Reklamı Kapat

Yozlaşma

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Ben Müslüman’ım demek; Allah ve Resulünün itikadi, ahlaki, ilmi, ekonomik, sosyal, siyasi, hukuki ve uluslararası ilişkilerle ilgili bütün emir ve yasaklarına teslim olmaktır. Bu teslimiyet, sıradan bir şey değildir. Ahlak, bu teslimiyetin cilası ve boyasıdır. “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” diyen rahmet peygamberine ümmet olmuş her kimse, hâl ve hareketlerinde, ahlakı Kur’an olan bu peygamberi örnek almaz ise, Müslümanlıkla arasındaki bütün bağları kesmiş olur. Gıybet ve alay etmek, küçük görüp ötekileştirmek gibi davranışlar, yozlaşmanın alametlerindendir.

HÜMEZE VE LÜMEZE

Cenab-ı Allah Kur’an’ı, kıya¬mete kadar gelecek insanların sosyal, siyasal, hukuki ve her türlü ihti¬yaçlarını karşılayacak şekilde indirmiştir. Bizler, Kur’an’a olan bağlılığımız oranında, iç ve dış dünyamızda huzura ereriz. Hümeze; insanları arkadan çekiştirmek, gıyaplarında insanların şeref ve haysiyetlerini yaralamaktır. Lümeze ise; yüzlerine karşı kaş göz hareketleriyle insanları alaya almayı, küçük düşürmeyi, rahatsız etmeyi alışkanlık haline getirmektir.

Hümeze 1-9: “Arkadan diliyle çekiştiren, kaş göz hareketleri yaparak alay eden her kişinin vay haline, o ki, mal toplamış ve onu sayıp durmuştur. Malının kendisini ölümsüz kılacağını sanır. Hayır, ant olsun ki o, Hutame’ye atılacaktır. Hutame’nin ne olduğunu bilir misin? Allah’ın tutuşturulmuş ateşidir. O yüreklere kadar işler. O ateş, onların üzerine kilitlenecektir. Onlar da, bu ateşin içinde uzatılmış sütunlarda bağlı kalacaklardır.” Veyl; yazıklar olsun manasına gelir ve cehennem de bir vadinin adıdır. Bu surede; dedikoducular, zehir kovası taşıyanlar, insanlara tepeden bakıp alay edenler kınanmaktadır. İnsanları arkasından çekiş¬tirmek, jest ve mimiklerle, kaş göz işaretleriyle bir başkasını hafife almak, hakaret etmek, insanlara kötü lakap takmak bir Müslüman’ın yapacağı şeyler değildir. Müslüman, Hemmaz ve Lemmaz olmamaya dikkat eder. Cehennem Allah’ın yakılmış ateşidir. İnsanları bu ateşe taşıyan davranışlar ise hümeze ve lümeze gibi ahlaki bozukluklardır.

AHLAKİ YOZLAŞMA

Ahlak; insanın karakter yapısı, fiilleri, bunlarla ilgili değerlendirmeleri ve kişilerin davranışlarını tanzim eden genel kurallar bütünüdür. Yozlaşma ise; işlenmemiş, kaba, terbiye edilmemiş, iyi vasıflarını kaybedip soysuzlaşmış ve haktan sapmış, huyu suyu bozulmuş, doğasındaki iyi nitelikleri sonradan yitirmiş olmaktır.

Yozlaşma; çürüme, bozulma, değerin düşmesi, ahlaka uygun olmayan eylem ve davranışların yapılmasıdır. Ahlaki yozlaşma; insanın fıtratında ve yaratılışında gizli ve saklı olan temiz huyların, kötü görülen huylar ile değiştirilmesidir. İmanın yerine inkârı, şirki ve münafıklığı yerleştirmek ahlakın yozlaştırılmasıdır. Kur’an ve sünnet bilgisi yerine materyalist bilgiyi yerleştirmek derin bir yozlaşmadır.

