına, eksiğine, hatasına rağmen milletin gözünde devlet vazgeçilmez bir konumdadır. Devletsiz bir durumu tasavvur edemeyen toplum, bu durumu “ya devlet başa ya kuzgun leşe” ile formüle eder. Toplumumuz “başıboş” kalmaktansa iyi veya kötü bir devlete sahip olmayı her zaman yeğlemiştir.

Anadolu insanı da ne kadar kızsa, öfkelense, küsse, gönül koysa da, devlete karşı hassastır. Bu durum, misal, evladını şehit veren bir ana veya babanın “vatan sağolsun” dedikten sonra söylediği “Allah devlete, millete zeval vermesin” duası veya temennisinde kendini gösterir. İnsanımızın devlete olan yaklaşımı samimiyeti sorgulanamayacak bir hasbiliktedir denebilir. 

İdare makamında olan insanlar da, toplumun diğer fertlerinden daha üstün ve ayrıcalıklı değillerdir. Gerek siyasetçiler gerekse de kamu bürokrasisinde görev yapanlar, makamları ve ünvanları ne olursa olsun, topluma karşı her açıdan sorumludurlar. Yaptıkları işin mahiyeti gereği toplumun “çalışanı” durumundadırlar. Topluma hizmet etme maksadıyla görev yaparken elde edilen makam ve ünvanlar da, Ortaçağ toplumları benzeri bir soyluluk veya asillik ünvanları değildir. Bu makamlar ve ünvanlar da geçicidir. Makam ve unvan sahibine de bir imtiyaz sağlamaz.

Maalesef toplumumuzda siyaset kurumunun yozlaşması ve yıpranması kaynaklı, toplumsal ilişkilerde de bir başkalaşım görülüyor. Önceden de benzer durumları görüyorduk ama siyasi gücün mutlaklaşmasıyla bunun örnekleri de artıyor. Kendisini halktan üstün, adeta “halkın sahibi” gibi gören bir anlayış palazlanıyor ve bunun yansıması da haliyle acayip oluyor. 

En başta siyasetin meslek haline gelmesi ve siyasetçinin de “vekil” olduğunu unutup “asil” olan, yani kendisini görevlendiren halka hesap vermekten kaçınması, siyasilerin atadığı bürokrasiye de yansıyor ister istemez. Mevcut iktidarın, siyasi gücü tüm yönleriyle elinde toplamasıyla “parti devleti” manzarasını anımsatan durumlar yaşandıkça, aynı 1940’ların bürokratlarının halka bakışına benzer manzaraları da görüyoruz.

Denizli’de, Vali’nin denetim esnasında kendisiyle konuşmak yerine işini yapmaya devam eden dönerciye sinirlenip, etrafına emirler yağdırması ve maiyetinin de müthiş bir hızla dükkanı faaliyetten men etmeye girişmesi, tam da “halka yüksekten bakmaya” örnektir herhalde. Ekmek parası için işine gücüne bakan bir insana öfkelenip, belki de ekmeğinden edecek bir emri saniyesinde verebilmek, “halkın hizmetkarlığıyla” bağdaşmaz muhtemelen. Makam ve unvanın büyüsüne kapılmak, her insan için büyük bir imtihandır aslında.

Yıllarca kendi halkına karşı tepeden bakan, onu hakir gören, tabiri caizse “adam yerine koymayan” zihniyeti eleştirip, bu sefer kendisi de aynı yola tevessül eden bir idare anlayışı tesadüf olmasa gerek. “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” tavrını, bugün sahip olduğu gücün verdiği temelsiz özgüvenle daha da ileri götüren siyaset, maalesef bürokrasiye de bu tavrını aşılıyor.

Bütün siyasetçilere, idarecilere, makam sahiplerine hatırlatmak gerek: Sahip olunan makamlar, ünvanlar, diğer insanlara karşı bir ayrıcalık, imtiyaz veya üstünlük sağlamaz. Hele ki kamu hizmeti görenler için bu durum daha da netamelidir. Halkın sorumluluğunu taşıyan insanlar kibre, büyüklenmeye, başkalarını küçük ve değersiz görmeye karşı daha da dikkatli olmaları gerekir.

Makamlar ve ünvanlar insanlar arasında üstünlük veya imtiyaz vesilesi değildir, üstünlük takvadadır. Çünkü makamlar gelip geçicidir, bunu da hiç kimsenin aklından çıkarmaması gerekir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?