Reklamı Kapat

Batılıların siyaset kavramına farklı yaklaşımları

Siyaset, en geniş anlamıyla “insanların hayatlarını düzenleyen genel kurulları yapmak, korumak ve değiştirmek için yapılan faaliyetlerin toplamı” olarak tanımlanmaktadır. Siyaset bir monolog değildir. Siyasetin özünde uyuşmazlık vardır ve siyaset farklı düşünce, istek ve ihtiyaçlardan doğar ve gelişir. Siyasetin öznesi insana dayalıdır. Bunun için “Robinson Crusoe siyaset yapamaz” denir. Bir adada tek başına yaşayan insanın siyasete ihtiyacı yoktur. Bu sebeple siyaset için farklı fikirler gerekir.

Siyasete dört farklı yaklaşım vardır: “Hükümet etme sanatı olarak siyaset, Kamusal işler olarak siyaset, Uzlaşma ve mutabakat olarak siyaset, İktidar olarak siyaset”.

Hükümet Etme Sanatı Olarak Siyaset: Siyaseti hükümet etme sanatı olarak tanımlayan bu anlayış, Eski Yunan’daki politics (yani polisle ilgili olan) anlayışından gelmekte ve devletle ilişkili olan anlamında dar bir çerçeveye sıkıştırmaktadır. Bismarck’ın “Siyaset bir bilim değil, bir sanattır” sözü de buraya dayanır. Bu anlayışa göre siyaset, devlet aygıtı etrafında dönen ve sosyal örgütlenme sisteminde gerçekleşen şeylerdir. Böylece siyaset devlet kurumlarında siyasetçiler, kamu görevlileri gibi sınırlı sayıdaki insan kümesi etrafında gerçekleşir ve bu sınırlı bir siyaset görüşü sunar. Bu da günümüz gerçeklerine uymaz.

Kamusal İşler Olarak Siyaset: Siyaseti, hükümetin dar alanından (kamu+devlet) çıkartarak daha genel bir alana yaymayı hedefleyerek siyaset, ticaret, iş dünyası, sanat, kültür gibi kamu hayatını aşarak kamusal işleri de kapsayacak şekilde ele alır. Böylece “kamusal hayat ve kamusal İşler”in ikisini de içine alır. Kamusal alan “Devlet kurumları, hükümet, mahkemeler, polis, ordu, sosyal güvenlik sistemi vb.” kapsar. Kamusal işler (özel alan) ise “Aile ve akrabalık grupları, özel işletmeler, sendikalar, kulüpler, cemaat ve cemiyetleri vs.” içine alır.

Bu görüşe göre siyaset, adil toplum oluşturma hedefiyle yapılan bir faaliyettir. Bu görüşe göre insan ancak siyasi bir toplumda iyi bir hayat yaşar.

Uzlaşma ve Mutabakat Olarak Siyaset: Bu yaklaşım tarzı, siyasetin yürütüldüğü alandan daha çok siyasi kararların alınma şekliyle ilgilenir. Buna göre siyaset, çatışmayı çözmenin bir yoludur. Çatışmalar askeri güç kullanmadan uzlaşma ve müzakere yoluyla çözülebilir. Böylece siyaset, sorun ve çatışmaları uzlaşma, uyuşma ve müzakere ile çözme sanatıdır. Nitekim Bernard Crik, “Siyaset, farklılaşan çıkarların, iktidardan olanlara bütün bir toplumun refahı ve varlığının devamı için taşıdıkları önemle orantılı bir pay vererek, belirli bir kurallar bütününü içinde uzlaştırılması faaliyetidir” sözleriyle bunu özetlemektedir. Yine Crick, siyasetin (iktidarın) yaygın bir biçimde dağıtılması gerektiğini savunur.

İktidar Olarak Siyaset: Bu siyaset anlayışı en geniş ve en radikal yaklaşım tarzıdır. Siyaseti kamu-özel diyerek belli bir alana hapsetmez. Adrian Leftwich bunu “Siyaset formel ve informel, kamu ve özel bütün kolektif faaliyetlerin ve bütün beşeri grupların, kurumların ve toplumların tam merkezindedir” sözleriyle özetler.

Siyaset iktidar demektir fikriyle yola çıkan anlayış karşılıklı sosyal iletişimin her alanında bunun mümkün olacağını savunur. Bu görüşe göre, siyaset iktidar demekse, hangi yolla olursa olsun istenilen neticeye ulaşılmalıdır. Ancak insanlığın arzu ve ihtiyaçları sonsuz, kaynaklar sınırlıdır. Öyle ise siyaset, kıt kaynaklar üzerinden bir mücadeledir ve dolayısıyla siyaset çatışmadır. Siyaset, beşeri varoluş içerisinde kaynakların üretimi, dağıtımı ve kullanımıyla ilgilidir.

(Gelecek yazıda İslâmî siyaset tarzıyla devam edeceğiz)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?