Şirk ve tevhid

Aman hocalarım, günümüzde en fazla üzerinde duracağımız konu, koronavirüs, kanser gibi hastalıklardan daha tehlikeli şirk, tevhid konusu olsun ammaaaa...

İçinde “şirk” ve “şirk” kökünden türeyen “müşrik, yüşrik, müşrikin” gibi kelimelerin geçtiği bütün ayetleri toplasak ve bu ayetleri başta Türkçe olmak üzere bütün dillere terceme etsek, okuyanlar üzerinde etkisinin olmayacağını bilmeliyiz.

Konuştuğumuz kişilerin şirkten, müşrikten ne anladığını bilmemiz gerekir.

Biraz iddialı bir cümle gibi geldi değil mi?

Yunus Emre’nin:

“Dört kitabın manası, La ilahe illallah” mısraıyla terceme ettiği ayet-i kerimeye bakalım:

 “Senden önce gönderdiğimiz her Peygamber’e: "Benden başka ilah yoktur, bana ibadet edin" diye vahyettik.” (Enbiya süresi, ayet 21/25)

Allah celle celalüh tarafından gönderilen her peygamber, kendi kavmine “La ilahe illallah” demeyi ve iman etmeyi öğretiyordu. Devam ise “İbrahim rasülüllah, Musa rasülüllah, İsa Rasülüllah, Muhammed Rasülüllah gibi değişiyordu.

Sevgili Peygamberimiz Muhammed sallallahü aleyhi ve sellemin Mekke’de açıkça insanlara ilk duyurduğu kelime:

 “Kulü, La ilahe illallahü tüflihu/Allah’tan başka yaratan, yaşatan ve yöneten yoktur” deyin kurtulun” (Ahmet, Müsned, Rabia bin Abbad hadisi, İbni Huzeyme, Sahih, K. Vuzu, bab 124, Beyhaki, Süneni kübra, K. Vuzu, bab 78)

Bu Kelime-i Tevhid’i bilmeyenimiz yoktur.

Taksim Meydanı’nda halka kamera dayayıp da “Kelime-i Şehadet” veya “Kelime-i Tevhid” nedir diye sorarsanız birçoğundan cevap alamazsınız ama “Eşhedü en la…” diye başlarsanız arkasını getirirler.

Kelime-i Tevhid’in manası nedir diye birçok imamımıza sorarsanız “Manası: “Allah’tan başka ilah yoktur” diyerek dört kelimeyle terceme de edecektir.

Bu dört kelimenin ikisi “Allah” ve “İlah” kelimeleri Arapçadır, ikisi, “başka” ve “yoktur” kelimeleri Türkçedir.

“İlah” kelimesinin Kur’an-ı Kerim’de nerelerde hangi manaya geldiğine baktığımızda mana anlaşılır.

Bu kelimeyi ilk defa duyan Mekke müşrikleri/deistleri hemen küplere binmişler ve karşı tavır almışlar ve, “Biz atalarımızın izinden gideriz” dediklerini haber verir Rabbimiz:

 “Onlara: "Allah'ın indirdiğine uyunuz" dendiği zaman, onlar: "Hayır biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız" derler. Ya babaları bir şeye aklı ermemiş ve doğruyu bulamamışsa.” (Bakara süresi, ayet 2/170)

Mekke parlamentosunun güçlü üyeleri bu “La ilahe” bölümüyle kendilerinin ve kendi çıkarları için koydukları kanunların ayaklar altına alınmak istendiğini anlıyorlardı.

“Müşrik” kelimesini meallerde aynen “müşrik” diye kullananlar olmuş, “Allah’a ortak koşan” diye de kullanmışlar ve doğru da yapmışlar ama açıklaması da mutlaka yapılmalı.

“Müşrik” demek, Allah’ı inkâr eden değildir. Allah’ın varlığını kabul ettiği halde insanların yönetiminde kendilerini veya büyük kabul ettiklerinin kurallarını Allah’ın emir ve yasaklarının önüne geçirmek demektir.

Yoksa Mekkeli müşrikler, Allah’ın varlığını, yeri göğü yaratanın O olduğunu biliyorlardı:

 “And olsun ki onlara "gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş’i ve Ay’ı kim emri altında tuttu? diye sorsan; "Elbette Allah" derler. Öyleyse nasıl da döndürülüyorlar?” (Ankebut süresi, ayet 29/61)

“Yeri göğü O yarattı ama yönetimi bize bıraktı” diyerek, tabiat kanunlarını Allah’a, insanların yönetimini insanlara gasp eden ve böylece Allah’a ortak koşana denir.

Bu hareket yeni de değil.

İblis, Allah’ın varlığını kabul ettiğini Rabbimiz haber verir.

Ancak Allah celle celalühün varlığını kabul ettiği halde Allah’ın emrine karşı kendi görüşünü daha üstün görmekten müşrik oldu.

Tarihte “Yer tanrısı”, “Gök tanrısı”, “Hayır tanrısı”, “Şer tanrısı” gibi putlar edinmişler.

Günümüzde de aynı putperestlik devam ediyor.

Bu tür putperestlerin kendilerini sevme ve korumasından daha fazla onları Müslümanlar sevmekte ve onların da sonsuz senelerde cehennemde yanmamaları için canlarını ve mallarını onların tevhid zırhına kavuşmaları için çalışmaktadırlar.

Müftülerimiz, vaizlerimiz, imamlarımız, müezzinlerimiz ve İslami hizmetlerde bulunan bütün Müslümanlar, şirk, tevhid, din, ibadet, riba gibi kelimeleri açıklama yapmadan geçerseniz cemaatimizden birçoğu anlamayacaktır.

Anlamadığı için de sizi dinlemeyecektir.

“La ilahe” derken kendini veya kendilerini Allah’tan daha iyi kural kayan diye zannedenlere ‘Sizi ve sizin Allah’a başkaldıran kurallarınızı tanımıyorum’ dedikten sonra boş kalan gönlü “İllallah” havayla, suyla, güneşle, toprakla ve toprak mahsulleriyle tenimi gıdalandıran ve canımı da İslam’la gıdalandırıp, tabiat kanunlarını koyduğu gibi insanların Allah’la, insanların insanlarla, insanların tabiatla münasebetlerini düzenleyen yalnız ve yalnız Allah’tır” dediğimizi anlatmamış gerekir.

Önemine binaen Mehmet Akif Ersoy merhum, İstiklâl Marşı’nın içine yerleştirmiş Kelime-i Şehadet’i ve:

“Bu ezanlar -ki şehâdetleri dînin temeli-

Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.” deyivermiş.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?