Reklamı Kapat

“Yalan yere edilen yemin malda bereketi bırakmaz”

Resulü Mücteba Efendimiz buyuruyor, “Yalan yere edilen yemin nesli keser, nesli yok eder. ” Yemin karşımızdaki insanı inandırmak için Allah’ın isimlerini kullanmaktır. ‘Vallahi, Tallahi, Billahi’ gibi Yüce Allah’ın sıfatlarını kullanarak karşı tarafı inandırma çabasına genel olarak yemin deniliyor. Yemin etmekte bi sorun yok ama yalan bir şeye inandırmak için yemin etmek çok ciddi bir sorumluluk demektir. Peygamber Efendimiz de bizi bu konuda uyarmak için öğütler veriyor. Bir insanın yemininin geçerli olması için kişinin büluğ çağına ermiş olması lazım, aklının başında olması lazım. Bu vasıfları taşımayan kimsenin ettiği yeminlere itibar edilmez. Bir kimseyi ikna etmek için doğruyu bildiği halde yanlışı söyleyen ve bunun için Allah’ın isimlerini kullananların nesli kesilir. Yani yalan yemin eden kişinin soyu devam etmez. Bunu bize Peygamber Efendimiz söylüyor.

“YALAN YERE YEMİN MALI TÜKETİR, YOK EDER”

“Yalan yere yemin malı tüketir, yok eder. Yalan yemin kazançta bereket bırakmaz” diye buyuruyor Peygamber Efendimiz. Bir kimse ticaretini artırmak için yemin ederse o ticaret aksine bereketsizleşir. Sen malını satmak için yalan yere yemin edersen zararlı çıkarsın. Ya da yalan yere yemin edip dükkanın için toptancıdan mal aldın diyelim. O zaman da o malın bereketini göremezsin. Hem yalan yemin üstüne, doğru olmayan sözler üstüne kazanılan rızık da helal olmaz. O yüzden ticaretini dosdoğru yapman gerekli. Bir başka hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor, “Yalan yemin memleketleri yok eder. İnsan nüfusunu azaltır”  Şimdi bir memleket düşünün ki halkının yarısından çoğu yalan yere yemin ediyor. O zaman o memleketten hayır gelmez. Hem o memleketin soyu kesilir, hem de ticaretleri, malları bereketsizleşir. Bu da bir memleketin yok olması demektir. O yüzden  yalan yere yemin etmekten sakınacağız ve çevremizdekileri de yalan yere edilen yeminlere karşı uyaracağız. “Yemin senin arkadaşının tastik edeceği şey üzerine olur” diye buruyor Peygamber Efendimiz. Bu hadis-i şerifte anlatılmak istenen şey de bir kimsenin karşısından yemin istemesi. Mesela bir anlaşmazlığın çözümü için taraflardan birisi karşısındakinin yemin etmesini istedi diyelim. O zaman yemin edecek kişi karşısındaki insanın ne üzerine yemin etmesini istiyorsa onun üzerine yemin edeceksin.

“KİMSE EMİN OLMADIĞI BİR KONUDA YEMİN ETMEMELİDİR”

Bir insan doğruyu söylüyorsa yemin edebilir. Yemin genellikle Allah’ın ‘Vallahi, Tallahi, Billahi’ isimleriyle yapılır. Ancak Allah’ın diğer isimleri ve sıfatlarıyla da yapılabilir. Yemin sadece Allah’ın isimleri ve sıfatlarıyla olacak diye bir kaide yoktur. Yaşanılan toplumun örfünde yemin  olarak kabul edilen başka şeyler de olabilir. Mesela bizim çoğrafyamızda ekmeğin ve nimetin üstüne yemin etmek yaygındır. Ama bu mekruhtur. Yani yemin edeceğimiz zaman Yüce Allah’ın isimlerini ve sıfatlarını kullanmamız gerek. Resulullah Efendimiz de yemin edecek kişilere Allah’ın isimlerini kullanarak yemin etmelerini tavsiye edip emir buyurmuştur. Peygamber Efendimiz yemin ile ilgili başka bir hadis-i şerifte, “Müslüman kardeşinin malını almak için yalan yere yemin etmek nesli keser” diye buyurmuştur. Yine aynı şekilde yalan yeminle ilgili aynı hükmü görüyoruz. Şimdi bir insanın tam bilmediği bir konuda yemin etmesi konusunu da açıklıyalım. Bir kimse tam net olarak bilmediği bir konuda karşısnındaki insanı inandırmak için yemin ederse bu mekruh olarak değerlendirilir. Kimse emin olmadığı bir konuda yemin etmemelidir.

3 ÇEŞiT YEMiN VARDIR

3 çeşit yemin vardır. kefarete gerektiren yeminler, kefaret gerektirmeyen yeminler ve hükümsüz yeminler. Biz önce kefaret gerektiren yeminleri açıklayalalım. İlerdeki bir işi yapmak veya yapmamak için edilen yeminlerdir. Şimdi bu yemini bozan kişi  hem yalan söyleyip haram işlediği için cezasını çekecek hem de yemini bozduğu için kefaret ödemesi gerek. Kefaret gerektirmeyen yeminler ise, bozulması da, bozulmaması da caiz ise o yemin için kefaret edilmez. Yani bir yemin ettiniz bozarsanız günah yok caiz o zaman kefaret ödemenize gerek yok. Ama bu durumda yeminde durulması gerek, güzel olan edilen yemine tabi olmaktır. Son olarak hükümsüz olan yeminler. Burada insan yanlış veya haram bir şey yapmak için yemin etmişse o yemini bozması gerekir. Bu yeminde bulunan kişinin hatasının farkına varması gerek ve yanlış işten dönmesi gerek. Bu da yine kefaret gerektirmez.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Cevat Akşit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Abdülhamit - Hocam Selamun Aleykum. Bir arkadasim; liyakat sahibi, çalışkan ve başarılı olmasına rağmen 20 yıl çalıştığı kurumdan bir iftira neticesinde işten çıkarıldı. Arkadaşım; Allah, Kuran ı Kerim ve Resullah ı şahit gösterip bunun bir iftira olduğuna dair yemin etti. Bu durumda iftira atan, buna inanan ve arkadaşımı işten çıkaranların hükmü nedir?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Ekim 22:29


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?