Helal kazanç kaynağı ticaret ve ziraat yerine faizi ve haksız kazancı tercih etmek de bir ahlaki yozlaşama halidir. Kibir, riya, haset, cimrilik, yalancılık, zina, içki, kumar, hainlik, ahde vefasızlık, zulmetmek, hırsızlık yapmak, israf, iftira gibi olumsuz davranışlar ahlaken yozlaşmanın ürünüdür. Ahlaken yozlaşan insan ve toplumlar, kabalaşırlar ve vicdanları körelir. İnsanlık tarihinde ilk cinayetin işlenmesi, ahlaki bir bozulma hali olan haset sebebiyle olmuştur. Tarihte helak olan milletlerin yıkılışlarında ahlaki bozulma ve çöküntünün önemli ölçüde rol oynadığını Kur’an bize haber verir.

GIYBET VE ALAY

Gıybet ve alay; hakkı savunan bir kadroyu, mücadeleden düşüren ve başarısız kılan kötü ahlaklardandır. Bir ülkeyi idare eden iktidarların gıybet, alay ve iftirayı siyasi bir malzeme olarak kullanması, toplumun yozlaşmasını hızlandırmaktadır. Gıybet ve alayın, insanlara üstünlük taslamanın, onları hor görmenin sebebi, servet edinme ve iktidar olma hırsıdır. Fert ve toplumun, İslam’ın telkin ettiği adil düzen ile bağlarını zayıflatması veya koparması, zenginlik ve servetin büyük bir felaket aracı haline gelmesini sağlar.

 Tarihte mal ve iktidarı ele geçiren Firavun gibi zorbaların halkına, “Ben sizin en yüce Rabbinizim” demeleri buna örnektir. Mekke müşrikleri de servet ve iktidarlarını kaybetmemek için, öksüz ve yetim olarak büyüyen Peygamberimizi inkâr ve alay yolunu seçmişlerdir. Bu karakterdeki insanların peygamberlere, “Yanınızdaki fakir ve zayıf insanları kovun da sizinle oturalım” dedikleri bilinir. Günümüzde de kimi zayıf karakterli insanlar ve şımarmış yöneticiler “öğretmen eskisi, çete, tabelası var, binası yok” diyerek benzer şımarıklığı ortaya koyuyorlar. Hâlbuki insanın değeri ve kalitesi, servetinde, iktidarında ve etiketinde değil, takvasında ve istikametindedir. Gıybet ve alayın, insanlara üstünlük taslamanın, onları hor görmenin bir diğer sebebi de iktidar ve servetin ebediliği düşüncesidir. Mal ve iktidar, insanın değerini yükseltmez. İnsanı ahirette kurtaracak olan şey, halis imanı ve bütün insanlığın saadetini sağlamak için yaptığı cihadıdır.

KURTULUŞ

Müslüman; adil düzenin hâkim, faizci kapitalist düzenin zail olması için malıyla canıyla cihat eden kimsedir. Bunu idrak için Fetih Suresi 29. ayetini fıkhıyla birlikte tefekkürde yarar vardır: “Muhammed Allah’ın elçisidir. Onunla birlikte olanlar da inkârcılara; faizci düzeni yürütenlere karşı çetin kendi aralarında merhametlidirler. Onların rükû ve secde ederek Allah’tan bir lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Yüzlerinde secde izlerinden meydana gelen belirtiler vardır. İşte onların Tevrat’taki vasıfları budur.

İncil’deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah böylece o müminleri çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanıp salih işler yapanlara bağışlanma ve büyük bir ecir vaat etmiştir.” Asrımızda bu üstün vasıflara sahip bir topluluk olmaya çalışan Milli Görüşçüler=Saadet Partililer, kendilerini yozlaşmadan koruyabildikleri ölçüde başarıya koşabilirler. Selam hidayete tabi olanlara...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

05

TS-61 - Allahü teala sizlerden ebeden razı olsun, Sn. Hocam.. Rabbimiz teala bu kutlu davayı tez zamanda menziline ulaştırsın İnşaAllah.!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Ekim 00:44
01

Musa Derman - Kalemine ve gönlüne saglik cok güzel tespit etmissiniz.Insallah insanmiz anlarda ucurumun kenarindan döneriz.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 14 Ekim 10:21


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?