Reklamı Kapat

Azerbaycan ve ateşkes sonrası

Bismillâhirrahmânirrahîm;

27 Eylül günü Ermenistan, hiçbir gerekçe göstermeden Azerbaycan’a saldırdı. Azerbaycan, beklemediği saldırı karşısında hemen harekete geçti. Ermenistan içlerine ve özellikle 28 senedir Ermeni işgali altındaki Dağlık Karabağ’a doğru ilerlemeye başladı. Ermenilerin savaş gücü yoktu. Azerbaycan ordusunun direnişi karşısında kaçtılar veya teslim oldular. Asker karşısında direnemeyen Ermenistan ordusu sivil hedeflere, evlere, köylere füze saldırısı başlattı.

Ermenilerin 1918’den beri, sınırlarını genişleterek, “Büyük Ermenistan” kurma niyetleri olduğu biliniyor. 70 yıllık Sovyetler baskısı bitince, 1989’dan itibaren bağımsızlıklarını kazanmaya başlayan Türkî cumhuriyetler içinde Azerbaycan da vardı. Onların yeni devlet olmaya çalışmasını fırsat bilen Ermenistan, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde hak iddia etti. Burası hukuken, Azerbaycan’a bağlı bir bölgeydi. Karabağ’a saldırdı ve işgal etti. Azerbaycan’ı buradan göçe zorladı.

Ermeniler, 1 asrı geçen süredir, Hazar Denizi’nden Ege Denizi’ne kadar uzanan bölgede “Büyük Ermenistan” kurma peşinde. 3 milyon civarında nüfusu, 29.743 km2’lik yüzölçümü mevcut. Türkiye ve Azerbaycan’a sınırı var. 1992’den bu yana işgal altında bulundurduğu Dağlık Karabağ ise 4.400 km2’lik arazi yapısına sahip.

Ermenistan’ın bu kadar büyük iddiasına rağmen savaş gücünün olmadığı görüldü. Teröristler misali, yakıp yıkmaya giriştiler. Yöneticileri, “ateşkes” istemeye başladılar. Tiflis-Bakü-Ceyhan Petrol Boru Hattı’na füze saldırısı yaptılar. Ermenilerin 1915’ten beri, Batılı ağabeylerini seferber ederek Türkiye’nin kendilerine “soykırım” yaptığı iddialarının iç yüzü ortaya çıktı. 

ÜSTÜNLÜK AZERBAYCAN’DA

Azerbaycan, hem Ermenistan içlerinde; hem de işgal altında bulunan Dağlık Karabağ bölgesindeki yerleşim yerlerinde ilerleyişini sürdürdü. Azerbaycan askerini karşılayan bir Ermeni kadını, “Evinize hoş geldiniz” diyerek işgallerini kabul etti; Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan’ın öz evi, öz yurdu olduğunu anlattı. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ise, “Ermeni halkıyla sorunumuz yok; onlar yöneticilerinin esiri” diyordu.

Bu süreçte, Türkiye ve Azerbaycan tam bir dayanışma içinde oldu. Türkiye Dışişleri Bakanı, “Ermenistan savaş suçu işliyor” diyerek Azerbaycan’ı ziyaret etti. İlham Aliyev defalarca, “İlerlememiz Dağlık Karabağ işgalden kurtuluncaya kadar sürecek; o zamana kadar ateşkese razı olmayacağız” demişti. Hatta “ateşkes” sonrası Türkiye’nin masada olmasını istedi.

Ermenistan’ın “ateşkes” talebi karşısında BM, Rusya, NATO, ABD, Fransa boş durmadı.  Ermenistan, Azerbaycan, Rusya ve Türkiye’ye yoğun bir diplomatik trafik başlattılar. Rusya, saldırının 13. gününde Ermenistan ve Azerbaycan Dışişleri Bakanları’nı bir araya getirdi. Toplantıda “ateşkes” kararı alındı. Ermenistan, hem kel; hem fodul! “Ateşkes”i kendileri istediler; yine kendileri uymadılar. Yaptıkları savaş değil; terör estirmek! Ermenistan Başbakanı Paşinyan, “Amacımız sivilleri vurarak panik oluşturmak” demişti.

Ermeniler savaştan kaçan halleri ile kimlerden cesaret alıyor, dersiniz? Şüphesiz Batılılardan! “İskender füzeleri kullanırız” diyerek Azerbaycan’ı tehdit ettiler. Azerbaycan’ın da cevabı gecikmedi: “Biz de yıkıcı silahlar kullanarak uygun cevabı veririz.”

UYAN İSLÂM DÜNYASI!

Dikkat ediyor musunuz? Oyun hep aynı! Bir Hıristiyan ülke Müslümanlara saldırıyor; Hıristiyan dünyası saldırganın etrafında kümeleniyor. Kısa bir süre önce, bu durumu Yunanistan’da gördük; şimdi ise Ermenistan’da! Aliyev, “Masada Türkiye de olmalı” demişti. Daha ilk toplantıda Rusya Türkiye’yi yok saydı. Hâlbuki Türkiye, bir kuzey ülkesi olan Rusya’yı, güneydeki Suriye konusunda karar mercii yapmak için “ikili zirve” gerçekleştirmişti.

Türkiye’nin Rusya ile yaptığı “zirve”nin sonuçlarını Esad’a Putin ulaştırmıştı. Niçin? Çünkü bizim yöneticimiz Esad’la görüşmüyordu. Aynı yönetici, Trump, Netanyahu gibilerle görüşmeyi ciddi bir diplomasi olarak görüyordu. Sonunda olan oldu: Rusya; Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Libya’daki konumunu güçlendirdi. Önceden bölgede Amerika ve vesayetçileri cirit atarken; şimdi Rusya da baş belâsı! Böyle bir dış politika olabilir mi? Bunun izahı nasıl yapılabilir?

Cumartesi günü “ateşkes” kararı alındı. BM, ABD, Fransa, Rusya, NATO pusuda bekliyor. Türkiye’nin dikkate alınmayacağı görülüyor. 28 senedir Dağlık Karabağ’ı işgal altında tutan, şimdi de gerekçesiz Azerbaycan’a saldıran Ermenistan’ı haklı çıkarırlarsa şaşmayın! Çünkü Yahudi ve Hıristiyanlar birbirlerinin dostudurlar.

Bunca darbe ve küçümsenmeden sonra, Müslümanlar hâlâ birbirlerinden ayrı durmayı sürdürürler mi? Bu ne duyarsızlıktır! Yaşadıklarından ders almayıp hâlâ bir araya gelemezlerse; o zaman başlarına gelenler yaptıklarının karşılığı olur. Müslüman bir delikten iki kere ısırılmaz. Isırılmayı sonsuza kadar sürdürmek ne büyük aldanış!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Bilmemkim - Biz Müslümanlar yıllarca ısırılıyoruz ve bizi birbirimizden ayrıştırmayı çok iyi biliyorlar, bae ve suud un satanist şeyhleri oldukça başımıza da her türlü bela gelir . . . o nedenle daha çok ısırılmaya da mahkumuz .. . .

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Ekim 17:33


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?